Geyikli Halı ve Bayram Sabahları

Çocukluk yıllarımda bayram günlerinde köyde bayram ziyaretleri için girdiğimiz hemen hemen her evin duvarına asılmış bir duvar halısı karşılardı gelenleri. Gözüm kapıyı açana değil de her seferinde duvardaki halıya takılırdı.

Renkleri biraz solmuş, kimi yerleri eskimiş olsa da o halılar bana hep başka dünyaların kapısını aralarmış gibi gelirdi. Üzerindeki desenlerde bazen bir dağ, bazen bir ırmak, bazen de hiç bilmediğim şehirlerin hayalini kurardım. Büyükler bayramlaşırken ben sessizce o halının önünde durur, ipliklerin arasına saklanmış hikâyeleri okumaya çalışırdım sanki.

O evlerin duvarlarında asılı duran halılar sadece bir süs değildi aslında. Her biri o evin emeğini, sabrını ve yıllarını taşıyan sessiz tanıklardı. Belki de bu yüzden, aradan bunca yıl geçmesine rağmen bir duvar halısı gördüğümde içimde hâlâ çocukluğumun bayram sabahları uyanır.

Baharın ruhumuza fısıldayan davetkâr çağrısına ayak uydurdum ve Kayadibi köyünde Yörük Evi ismiyle hizmet veren bir kadın işletmecimizin mütevazı, huzurlu mekânını ziyaret ettim. İlk dikkatimi çeken ise duvarda asılı olan, renkleri biraz solgun ama bana hiç de yabancı olmayan geyik motifli duvar halısı oldu.

Doğayı seven bir milletiz bizler. Bu sevgimizi hayatımızın hemen her köşesinde vurgulamak ne kadar anlamlı ve güzel. Evimizin içindeki aksesuarlardan, duvarlarımızı süsleyen halılara kadar hep doğayla iç içe yaşamışlığın mirasını taşıyoruz içimizde, öyle değil mi?

Geçmişten gelen bir miras mıydı bu halılar, bilmiyorum. Otağlarda da kullanılır mıydı? Neden kapının tam karşısına asılırdı? Nazardan korunmanın bir yolu muydu acaba… O evi koruyan, kutsayan bir anlam mı taşırdı geyik motifi? Yoksa sadece soğuk kış günlerinde evleri sıcak tutsun diye, en çok üşüyen duvarlara asılmış bir yalıtım mıydı?

Bilemiyorum…
Ama şunu biliyorum ki, insanda sıcacık bir duygu uyandırıyor. Bir aitlik duygusu… Zihnin karmaşası içinde gözlerinin o halıya takılıp, düşüncelerinle çıktığın küçük bir huzur yolculuğu gibi.

Ben hâlâ o halının içinde geyiklerle dolaşıyorum sanki. Sessizce oradan bakıyorum dünyaya. Ve düşünüyorum…
Belki de duvar halıları sadece duvarları süslemek için asılmadı hiçbir zaman.
Belki de onlar, bir evin hatıralarını, sıcaklığını ve ruhunu korumak için oradaydılar.

Kim bilir…
Belki de bu yüzden, bazı evlere girdiğimizde kendimizi yabancı hissetmeyiz.
Çünkü o duvarlarda hâlâ geçmişin sıcaklığı asılıdır.
Ben hâlâ o halının içinde dolaşan geyiklerin peşinden gidiyorum.
Çünkü biliyorum o halıda doğanın ruhu asılı.

Buket Işıkdoğan Köse

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu