Sevilerek tüketilen zeytinyağlı yemeklerden biri..
Bakla(Vicia faba ),baklagiller (Fabaceae) familyasına adını veren, gıda ve yem bitkisi olarak tarımı yapılan tek yıllık bir bitkidir. Doğu Akdeniz’de ortaya çıktığı düşünülüyor. Kökeni Arapçaya dayanan ‘Bakla’ sözcüğü bu dilde “ot, yeşillik” anlamındadır, ancak Osmanlılarca bakla karşılığı olarak kullanılmıştır.
Akdeniz ve Türkiye’nin de içinde yer aldığı güneybatı Asya kökenli olan bitkinin yabani atası henüz bulunamamıştır. Tarıma alınması, bu bölgede buğday ve arpa ile birlikte evcilleştirilen mercimek ve nohut kadar eski olmasa da günümüzden önce 10.000’lere ait Ürdün, Suriye ve İsrail erken Neolitik yerleşmelerinde bakla örneklerine rastlanmıştır. Bazı Asya ve Akdeniz ülkelerinde, örneğin Mısır’da yoksulların temel protein kaynağı olagelmiştir. Mısır, Fas, İspanya, İtalya, Türkiye ve Çin’de yaygın olarak üretilmektedir.
Ilıman iklim bitkisi olan baklanın tarımı Türkiye’de daha çok kışın yapılır ve bahar aylarında taze haliyle tüketilir. Kökleri üzerinde oluşan küçük yumruların toprağa azot katkısı nedeniyle çiftçiler tarafından kullanılır. Tahıllarla ya da yazlık sebzelerle münavebeli olarak ekilir. Karakteristik olan uzun, içi boş ve köşeli sapı üzerinde bileşik yaprakları karşılıklı dizilidir, beyaz renkli çiçekleri yaprak koltuklarından çıkar. Kendi kendilerini dölleyen bu çiçeklerden bitkinin bakla ya da badıç denilen meyveleri oluşur. Her badıç içinde 8-10 ‘bakla içi’ de denilen tohum bulunur.
İnsan nüfusunun bir kısmı ”Akut Hemolitik Anemi “olan favizmden muzdariptir. Bu iki bileşiği metabolize eden glikoz-6-fosfat dehidrogenaz enziminin eksikliğinden kaynaklanan kalıtsal bir durumdur. Bakla ürünlerinin yenmesiyle olur.
Zeytinyağlı taze bakla
Yarım kg.taze bakla
Üç beş sap taze soğan
Bir ufak kuru soğan,
Dört yemek kaşığı zeytinyağ(Arzuya göre arttırıp azaltılabilir lakin bol zeytinyağı Akdeniz yemeklerinin vazgeçilmezi olması açısından tercih edilendir bilirsiniz..)
Bir kahve kaşığı tuz ve karabiber
Yapılışı : Orta boy çelik tencerenin içine en alta yemeklik doğradığınız kuru soğanı üzerine taze soğanları ve yıkayıp ayıkladığınız baklaları koyup üzerine zeytinyağı tuz karabiber ilavesiyle kısık ateşte yarım saat kadar pişiriniz.(Pişirme süresi damak zevkinize midenizin yaşına bağlı olarak değişir malumunuz. Bazı ailelerde sebzeler çok pişmiş tercih edilse de ne kadar dirice kalırsa demiri zarar görmeyeceği için ben kısa süre pişirmeyi tercih ediyorum.)Tabii ki buharda pişirme tekniğine sahip mutfak malzemeniz varsa zaten her şey daha lezzetli ve vitamini korunmuş kalacaktır.. Eskiler bir avuç un ilave ettikleri suya doğrardı baklaları kararmasın falan diye malum, hatta bir tatlı kaşığı da toz şeker serperlerdi tencerenin kapağını kapatmadan önce.
Ben yapmıyorum çünkü ne una ne de şekere ihtiyacı yok aslında bu sebzenin.. Doğal lezzeti çok daha güzel çünkü, ayrıca baklalar da kararmaz .Soğuk olarak servis edilen bütün zeytinyağlı yemekler gibi (Mide de gaz yapmaz soğuk olursa)yanına pazı ilavesiyle.
Bir dip not ilave etmek isterim haddim olmadan . Sofrada muhakkak herkes için birer bardak su hatta bir sürahi dolusu yedek su bulundurmak benim çocukluğumdan beri alışık olduğum şeylerden biri olup her türlü derde şifa niyetinedir…Yemekten önce su içme uyarılarını ara sıra göz ardı edip kocaman bir bardak suyu mideye indirmeyi adet edinmiş olanlarınız hafifçe gülümseyecektir şimdi.
Herkesin keyifli mutlu sevgi dolu sofralarda buluşması dileğiyle afiyet olsun…
Füsun Orbay




