5 Haziran Dünya Çevre Günü
Birleşmiş Milletler tarafından 1972 yılında 5 Haziran’ın Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmesinin üzerinden 54 yıl, Türkiye’de Çevre Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen, ne dünya 54 yıl öncesinden daha temiz ne ülkemiz 43 yıl öncesinden daha yaşanabilir.
1972 yılında 3,8 milyar kişi olan dünya nüfusunun günümüzde, 2 kattan fazla artarak 8,19 milyara çıkmış olduğunu dikkate alarak, bu süreçteki çevresel değişimlere göz atacak olursak;
1972 yılında dünyada kişi başına düşen tarım alanı miktarı 1,18 ha’dan, yaklaşık olarak 2 kat azalarak, 2022 yılında 0,6 ha’a düşmüş durumda. Ancak bu düşüş, her kıtada eşit miktarda olmayıp, Afrika’da 1972 yılında 2,46 ha olan kişi başına düşen tarım alanı miktarı, 2022 yılında 3 katı aşan bir azalışla 0,81 ha’ya gerilemiş durumda.
Günümüzde üzerinde en fazla konuşulan ve birçok çevresel problemin de temel nedeni olarak değerlendirilen karbondioksit salınım (CO2) miktarına bakacak olursak, 1972 yılında atmosfere salınan CO2 miktarı 16,22 milyar ton seviyesindeyken günümüzde bu miktar 2,3 kat artışla 37, 41 milyar ton düzeyine çıkmış durumda. Bu artışa bağlı olarak da atmosferdeki CO2konsantrasyonu 1972’de 327,46 ppm düzeyindeyken, 2023’de 414,61 ppm’ye yükselmiştir.
Son 800 bin yılda 300 ppm değerini aşmayan atmosferdeki CO2 konsantrasyonu sanayi devriminin başlangıcından kısa bir süre sonra hızla artmış ve 2023 yılında 414,61 ppm’ye yükselmiştir.
Sanayi devriminin başlangıcı olarak kabul edilen 1850 yılından, 2021 yılına kadar geçen sürede, iklim değişimine yol açan toplam sera gazı salınımları açısından en fazla en fazla sorumluluğun ABD’de olduğu, ikinci ve üçüncü sırada Çin ve Rusya’nın yer aldığı, dört ve beşinci sırada yer alan Brezilya ve Endenozya’nın ise, ilk üç ülke gibi fosil yakıt kaynaklı değil, arazi kullanımı (ormansızlaşma) nedeniyle listede yer aldıkları anlaşılmaktadır.
En fazla CO2 emisyonuna yol açan 15 ülke içerisinde Suudi Arabistan’ın kişi başına yıllık 18,89 ton CO2 salınımıyla ilk sırada, Kanada’nın 14,99 ton ile ikinci, ABD’nin ise 14,21 ton ile üçüncü sırada olduğunu görürüz. Bu tablonun 13’cü sırasında ise yıllık toplam 481,2 milyon ton CO2 salınımı ile Türkiye yer almakta olup ülkemiz, kişi başına yıllık CO2 salınımları açısından ise 5,53 ton ile onuncu sıradadır.
Bu kadar yüksek sera gazı emisyonları salınımının temel nedeni ise ülkelerin birincil enerji tüketimlerinde günümüzde de ağırlıklı olarak fosil yakıt tüketmeleridir. Nitekim, 2023 yılı verilerine göre Suudi Arabistan birincil enerji tüketiminin yüzde 99,5’ini, Rusya yüzde 87’sini, ABD yüzde 80,58’ini, Almanya yüzde 75’ini fosil yakıtlardan karşılamaktadır. Bu oran Türkiye’de yüzde 81,3 olup, Birleşmiş Milletler tarafından 5 Haziran’ın Dünya Çevre Günü olarak ilan edildiği 1972 yılında toplam 58.361 Twh’a eşdeğer olan fosil yakıt tüketimi, 2023 yılında 2,4 kat artarak 140.231 Twh seviyesine yükselmiştir.
1972 yılından bugüne, fosil yakıt kullanımına dayalı enerji politikalarında büyük değişiklikler görülmezken, sınırlı kaynakların verimsiz kullanımı da halen devam etmektedir. Örneğin, dünya nüfusunun neredeyse yüzde 10’luk bir bölümüne karşılık gelen 783 milyon insan açlık çekerken, büyük miktarda enerji, su, kimyasal, arazi ve işgücü harcanarak üretilen ve günde 1 milyar öğün yemeğe eşdeğer yiyeceğin atık olarak israf edilmesiyle, sera gazı emisyonlarında yüzde 8-10 artış yaşanırken, bu kaybın parasal boyutunun ise yılda 1 trilyon ABD Doları mertebesinde olduğu ifade edilmektedir.
Yine, 1900’lü yıllardan günümüze kadar geçen yaklaşık 175 yıllık süreçte dünyadaki orman alanlarının yüzde 48’den yüzde 38’e, yabani otlak ve çalılıklarınsa yüzde 27’den yüzde 14’e düştüğü görülmektedir.
Küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliği süreçlerinden en fazla etkilenecek coğrafyalardan birisinde bulunan ülkemizde, özellikle kuraklık ve orman yangınlarının sıklığının artacağı, buna bağlı olarak da hava kalitesinde bozulmalar, tarımsal rekoltede düşüşler, göçlerin artışı gibi, çevresel, ekonomik ve sosyal problemlerin yaygınlaşacağı öngörülmektedir.
Yarım yüzyıla yaklaşan bu sürede çevreyi koruma amaçlı 22 Kanun, 75 Yönetmelik, 31 Tebliğ, 70 Genelge ve 5 adet Esas ve Usul yayımlanmıştır.
Bir süredir “Sıfır Atık” konusunda hedefler öngörülürken, Türkiye’nin atık plastik ithalatı yılda 623 bin tona ulaşan bir ülke haline geldiği, yine hurda demir ithalatının yılda 20 milyon tonu aştığı, gemi söküm işlemleri adı altında yılda ithal edilen atık miktarının 800 bin tona ulaştığı, bu yıllık toplam miktarı 21,8 milyon tona ulaşan hurda demirin işlenmesi sonucu, yılda 1 milyon tona ulaşan cürufun yeterli önlemler alınmadan depolandığı ve tüm bu uygulamaların büyüyerek sürdürüldüğü görülmektedir.
Bu durumda, 20 yüzyılın başlarında sorulmuş meşhur bir soruyu, “Ne Yapmalı?” sorusunu çevre mücadelesi kapsamında da sormalı ve gerekli yanıtı, yaşadığımız dünyayı değiştirerek vermeliyiz.
Mehmet Arguvanlı




