Kaytan bıyıklı dahi

Seksenli yılların başları…

Vinyl plakların peşinde koştuğumuz bir dönemdi. Bizde basılanlar Vinyl gibi de değildi, taş gibi sert plaklardı. Kafaya vursan yaracak cinsten. Tam o dönemin ortasında elime geçmişti Prince/Parade albümü.

Parayla satın alıp, almadığımı bile hatırlamıyorum. Muhtemelen bir arkadaştan cep etmiştim. Para vereceğim bir Led Zeppelin, Pink Floyd, Marvin Gaye, Stevie Wonder albümü değildi. Kapaktaki resimde etkileyici bir karakter sunuyordu. Makyajlı, kaytan bıyıklı bir delikanlı ellerini bir dansın ritmi içinde hareket ettiriyor gibiydi. Çıplak bedeni üzerine dar kısa bir yelek giymişti. “Kiss” şarkısı müthişti. Zarif bir gitar riffle’yle açılan şarkıda insanı canlandıran bir ritm ve sürükleyen ince sesli bir vokal vardı. “Seninle sevişmek için /güzel, zengin, cool olmana gerek yok sadece öpücüklerine ihtiyacım var” diyen şarkı sözleri de farklı bir ruh durumunu yansıtıyordu. Rock’çıların sarışın fıstıklardan bahseden şarkıları yanında bayağı derin kalıyordu. 

Albümün diğer şarkıları da soul, funk, rock karışımının mükemmel örnekleriydi. Parade, Sometimes It Snows in April, Girls and Boys… Prince’i iki yıl öncesi Purple Rain ile keşfetmiştik. O zamanlar o kadar efsane adamlar dinliyorduk ki, o şarkıdaki gitar solosunun güzelliğini uzun yıllar sonra fark ettim. Video’daki mor arka plan Prince’in sahne duruşuyla tüm zamanlara imza atacak bir video olacağı sinyallerini vermişti. Ayni addaki filmi sinemasal açıdan zayıf bir yapım olmasına karşın şarkının gazıyla 80 milyon hasılat yapmıştı.

Sonraki yıllarda rock dışında dinlediğim vazgeçmediğim bir isim oldu Prince. O’nun soul, rock, funk, caz harmanı kimsede yoktu. Jimi Hendrix, James Brown, Stevie Wonder, Miles Davis, Earth, Wind and Fire aynı şarkıda buluşuyordu adeta…Her tür aynı şarkının içinde rahatça yer değiştirir, geçişleri akıcıdır ekleme durmaz. Enstrümanların çoğunu kendisi çalar, aranjman ve prodüksiyonları da kendisi yapardı.

Vokallerde fısıltıdan çığlığa, falsetto’dan sert bağırışa geçerdi. Şarkılarında ani duruşlar ve beklenmedik geçişleri ustaca kurgulardı. 1984’de yaptığı When Doves Cry, duygusal bir çözülme kaydıdır, bas gitar yoktur şarkıda. Purple Rain (1984) gospel duygusu içinde ağlayan gitar soloları içerir, Sign ‘O’ the Times (1987) soğuk ve mesafeli bir anlatımla dünyaya bakar. I Wanna Be Your Lover (1979) gençlik enerjisi ve dans odaklı Groove melodisiyle unutulmaz şarkısıdır.    

Erotik sahne şovları Prince’i edepsiz şarkıcılar arasına sokuyordu. Sahnede seyretmek kısmet olmadı, kayıtlardan izlediğim onca konseri arasında Apollonia Kotero, Vanity, Sheila E gibi seksi vokalistlerle yaptığı şovlar parlak ve heyecanlıydı. Müziğin görebileceği en üretken sanatçılardan birisiydi. Şovları parlak görsellik ve anti konformist bir ruh taşıyordu. Cinsiyet rollerini kasıtlı olarak bulanıklaştırır, erotik dili süslerdi.  

O’nun bu üretkenliği bağlı olduğu plak şirketi Warner Bros’u rahatsız ediyordu. Bu kadar sık basılan albümlerin satışları düşürmesinden şikayet ediyor ve daha uzun aralıklarla üretmesini istiyordu. Prince şirketle yıllar süren bir savaşa girdi. Sık albüm çıkararak mukavele şartlarını doldurup bağımsız olmak istedi. İsmini bile değiştirdi Love Symbol yaptı, yanağına Slave-Köle yazdırdı. 2000’li yılların başında adına geri döndü.

Prince benim listemde tüm zamanların en önemli vokalist, gitarist, besteci müzisyenlerinden birisi olarak kalacak. Gökyüzüne çok transfer yaptık son zamanlarda Lou Reed, David Bowie, Prince … Bir albüm yapsalar kesin efsane olur.

Emin Yeğinboy

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu