“Eylemsizlik Yasası” hayatımıza ne söyler?

 

Her yıl  aynı şekilde hazırlanılır. Bu yıl daha önce yapılamayan çok şey yapılacaktır. Hayaller kurulur, ajandalar alınır, yeni hedefler yazılır, yepyeni bir “ben” hayal edilir. O güne kadar ertelenen ne varsa hemen başlanacağına dair kararlar alınır.

 “Bu yıl daha düzenli olacağım, daha çok kendime zaman ayıracağım, daha planlı çalışacağım, daha sakin olacağım…”

Ve çoğu zaman bu kararların önemli bir kısmı sessizce rafa kalkar. Genellikle şu cümleyle kapanır dosya:

“Demek ki ben bu kadarım. Benden bu kadar oluyor.” Oysa öze dönük suçlamalar kişiyi yıpratır, öz güvenini düşürür. Sorun belki de fizik kurallarına aykırı bir beklentiyle hareket etmeye çalışmaktır.

Eylemsizlik Yasası Hayatımıza Ne Söyler?

Fiziğin en temel ilkelerinden biri Newton’un birinci yasasıdır: Bir cisim, üzerine etki eden net bir kuvvet yoksa, duruyorsa durgunluğunu koruma, hareket ediyorsa sabit hızla hareketine devam etme eğilimindedir. Bunu gündelik hayata uyarlayalım: Aylarca belli alışkanlıklar içinde yaşayan bir insan sadece takvim 1 Ocak oldu diye kendiliğinden yön değiştiremez. Çünkü o kişinin hayatı belli bir yönde ve belli bir hızda akmaktadır. Eylemsizliğini korumaktadır. Takvimin değişimi o akışı değiştirecek bir etki değildir. Birdenbire hayatın farklı bir yöne akmasını beklemek doğru olmaz. Fizik buna eylemsizlik yasası ile itiraz eder. Kişinin sisteminin mevcut durumunu değiştirmek için dıştan bir kuvvet etki etmesi gerekir. Yani sistem bir etkiye maruz bırakılmalı, sisteme bir enerji verilmelidir. Başlangıçta verilen enerji sürdürülebilirliği sağlamak için yeterli gelmeyebilir.

Motivasyon Bir Enerji Türüdür

Motivasyon çoğu zaman sürekli var olması gereken bir güdüleyici olarak algılanır. Aslında motivasyon da var olan enerjinin harekete dönüşmesi ile süreklilik gösterebilir. Yani diğer deyişle harekete geçmek için beklediğimiz motivasyon, harekete geçmezsek var olamaz.

Bir sistemde var olan enerjiyi nasıl kaybederiz? Örneğin oyuncak bir arabayı zeminde ittiğiniz zaman bir süre sonra yavaşlayarak durur. Onu durduran sebep sürtünme kuvvetidir. Sürtünme kuvvetini hareketi baltalayan bir etki olarak düşünebiliriz. Bizim sistemimizde de sürtünme kuvvetine benzer etki yapan baltalayıcılar bulunur. Bunlardan bazıları 

– yorgunluk,
– çevresel koşullar,
– alışkanlıklar,
– beklentiler,
hatta telefon bildirimleridir.

İşte yeni yıl kararlarının çoğu bu enerji blokajcıları hesaplanmadan alınır. Tüm bunlara karşı alınacak önlemlerin yapılandırılması ise kararların uygulanabilmesini sağlar.

İvme Kazanmak Neden Zor?

Bir cismi harekete geçirmek, onu ivmelendirmek, hareket halinde tutmaktan daha zordur. Bu da bir fizik gerçeğidir. Hayatta da sistem böyle işler; bir alışkanlığı başlatmak, sürdürmekten daha fazla enerji ister. İvme sabır ister, düzenli kuvvet uygulanmasını ister. Aldığımız kararları da uygulamak emek ister. Örneğin üç gün spor yapıp dördüncü gün yapamayınca “olmuyor” deriz. Oysa fiziksel olarak henüz ivme kazanılmamıştır. Ve biz sabırsızca hemen sonuç görmek isteriz. Fizikte zaman görecelidir; gözlemciye göre değişir. Hayatta da zaman algısı yanıltıcıdır. Kişiye ve duruma nereden baktığına göre değişir. Yeni bir yıla girerken de önümüzde çok uzun bir yıl olduğunu düşünerek her şeyi yapabileceğimizi düşünürüz. Oysa zaman öyle hızlı akar ki bir bakmışız aylar geçmiş ve söylenenlerin pek çoğu yapılmamış, hedefler yanlış zaman algısının altında ezilmiş.

Aslında bir yıl için çok fazla hedefi bir arada netlik olmadan tutmak yerine, akışa hız kazandıracak, hayalleri gerçekleştirmeyi sağlayacak kuvvetin nasıl oluşturulabileceğini fark etmek çok daha yararlı olacaktır. Bu sayede tetik mekanizma keşfedilir ve sonrasında sürekliliğin nasıl sağlanacağı üzerinde durulur. Böylelikle hedefler kademeli bir sistem üzerinde yapılandırılmış olur. Küçük hedefler koymak, küçük başlangıçlar yapmak, itici bir güç oluşturmakta etkilidir. Örneğin günde beş dakika, haftada iki gün, ayda bir kilo gibi adımlar başlangıç için değerli ve sonuç verici olabilir. Bu tür bir yaklaşım iddiasız görünür ama anlamlıdır. Çünkü süreklidir. Hayat, büyük sıçramalarla değil; küçük, kararlı ve sürekli itişlerle yön değiştirir. Bu yaklaşım yeni yıl için alınan kararların da başarılı olmasını sağlar.

Hayata da bilimsel bakış açısıyla, doğa kanunlarıyla yaklaşırsak onu daha iyi çözebiliriz. Kişi, başaramadıkları için kendine kızarak haksızlık etmek yerine bakış açısını, hayata yaklaşım tarzını ve belki mükemmele ulaşma tavrını değiştirirse atamadığı adımları atabilir, hayallerine yaklaşabilir ve hatta kavuşabilir.

Eğer siz de yeni yılın ilk üç ayı geçmesine rağmen henüz harekete geçemediyseniz tüm güncellemeleri yaparak, zaman kaybetmeden sisteminize gerekli enerjiyi vermelisiniz demektir. Çünkü fizik bunu ister. Fizik enerji verilen tüm sistemlerin çalışacağını söyler. Bunu düşünmek de sizin için bir motivasyon kaynağı olabilir. Önemli olan sistemi doğru kurarak zamanın akıp geçmesine müsaade etmemektir.

Belma Alper Uğurlu

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu