Portakalda vitamin olmaya duyulan özlem

Kuvvetli Bir Alkış-Netflix

Berkun Oya şahsen kıskandığım işlere imza atıyor. Kafamdan geçip ya şunları bir yazmaya başlayayım dediğim şeyleri bir güzel yazıyor ve üstüne bir de çekiyor. Helal olsun demekten başka seçeneğim yok. Bir de beğenmek tabi ki… “Bir Başkadır”, “Masum”, “Son” gibi dizi projeleri yanında en son “Cici” filmi de beğendiğim çalışmaları oldu.
6 bölümlük son mini dizisi “Kuvvetli Bir Alkış” son yıllarda izlediğim en güzel absürt, gerçeküstü komedi diyebilirim. Komedi durumu olayların vahameti karşısında karakterlerin doğal tepkilerinden ortaya çıkıyor. Ebeveynlik müessesi o kadar güzel hicvediliyor ki… Diyaloglar son derece işlevsel.
Temelde bir psikodrama kurgusu var dizide. Özenilerek yapılmış erkek çocuk Metin tüm hikayenin merkezinde yer alıyor. Daha doğmadan önce anne karnında tanıştığımız Metin, gelecekteki ebeveyn davranışlarının aşağı yukarı nereye varacağının bilincinde. Annesinin mutsuzluğuna rağmen kendisine neden hamile kaldığını anlamakta güçlük çekiyor. “Nihilist, mihilist takılırım işte kafasında”. Doğar doğmaz da bu yüzden ortadan bir anda kayboluyor. Daha fazla spoiler vermek istemediğim için öyküyü burada kesiyorum. Her bölüm sürprizlerle ilerliyor. Çocuğumu iyi yetiştiremiyor muyum? korkusunun bilinçdışı yansımaları da yer alıyor öyküde. Kısaca her komik sekansın altında derin okumalara açık dramatik bir öğe, korku, endişe yatıyor. Her zaman söylerim “hayatta başarının en az olduğu müessese ebeveynliktir” diye.
Her bölümün sonunda yer alan şarkılar da anlatının bir parçası. Her biri özenle seçilmiş ilginç şarkılar. Sharam Nazeri’den “Shirin Shirin” mi desem, yoksa 3. Bölümün finalinde gelen Olafur Arnalds imzalı “İsland Song”’dan mı bahsetsem? Bu anlam bütünlüğü bugüne dek çok izlemediğim bir film/müzik deneyimi yaşatıyor.
Oyunculuklar için mükemmel demek az kalır. Zeynep’te Aslıhan Gürbüz kocaman bir alkışı hak ediyor. Hayatta neyle varolacağı kararını verememiş, şablonlarla mutlu olamayan iki arada bir derede bir kadında harikalar yaratmış. Yetişkin bedende ergenliği aşamamış karakterleri mükemmel oynayan Fatih Artman, Mehmet’de bunu bir kez daha kanıtlıyor. Metin’de Cihat Süvarioğlu oyunculuk ekip başarısının en kırılgan noktasında bir kimlikte. İçe kapanıklığı aşamayan, öfke kontrolü küçük yaştan itibaren çok iyi olmayan karakterine verdiği yorum tek kelimeyle muhteşem. Aynı karakterin küçük yaşlarını oynayan Rezdan Taştan ve Eyüp Mert ikilisi de çok başarılı.
Süre olarak çok uzamayan bölümleriyle bir çırpıda biten bu diziyi büyük ihtimal bir kez daha seyretmek isteyeceksiniz. Portakalda vitamin kalmak mı yoksa her şeye rağmen hayatta olmak mı? Karar sizin.

Emin Yeğinboy

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu