Neden haftada 7 gün var mesela?

Neden bir yıl 12 ay, bir gün 24 saat de, bir hafta tam olarak 7 gün? Üstelik bu yedi günlük döngü o kadar güçlü ki, imparatorluklar yıkıldı, takvimler değişti. Bu arada araştırmamı yaparken şöyle ilginç bir şey öğrendim Fransız Devrimi haftayı 10 gün yapmayı denemiş. Ama haftanın o gizemli yedi günü binlerce yıldır hiç bozulmadan günümüze ulaşmış.

Gelin, kahvenizden bir yudum alın ve zamanın bu en köklü alışkanlığının peşinde, Babil’in gökyüzü gözlemcilerinden modern dünyanın plazalarına uzanan kısa bir yolculuğa çıkalım.

Şimdi yazacaklarımı lütfen gözünüzde canlandırın, çok keyifli olacak. Her şey, bundan yaklaşık 4000 yıl önce, Mezopotamya’nın geceleri pırıl pırıl parlayan gökyüzünde, Babillilerin kafasını yukarı kaldırmasıyla başladı. Babilliler muazzam astronomlardı. Gökyüzünde diğer yıldızlardan farklı hareket eden, adeta göksel birer dansçı gibi davranan 7 parlak nesne fark ettiler. Güneş, Ay, Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs ve Satürn.

Bu yedi gök cisminin her birini birer tanrıyla özdeşleştirdiler ve zamanı yedişer günlük periyotlara böldüler. Yani bugün Pazartesi sendromundan cuma neşesine kadar hissettiğimiz o döngü, aslında çıplak gözle görülebilen yedi gezegenin antik bir mirası. Bu bilgi çok tatlı geldi di mi? Ben de aydınlanmış gibi hissedip biraz da rahatlamıştım duyduğumda.

Hatta bugün İngilizce ve Fransızca gibi dillerde gün isimlerine dikkat ederseniz, bu antik kökleri hemen görürsünüz. Örneğin Cumartesi (Saturday), adını Satürn’den alıyor. Pazar (Sunday) Güneş’in, Pazartesi (Monday) ise Ay’ın günüdür.

Peki, bu yedi günün ne kadarı çalışmaya, ne kadarı dinlenmeye ayrılacaktı? İşte burada devreye gelenekler ve inançlar giriyor.

Antik dünyada yedi günlük döngü, dini ritüellerle birleşti. Musevilikte haftanın son günü olan Cumartesi (Şabat), yaratılışın tamamlandığı ve dinlenilmesi gereken kutsal gün ilan edildi. Hristiyanlık Roma İmparatorluğu’nda yayıldıkça, İmparator Konstantin MS 321 yılında radikal bir karar aldı ve Güneş’in günü olan Pazar gününü resmi dinlenme günü yaptı. İslamiyet ise Cuma gününü cemaatin toplandığı ve ibadet ettiği merkezi gün olarak belirledi. Hayırlı Cumalar!

Yüzyıllar boyunca insanlık, tarım toplumunun getirdiği bir geleneksellikle altı gün çalışıp, bir gün (çoğunlukla Pazar) ruhunu ve bedenini dinlendirmeye alıştı.

Modern dünyada bir de cumartesi var tabii..

Cumartesi gününün bir tatil gününe dönüşmesi ve bugünkü iki günlük hafta sonu (weekend) kavramı ise aslında sandığımız kadar eski değil tamamen modern sanayi dünyasının bir icadı, ciddiyim!

Birinci yüzyılda Sanayi Devrimi ile birlikte insanlar fabrikalarda haftada 6 gün, günde 14-16 saate varan ağır şartlarda çalışıyordu. Pazar günü dinleniyor, ancak Pazartesi sabahı işe bitkin dönüyorlardı. İlk kırılma, Yahudi işçilerin Cumartesi (Şabat) günü dinsel nedenlerle çalışmak istememesi, Hristiyanların da Pazar gününü korumak istemesiyle yaşandı. Her ikisi için de dini ibadet günü olan bu günlerin işte geçmemesi gerekiyordu.

Ancak bu durumu modern iş dünyasının bir standardı haline getiren isim, hepimizin adını bildiği dahi vizyoner Henry Ford oldu. 1926 yılında Ford, fabrikalarında haftalık çalışma süresini 5 güne (40 saate) düşürdü ve Cumartesi-Pazar günlerini tamamen tatil ilan etti. Her dönemin böyle insanları oluyor, ama bu gerçek bir devrim. Mesela zamanında tüm çalışanlarını uzaktan çalışma yöntemine geçirip sonra bununla baş edemeyip şirketin yarısını işten çıkaran yakın zamanda herkesin bildiği dev şirketler oldu. İşte bunlar da devrim yapmaya çalışıp sonra yok bu olmadı deyip dönenler.

Ford bunu iyilik için yapmadı tabii ki sadece, o çok zeki bir insandı ve aklında bir çok değişken vardı.

İnsanların parası olsa bile, eğer harcayacak boş zamanları yoksa, ürettiğimiz otomobilleri kim satın alacak?

Yani bugün severek yaşadığımız ve çoğu kişinin iple çektiği o iki günlük hafta sonu eğlencesi, dinlencesi, aslında hem geleneksel inançların hem de modern tüketim ekonomisinin mükemmel bir uzlaşması olarak doğdu.

Bugün, Babillilerin gökyüzüne bakarak başlattığı o 7 günlük ritmin içinde yaşamaya devam ediyoruz. Tarım toplumunun kutsal dinlenme geleneği, sanayi toplumunun üretim ve tüketim dengesiyle birleşti ortaya modern insanın yaşam döngüsü çıktı.

Şimdilerde dünya genelinde haftada 4 gün çalışma modelleri test ediliyor, mesai saatleri ve esneklik tartışılıyor. Dediğim gibi büyük değişimler yapıp, pandemi gibi major olayların hayatımıza gelmesiyle iş hayatını da değiştiren saat ve gün kavramları ortaya çıktı. Kimisi kalıcı oldu kimisi olmadı geri döndü.

Ancak ne değişirse değişsin, kahvemizi alıp arkamıza yaslandığımız o Pazar günlerinin tadı, binlerce yıllık bir genetik miras olarak içimizde kalmaya devam edecek.

Haftanın tüm günlerinin, hayatınıza verimlilik ve keyif getirmesi dileğiyle.

Seçil Yurtseven

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu