Yüksek dağlar arasına hapsolmuş bir köy

Vermiglio-(2024)-TOD

Yönetmen: Maura Delpero.

Oyuncular: Tommasa Ragno, Martina Scrinzi, Rachele Potrich, Guiseppe de Domenico, Patrick Gardner.   

“Vermiglio” Alp dağlarının kuşattığı bir köyde geleneklerin sessiz baskısını, zamanın adeta mühürlenmiş akışını Graziedei ailesi üzerinden anlatır. Zaman durmuş gibidir karla kaplı bu köyde. Her şey yavaş tempoda günlük rutininde akar gider, insanlar sessiz bir otoritenin parçasına dönüşmüşlerdir. Gelenek, ahlak, inanç her şeyin üstündedir ve kadın bedeni de bunların en büyük taşıyıcısıdır. Annedir, ahlakın temsilcisidir, gözetendir, gözleyendir. Erkeklerden destek görmez, sistemin içinde takdir edilmeyen bir dişli gibidir. Kışın uzun sürdüğü bu coğrafyada kar örtüsü sessiz bir iş birlikçi gibidir. Filme adını veren yer, Kuzey İtalya’da Alpler arasına sıkışmış bir küçük köy. 

1944 yılıdır, savaştan kaçan Sicilyalı bir askerin Vermiglio köyüne sığınmasıyla bazı değerler sarsılır. İkinci Dünya Savaşı’nın son dönemleridir, Almanlardan kaçarak köye sığınan Sicilya kökenli asker Pietro ile köy öğretmeni Cesare’nin kızı Lucia arasındaki aşk köyün patriyarkal sistemini sarsar. Asker köyün çatlağından içeri sızmış davetsiz bir kimliktir. Yabancıdır, ne idüğü belirsizdir.  Köyün yapısı böyle değişimlere alışkın değildir.  Öncelikle savaştan kaçan bir askere korkak olarak bakılır. Ona sadece, köyden savaşa gitmiş ve cepheden yeni dönmüş Atillio yardımcı olur. Köyün sert erkek yapısını temsil etse de savaşı yaşamış Pietro’yu anlar, onunla ahırda kalır, yanında dolaşır, destek olur.

Bilgeliğin ve kültürün temsilcisi gözüken öğretmen Caesare Graziedei köyde dünyaya aydın bakan, klasik müzik dinleyip edebiyatla haşır neşir olan tek kişidir. Az parasını ailesinin boğazından keserek klasik müzik plaklarına yatıran buna karşın sürekli hamile bıraktığı karısının çektiklerini önemsemeyen ona hayatı boyunca bir dal çiçek almamış, çelişkili bir kimliktir. Köyün geri kafalı erkeklerine Pietro’nun korkak olmadığını, savaşı onun çıkarmadığını sadece cepheye zorla gönderilmiş bir genç olduğunu, ölümden kaçmanın doğal olduğunu anlatmaya çalışır.  Asla buyurgan gözükmese de her sözü aslında bir emirdir. Okulda eğitim verdiği çocuklarının bile gelecekleri konusunda karar vericidir. Dik kafalı Dino’ya geçecek not vermez, Ada’nın liseye devam etmesini onaylamaz sadece Flavia’nın eğitiminin devamına karar verir.   Lucia ile Pietro evliliğine onay vermesi toplumsal düzeni korumak adınadır. Lucia gözünde çok da değerli değildir. 

DOĞANIN ORTASINDAKİ SESSİZ BASKI

Yönetmen Delpero ve görüntü yönetmeni Krichman arasındaki iş birliği anlam bütünlüğüne hizmet eden, mükemmel kadrajlar ortaya çıkarmış. Köyün uçsuz bucaksız, karlı doğası kaçışı imkansız bir alana dönüştürüyor. Karanlık ve ışık, her şeyi olabildiğince sade, günlük ritminde gösteriyor. Karakterlerini çok yakın planda ele almıyor kamera, geniş planlar içinde yalnız ve tek başına yakalıyor.

Rus görüntü yönetmeni Mikhail Krichman (Leviathan, Elena) ve Maura Delpero iş birliği kadrajları sessizliği ve bastırılmış duyguları yansıtan tablolara dönüştürüyor. Basit, süssüz ve günlük ritminde akan bir yaşamın içinden anları yansıtıyor.

Maura Delpero sinemasının öne çıkan özelliği acıyı estetize etmeden tanımlamasıdır. Bu bilhassa Lucia kimliğinde karşımıza geliyor. Ağlamadan, sızlanmadan, duyguları içe atma onun için güçlü bir anlatım aracıdır. Anneliğin Lucia’nın kendi tercihi olmadığı erkeklik ve köy baskısıyla ortaya çıkan bir durum olduğu apaçıktır. Bir önceki filmi “Materne-Anne”’de annelik kavramını tartışan Delpero, bir kez daha anneliğin bir öz olmadığını, kadının zorla iteklendiği bir alan olduğunu gösteriyor. Kadının kabullenmesiyle gerçek anneliğin ortaya çıkabileceğini söylüyor.

Oyunculuklarda birinci sınıf performanslar var. Öğretmen Caesare’de Tommaso Ragno çelişkili ata erkil karakterde mükemmel bir oyunculuk sergiliyor. Keza Lucia‘da Martina Scrinzi, Ada’da Rachele Potrich, Dino’da Patrick Gardner parlak performanslarla ailenin diğer bireylerine hayat veriyorlar.

Alt metniyle, sakin anlatımıyla son derece etkileyici, Venedik 2024’de Altın Aslan ödülüne layık görülen bu filmi mutlaka izleyin.

Emin Yeğinboy

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu