Havuçsuz da güzel ve lezzetli

Yazın habercisi, sofraların değerli ve lezzetli sebzelerinden biri enginar hem damak tadına uygun eşsiz aromasıyla hem de sağlık yararlarıyla asırlardır insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Devedikeni ailesinden gelen bu görkemli bitki, aslında dev bir çiçeğin açmamış tomurcuğudur. Yapraklarının katmanlı formu ve kalbinde sakladığı o benzersiz lezzet, enginarı gastronomi dünyasında özel bir konuma koyar. 

Enginarın Etiyopya’da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bitki eski Mısırlılar ve Romalılar tarafından bir ilaç kadar değerliydi

Enginar genel olarak Türkiye’de ve birçok ülkede vegetatif yolla üretilmektedir. Fransa, İtalya ve İspanya’da doğrudan tohumla üretilen çeşitler geliştirilmiştir. Enginarda vegatatif yolla üretim dip sürgünleri veya üzerinde gözlerin bulunduğu kök parçaları ile yapılabildiği gibi sadece gözlerin ana gövdeden çıkarılıp değişik ortamlarda köklendirilerek de yapılabilir. En yaygın üretim şekli sürgünlerle yapılan üretimdir. Dikim genellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde Ekim–Kasım aylarında, Marmara bölgesinde ise Mart–Nisan aylarında yapılır.

Enginarlı yemekler bayram sofralarının vazgeçilmezlerindendir.

 

Zeytinyağlı Enginar

Malzemesi :

İki adet ikiye bölünmüş ayıklanmış enginar

Bir orta boy kuru soğan

Bir orta boy patates

İki üç diş ayıklanıp kabuğu çıkarılmış sarımsak

Yarım limon

Bir çay bardağı  zeytinyağı

Bir su bardağı sıcak su

Yeterince tuz karabiber

Yapılışı:

Enginarları ayıklayıp limonla ovarak limon ilave edilmiş su dolu bir kapta bekletirken diğer tarafta patatesi küp küp doğrayıp aynı suyun içine atarak biraz bekletiniz..(suya tuz atmayınız) Soğanı gelişi güzel ister yemeklik isterseniz de salataya doğrar gibi biraz zeytinyağı koyduğunuz kalınca bir çelik tencerenin dibine orantılı bir şekilde yayınız..Enginarların suyunu iyice süzdükten sonra tencereye soğanların üzerine koyup patatesleri  de aralarına  ve biraz da enginarların içine koyunuz..

Soğan ve patatesleri mümkün olduğunca enginarlara  eşit şekilde dağıtarak,kalan malzemenin de enginarların arasında kalacak şekilde olmasına özen gösterirseniz yemeğinizin lezzeti tencerenin içinde aynı olur..Tabii bu arada yarım limonu üzerlerine sıkıp tuzunu biberini serpiştirmeyi unutmazsınız.. Enginarlarin içine birer adet  sarımsak patates ve soğan koyunuz pişirmeye başlamadan..

Tencereyi kısık ateşte tutarken kaynattığınız bir su bardağı dolusu suyu da hepsinin üzerlerine gezdirip enginarları yaprakları yumuşayana kadar pişiriniz..

Püf noktası: Bütün yemekleri anneannem kapağını sımsıkı kapatarak az sulu olarak pişirirdi, lezzeti açısından eşşiz olması bakımından. Anneciğimin de kattığı önemli bir püf noktası var ki..(Aslında mutfakta yemek yaparken hep dikkat ettiği ve bana da aktardığı ) Şöyle ki..Yemek yaparken mutfaktan fazla uzaklaşma ve sakın gereken den fazla yemeğine su ilave etme.. Böylece yemek yanmaz ve çorbaymış hissi vermez.. Yemek gerçek lezzetini ancak bunlara dikkat edersen bulur. Aksi taktirde dibi yanmış çorbamsı olmasını göze alırsın bak ona göre…..

Afiyet olsun..

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu