Rosalia bu kez göklerden sesleniyor
İspanyol süperstar Rosalia’nın dördüncü albümü, farklı türler, romantizm ve dinden esintiler taşıyan, avangart klasik popun yürekten gelen sımsıcak bir sunum.
Dört bölümden oluşan ve 13 dilde seslendirilen albümün orkestral popu göklerden fırtına gibi iniyor. Motomami gibi bir dopamin makinesi değil, ancak pop sanatçılarından daha fazlasını isteyen dinleyicileri ödüllendiriyor: daha fazla duygu, daha fazla risk. Çok daha kişisel düşünceleri, arzuları seslendiriyor.
Rosalia pop müziğin haritasını göz kamaştırıcı bir hızla yeniden çiziyor. İlk iki albümü Los Ángeles ve El Mal Querer , flamenkoyu ana akıma taşıdı; ikincisi, türü geleneğinden kopararak kutsal metni sokak ifadesiyle harmanlamaya kararlı bir pop mimarını ortaya çıkardı. Ardından, Karayip sıcağı ve dizginlenemez cesaretinden doğan Motomani geldi ki, ritim dolu bir albümdü. Ancak eksik olan bir yanı vardı ve onu da bu albümle doğrudan göklerden seslenerek tamamladı; Lux.
Lux albümündeki şarkılar arzuyu kutsal bir sorun, ilahiliği ise karmaşık bir çözüm olarak ele alıyor. Aşk, erkekler, Tanrı, kadınlık, ölüm, teslimiyet; hepsi Japonca, Ukraynaca, Çince, İtalyanca ve dokuz dilde daha ifade edilen bu düşünce etrafında dönüyor.
Rosalía hayatın en çetrefilli sorularına yanıt aramaya nasıl başladı? Teresa de Jesus, Sun Bu’er ve Hildegard Von Bingen gibi kadın aziz ve şairlerin hagiografilerini (kendini dine adamış insanların hayat hikayeleri) okudu; Euphoria’daki ilk oyunculuk denemesi için replikleri hazırlarken feminist teori üzerine çalıştı. İlham almak için bu dindar kadınların fikirlerine yöneldi ve tüm bu çılgınlığa anlam vermeye çalışan 33 yaşındaki bir pop yıldızı olarak onların mesajlarını kendi inancıyla sentezledi.
Lux’ta affetmeyi, dini bir doktrin gibi görüyor ve bunu en iyi şekilde Flamenko pop şarkısı “La Rumba del Perdón” ile yansıtıyor. Modern flamenko yıldızları Estrella Morente ve Silvia Pérez Cruz, aile içi ihanetleri ve sokak mesellerini seslendirirken Rosalía; “affetmek yaraları iyileştirir, güç sevgiyi yendiğinde evren güzelleşir.” “Memória”, hayatta kalanların envanterini çıkarır ve “Magnolia” ise tersini yapar, kalmayacak olanı serbest bırakır, hadi yoluna der; “hayat bana bıçağını gösterdi, sahip olduğum her şeyi aldı ve ona bunun için teşekkür ettim.”
Rosalia yeni nesil için operatik bir ağıt, dağınık kalpler için enfes bir oratoryo seslendirmiş, duygu sanki avucunun içine alıp gökyüzüne saldığı bir beyaz güvercin zerafetinde. Albüm iştirakçilerine gelince başka bir alem,bir konservatuvar zenginliğinde, Londra Senfoni Orkestrası’ndan Katalan korolarına ; Motomani işbirlikçileri Noah Goldstein ve Dylan Wiggins; Pharell ve Caroline Shaw ile Angélica Negrón’un düzenlemelerine, Björk ve Yves Tumor gibi sanatçılarla düetlere uzanıyor. Tek değişmeyen Rosalía’nın sesi, eserin merkezinde yer almaya devam ediyor.
Rosalía’nın yol gösterici yıldızıyla Lux, insan varoluşunun gizemlerini fethetmek için bir haçlı seferi gibi ilerliyor. Açılış parçası “Sexo, Violencia, y Llantas”ta planını açıklıyor:
“Bu dünyadan gelip cennete gidip dünya’ya geri dönmek ne kadar güzel olurdu.”
Sonraki bir saatini bu süreci baştan sona flamenko pop ifşaatları (“La Rumba Del Perdon”), vals ritminde (“La Perla”), varoluşsal operatik yükselişler (“Memoria”) tamamen yeni ve türsüz hissettiren şarkılar (“Focu’Ranni veya “Novia Robot” gibi) ile ayrıntılı bir şekilde anlatarak geçiriyor.
Albümün en net mesajlarından birisi de “bir kadının güzelliğinin erkek tüketimine ihtiyacı yoktur” diyen feminist ruhlu “Novia Robot” şarkısı. Uysal, satın alınabilir bir kız arkadaş için ne gerekirse yapan erkeklere sesleniyor; Playboy ayaklarını bırakın…
La Perla’nın meselesi daha başka: kalp kırıklığına çıkan iyileşme yolculuğunu önce dindar bir mercekten anlatıyor, sonra da olayı on kat daha büyütüyor ve erkekleri gözünü kırpmadan kesiyor.
Pop ve dinin her birisinin kendine özgü tanıklıkları, inançları ve ikonları var. İlginç olan, Lux ile ortak bir anlayış zemininde buluşabilmeleri:
“Tanrı indiğinde ben yükselirim/Ve yarı yolda buluşuruz,” diyor “Magnolia”da.
Kesinlikle sessiz, sakin dinlenecek ve tadına varılacak bir pop albümü.
Emin Yeğinboy




