Bir Cumhuriyet Kadını: Fatma Refet Angın
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü…
Cumhuriyetimizin aydınlık yüzünü, cehaletle mücadelesini ve geleceği yeniden inşa eden bir ulusun iradesini hatırladığımız özel bir gün. Ve bu anlamlı günde akla gelen ilk isimlerden biri hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın öğretmeni olan Fatma Refet Angın’dır.
18 Mart 1915’te Çanakkale’de dünyaya gelen Fatma Refet’in hikâyesi, yalnızca bir öğretmenin yaşam öyküsü değildir.
Babası, Kuvayı Milliye üyesi olarak Mustafa Kemal’in izinden Anadolu’ya geçmiş, üç yıl boyunca cephede savaşmış bir vatanseverdir. Küçük Fatma ise okuma yazmayı annesinin dizinin dibinde öğrenmiş, Cumhuriyet’in ilanı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ardından Gelibolu’da açılan Cumhuriyet Okulu’nun ilk öğrencilerinden biri olmuştur. Daha çocuk yaşında bile Cumhuriyet’in aydınlık çığırını takip eden bir kız çocuğu…
Onun hayatında Mustafa Kemal Atatürk’le iki unutulmaz buluşma vardır.
İlk karşılaşmalarında Atatürk ona,
“Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorar.
Küçük Fatma tereddütsüz cevap verir:
“Öğretmen olacağım.”
“Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorar.
Küçük Fatma tereddütsüz cevap verir:
“Öğretmen olacağım.”
Aradan yıllar geçer. Fatma artık öğretmen okulunun öğrencisidir. Atatürk ile yolları tekrar kesiştiğinde ona gururla şöyle seslenir:
“Bakın Paşam, sözümü tuttum. Öğretmen olacağım.”
“Bakın Paşam, sözümü tuttum. Öğretmen olacağım.”
Atatürk onu hemen tanır:
“Sen Gelibolu’daki kızsın…” der ve ardından sorar:
“Ne öğretmeni olmak istiyorsun?”
Fatma Refet heyecanla,
“Matematik öğretmeni.” diye cevap verir.
Atatürk ise tarihe kazınacak o cümleyi kurar:
“Hayır, tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir.”
“Sen Gelibolu’daki kızsın…” der ve ardından sorar:
“Ne öğretmeni olmak istiyorsun?”
Fatma Refet heyecanla,
“Matematik öğretmeni.” diye cevap verir.
Atatürk ise tarihe kazınacak o cümleyi kurar:
“Hayır, tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir.”
İşte böyle başlar Fatma Refet Angın’ın yolculuğu… Bir Cumhuriyet kızının, bir idealistin, bir öğretmenin hikâyesi…
Bugün, Cumhuriyetin ilk kadın öğretmeninin kararlılığını ve Atatürk’ün eğitim vizyonunu anarken, bir yandan da çağımızın öğretmenlerine bakmadan geçemiyoruz. Yıllarca emek verip büyük bir ideal uğruna yetişen, çocuklara ışık olmak için sabırla bekleyen binlerce genç öğretmenimiz, bugün atama umuduyla yolunu gözledikleri kürsüleri hayal ediyor.
Onların heyecanı, azmi ve mesleğe duydukları sevda; bizlere Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan o eğitim seferberliğini hatırlatıyor. Öğretmenlik, yalnızca bir meslek değil bir ülkenin geleceğini yoğuran bir çağrıdır. Bugünün koşullarında atama bekleyen tüm öğretmenlerimizin sesini duymak, onların bu kutsal görevi yerine getirebilmeleri için destek olmak da toplum olarak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu vesileyle, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle anıyor; ülkemizin dört bir yanında büyük özveriyle görev yapan ve görev yapmayı bekleyen tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyorum.
Buket Işıkdoğan Köse




