CHP de ‘mutlak butlan’ sonrası ilk grup toplantısı!

Partililerin yoğun desteği ve sloganları arasında salona gelen Özgür Özel, kürsüye çıktı.

Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

* Türkiye’nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız… Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepiniz iyi ki varsınız.

* Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı’nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum.

* Bu sadece bir grup toplantısı, o toplantıya katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir.

* Üç haftalık aranın ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz; biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. Değerli arkadaşlar, bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz, bu partinin damarlarından, damarının içindeki alyuvardan, akyuvardan geliyorsunuz.

* Değerli arkadaşlar, hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Bizi buraya millet getirdi, bu görevleri millet verdi. Her ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Bugün halkımızın, milletimizin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimiz biliyoruz. 2018’den beri bitmeyen, ağırlaşarak devam eden çok yönlü bir krizin içindeyiz. Dün mayıs ayının açlık ve yoksulluk sınırı rakamları açıklandı. Ve açlık sınırının 18 bin 969 liraya, yoksulluk sınırının 61 bin 788 liraya yükseldiğini gördük. Yani tüm emeklilerin, tüm emekçilerin, tüm mavi ve beyaz yakalıların, neredeyse tüm devlet memurlarının yoksulluk sınırının altında olduğu, emeklilerin ve asgari ücretlilerin açlık sınırının altında olduğu bir sürecin içindeyiz.

* Ülkede çiftçi yaşı 58’i bulmuş, üç çiftçiden ikisi asgari ücretli iş bulursam seneye ekmem dikmem, toprağı bırakırım giderim diyecek hale gelmiştir. İnsanca yaşamın mümkün olmadığı bir sürecin içinde Türkiye gıda enflasyonunda da genel enflasyonda da Avrupa’da birinci, dünyada beşinci sıradadır. Enflasyonu Türkiye’den kötü dünyada dört ülke vardır. Bu ülkeler ya savaşta ya iç savaşta ya bombardıman altında, perişan durumdaki Güney Sudan’dan, İran’dan ve Brezilya’dan sonra en… Arjantin’den sonra en kötü enflasyon. Adını bilmediğimiz coğrafyada, haritada yeri zor bulunacak ülkelerde enflasyon bizden iyidir. Milletimize tüm bu yaratılan büyük kaos, kargaşa, onlara da değineceğim ama milletin sesini kesen, milletin sesi yerine başka sesler duyurmaya çalışanların huzurunda milletimize şunu hatırlatmak isterim: Türkiye’nin bir aylık enflasyonu dünyadaki yüz ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır.

* Yani ülke kötü yönetilmekte, beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye’de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin otuz yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, devletin bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik.

* Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir. Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır. Bu ülkenin yüksek faizidir. Bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. Ve öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağı sarsan bir şey, yani onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı, hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H’sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye’de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı, Türkiye’nin önü açık, Türkiye’de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.

* Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu vergi sorunudur. Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınması sorunudur. Türkiye’nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11’ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye’deki bütün vatandaşların zenginliklerine fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin 64’ünü ödediği, maaş alanlarında gelir vergisiyle verginin 24’ünü ödediği bir düzende, yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin onda birini, az ya da hiç vermesi gerekenlerin verginin onda dokuzunu ödediği bir düzen haksız bir düzendir. 

* Bu açlığa, bunu kısaca neden söylüyorum, bu adaletsiz yüzde 90 vergiyi almaması gerekenlerden alanların, vergi verenleri vergi verecekleri rahat bırakanların, yandaşa iltimas yapan kıyak geçen, yandaşın vergisi parayı kazanmış, vergisi hesaplanmış, tam ödenecek zamana gelmiş, burada komisyonlardan onlara af çıkaranların tarafını görmek için hepimiz tarafımızı belirlemek durumundayız.

* Değerli arkadaşlar, kısaca hatırlayalım. 3 yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. 3 yıl önceki seçimde Tayyip Bey , o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu. Çok kazanmamız gereken bir seçimi; üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk. Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok!

* İşte, işte bu anlayış, “Bir daha kaybetmemeliyiz, bir daha kaybetmemeliyiz” diyen anlayış, “Yeter artık” diyen anlayış. “CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP’yi değiştireceğiz sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi’nin partisini bir daha iktidara getireceğiz” diyen anlayış bu ülkede genciyle, kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10. Yıl Marşı’nda söylendiği gibi her yaştan genciyle hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.

* Ama maalesef şu anda iki tane Cumhuriyet Halk Partisi görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarıya atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi’nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün burada oturanların meziyetleri kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek, günü geldiğinde kazanma ümidiyle iktidara yürümek varken; diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız, hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu