Erdoğan’dan Terörsüz Türkiye için net mesaj

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Türkiye’ye hizmet mücadelesini yoğun bir mesaiyle sürdürdüklerini belirten Erdoğan, Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden, bütün kurum ve imkanlarla koşturduklarını söyledi.

“Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin işbirlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü haline getirmeye çalışıyoruz.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma, milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye’nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk, hız kesmeden devam ediyor.”

Erdoğan, milletin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da kendileriyle olduğunun idrakinde olduklarını dile getirerek, kendisine, iktidarlarına ve ittifaklarına yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacaklarını kaydetti.

“BİZİM İÇİN EN BÜYÜK MAKAM, MİLLETE HİZMETKARLIK MAKAMIDIR”

Vatandaşların, kendileri için insanın, siyasetlerinin de icraatlarının da özü olduğunu çok iyi bilmesini isteyen Erdoğan, “Bizim için en büyük makam, millete hizmetkarlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyil etmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek, yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz.” diye konuştu.

Kabine’nin 69. toplantısını yaptıklarını bildiren Erdoğan, “Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken, enerjide Türkiye’yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik.” dedi.

Erdoğan, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı coğrafyanın son yılların en sancılı günlerini yaşadığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İsrail’in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleri ile bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak, Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail’in işgalleri, İsrail’in hukuksuz yerleşimleri, İsrail’in Gazze’de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleri ile bölgenin tamamı ödemektedir.

Örneğin, bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrol kimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak, her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah’a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz.”

“İHRACATÇILARIMIZIN GÜNLÜK REESKONT KREDİSİ LİMİTİNİ 5 MİLYAR LİRAYA YÜKSELTTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte üreticiyi, ihracatçıyı ve reel sektörü desteklemeyi ihmal etmediklerini vurgulayarak, “İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkanı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık.” ifadelerini kullandı.

Çiftçi ve esnafı da yalnız bırakmadıklarını belirten Erdoğan, “Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik. Konaklama vergisini yüzde 2’den yüzde 1’e düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeli tesislerde çalışan başına 3 bin 500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkanı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. Eş zamanlı olarak Türkiye’yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi haline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz.” diye konuştu.

Önlerinde yoğun bir çalışma dönemi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Program’ımızı hazırlarken, diğer yandan Meclis’e sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın, Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyel sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah’ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir.”

Türkiye’nin geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşadığını, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülke olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başında terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başta olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Bazı çarpıcı rakamları paylaşmak istediğini bildiren Erdoğan, AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışmada, terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Buna göre, terörün faturasının, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5 bin 800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“İstihdamdaki kayıp, 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. Şurası da oldukça dikkat çekicidir; terör kaynaklı kayıplar, kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye’ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı, bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım ve güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor.

Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuruyla koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de Arap da Laz da Çerkes de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikaye yazmaya başlayacaktır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu