Pitch Black Process: Uzak Doğu’da 7’den 77’ye Bir Konser Deneyimi

Avrupa’nın pek çok şehrinde sahne almış, Türk metal sahnesinin güçlü temsilcilerinden Pitch Black Process, bu kez rotasını Uzak Doğu’ya çevirdi. Grubun yolu, Seul’de Yangcheon Bölgesi tarafından düzenlenen halk konserine uzandı. Üstelik bu festival tarihinde ilk kez Kore dışından bir grubun sahne aldığı etkinlikti. Müziğin birleştirici gücünü, kültürler arası etkileşimi ve samimi bir sahne deneyimini konuştuğumuz röportajda Pitch Black Process adına Emrah Demirel hem Kore’deki unutulmaz konserlerini hem de “Zahid Bizi Tan Eyleme” yorumuyla yankı uyandıran müzikal anlayışlarını  paylaştı.

 Kore’de festivale katılmak? İlk sorum tabii ki Kore’den aldığınız festival daveti ile ilgili… Kore’den daveti nasıl aldınız?

Kore’deki festival; Seul şehrinin, Yangcheon Bölgesi yönetimi tarafından düzenlenen bir “halk konseri” aslında. Buradaki belediye konserleri gibi… O bölgenin kültür-sanat işlerinden sorumlu başkanı bizim bir dostumuzla oldukça yakın arkadaşmış. Kore’den İzmir’e dostumuzu ziyarete geldiğinde bizim de kendisiyle yollarımız tesadüfen kesişti. Onun bizden, bizim ondan ve festivalden haberimiz oldu. Kendisine Picth Black Process olarak bugüne kadar yurtdışında ve Türkiye’de yaptıklarımızı ve geçmişte verdiğimiz konserlerden bahsettik. Anlattıklarımızdan, bugüne kadar yaptıklarımızdan çok etkilenmiş olacak ki “Bu sene ilk defa Kore dışından bir grubu festivale çıkartmayı düşünüyorduk. Bu grup siz olun çok isterim, ama önce bölgemdeki yöneticileri, son kararı verecek insanlarla görüşmem gerekiyor” dedi ve ülkesine döndü. Bir hafta kadar sonra da bize “Sizi davet etmeye karar verdik.” diye mesaj geldi.

Bugüne kadar çoğunluğu Avrupa’da, 20’ye yakın ülkede çaldık, bulunduk; ama Kore’ye, tabiri caizse âşık olduk. İskandinavya’ya, özellikle de İsveç’e sevdamızı bilenler bilir. İskandinav ülkelerinde ve Avrupa’da verdiğimiz konserlerde pek çok inanılmaz anı da yaşadık; Mesela Ukrayna’da konser sırasında seyircilerin açtığı koca Türk bayrağı bizim için çok anlamlıydı, yine geçen seneki Tunus tecrübesi… Çok kıymetli anlar yaşadık, anılar biriktirdik, ama Kore bize kişisel deneyim olarak bambaşka bir şey, çok farklı bir duygu yaşattı hem konserdeki etkileşim sırasında hem de sonrasında…

Kore’de sizi ne bu kadar etkiledi?

Misafirperverlikleri, nahiflikleri, en yakın arkadaşlar arasında bile birbirlerine gösterdikleri saygı; en çok da büyük bir modernizme karşı kültürlerini, kimliklerini koruyabilmiş olmaları çok etkiledi. Tabii aynı zamanda, benzer kültürlere sahipken burada, içinde yaşarken üzen, insanın canını sıkan yozlaşma “dışarıdan”, karşılaştırmalı bakınca, çok daha fazla canını sıkıyor insanın. Bu arada, bu izlenim bana özgü değil; bizim kafiledeki herkes aynı şeyleri hissetti, düşündü Kore hakkında, ama tabii 5 günlük bir gözleme ve kişisel tecrübelere dayalı hepsi. Belki daha farklı şeylerle karşılaşmış olanlar da vardır Kore’ye gidip, ama biz oraya giden herkesten aynı izlenimleri paylaştıklarını duyduk, duyuyoruz

Peki oradaki konser nasıldı?

Kendi adıma konuşayım; Bugüne kadar yaşadığım, grubun yaşattığı en etkileyici deneyimdi desem abartmış olmam. Etkinliğin adı “Rock Festivali” olsa da, daha önce belirttiğim gibi aslında halka açık bir şehir etkinliğiydi. Sadece Rock ve Metal gruplarından ibaret değildi. Bu nedenle, bize söylenen rakamla 12.000 kişinin bir kısmı rock-metal dinleyicisiydi. Konserde bizi dinleyen kitlenin içinde 70-80 yaşlarında hanımlar, beyler, küçük çocuklu, bebek arabalı aileler vardı. Yani tam bir “7’den 77’ye” durumu yaşadık.

“Dil bariyeri”ne rağmen, aynı dili konuşmamamıza rağmen, konser sırasında etkileşim inanılmazdı, ama asıl inanılmaz olan konser sonrasıydı diyebilirim. 

Her zamanki gibi konser sonrası biraz dinlenip üstümüzü değiştirdik. Daha sonra konserin yapıldığı alanın çıkışında bizi bekleyen otobüsün yanına gittik ve şoförü beklemeye başladık. O sırada etkinlik bitmiş, alan boşalmaya başlamıştı ve beklediğimiz yoldan insanlar akıyordu.

Bizi fark edenler alkışlamaya başladılar ve etrafımız birden bizi alkışlayanlar, “Türkiye” diye bağıranlar; yanımıza gelip fotoğraf çektirmek isteyen “amcalar”, “teyzeler”, çocuklarıyla beraber fotoğraf çekmek isteyen ailelerle ve erişmek için bize el sallayanlarla doldu. Bir anda etrafımızda yüzlerce insan oldu ve biz bunu birkaç yüz kişiyle sınırlı kalmayacağını anlayınca otobüse kaçmak durumunda kaldık.

Rock ya da metal ile alakası olmayan, bizi ilk kez dinleyen kocaman bir insan topluluğundan böyle bir ilgi görmek hem çok şaşırtıcı hem de inanılmazdı!

“7’den 77’ye” demişken; “Uzak Doğu” da çalma ihtimali gündeme geldiği andan itibaren durum, benim için önemi tarifsiz isimlerden Barış Manço’nun “Japonya Serüveni”ni hatırlattı. Acaba O da bizim gibi mi hissetmişti diye düşündüm bir an. Benzetmek veya karşılaştırmak gibi bir hadsizlik yaptığım düşünülmesin, ama yaşadığım hislerin, Manço’nun yaşadıklarıyla benzer olabilme ihtimali bile olaya bambaşka bir boyut kattı benim için.

Enteresan ülkelerde enteresan şeyler yaşıyorsunuz hep. Tunus dedin, orada da katıldığınız festival ülkenin ilk metal festivaliymiş galiba?

Evet, oradaki rock, metal kültürüne gönül verenler ve ülke için tarihi bir olaydı. Etkinlik bir “ilk” olarak tarihe geçti ve bu tarihi olayın bir parçası olduğumuz için çok gururluyuz, mutluyuz. Açıkçası “deneyimin” tamamı oldukça şaşırtıcıydı; konser sırasında seyircinin muhteşem tepkisi, katılımı harici; organizasyonun ağırlamak için götürdüğü metal, rock ve türevlerinin canlı çalındığı yerdeki “ortam” da muhteşemdi!  Sizi neyin bekleyeceğini çok da bilemediğiniz bir şehirde, farklı bir ülkede, yaptığımız müzik türünün canlı ve güçlü yaşıyor olduğunu görmek de bizi çok mutlu etti.

Zahid Bizi Tan Eyleme’yi yaptığınız zamanları ve eserin çıktığı zamanları biliyorum. Çok da güzel bir çalışma. Son dönemde Zahid Bizi Tan Eyleme tekrar gündeme geliyor…

Eser zamansız bir eser olduğu için, önemini, değerini, etkisini her dönemde zaten koruyor, gösteriyor. Ben de çocukluğumda ilk duyduğum anda vurulmuştum melodiye. Kendi kültürümüzden öğeleri müzikal yolculuğumuza katmaya karar verdiğimizden beri de “cover”lamak için aklıma ilk gelen eserlerden biriydi “Zahid Bizi Tan Eyleme”.

Cover için eser seçerken eserin güzel melodiye sahip olmasının yanında, verdiği mesaj da çok önemli bir kriter bizim için. Şarkı, Protest ve isyankâr ruhuyla da PBP’nin temsil ettiği değerlere uyduğu için yorumlamaya karar verdik “ZBTE”yi.

Eleştiri de aldınız sanırım bu “cover”la…

Çok fazla yorum vs. takip etmiyoruz sosyal medyada ama görebildiğimiz kadarıyla evet; hem “bizim mahalleden”, hem de yerleşmiş “yanlış bilgi” sebebiyle…

Genel kanının aksine, “Zahid Bizi Tan Eyleme” bir Bektaşi nefesi değil. Pek çok Anadolu sufisi gibi, eserlerinde samimi bir ehl-i beyt muhabbeti de barındıran Halvetî şeyhi Bezcizâde Şeyh Mehmed Muhyiddîn Efendi’ye ait bir “nutuk”. “Bektaşi nefesinde, semazen mi olur?”, “İlahiden metal mi olur?”, “Bunlar da davayı sattı.”, “Metalciler neden ilahi çalıyor?” vs. vs. ..

“Zahid”, eserdeki kullanımıyla, en genel haliyle “yobaz” demek; “tan eylemek” ise kınamak, ayıplamak, kötülemek…

Yapacak bir şey yok; eserin yazılmasının üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da, her dönemde; her zümreye, sınıfa, görüşe ait “zahid”ler, “tan eylemeye” devam edecekler..

Zahid Bizi Tan Eyleme sanki Hayko Cepkin’in çıkardığı ve onun ön plana çıktığı bir cover gibi algılanıyor. Ben de öyle sandım ilk dinlediğimde.

Hem vokal aranjesi sebebiyle Hayko’nun sesinin şarkıda daha “duyulur” olması, hem de Hayko’nun ünü sebebiyle böyle bir algı oluşuyor sanıyorum.

Biz cover’ı yaparken, vokal aranjesi için Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu versiyonunu örnek aldık. Şarkının düzenlemesini bitirdikten sonra, stüdyomuzda Kerem ile vokal konusunda beyin fırtınası yaparken, ben “Tiz partisyonlar için otantik tınılara sahip bir ses bulsak güzel olmaz mı?” diye sorunca, Kerem de “Neden Hayko’ya sormuyoruz, belki katılmak ister” dedi. Hayko’nun sesinde böyle bir tını var çünkü… Hayko’nun cevabı olumlu olunca, tanıştıktan çok kısa bir süre sonra oluşan dostluk bağımız bu şarkıyla taçlanmış oldu.

Bu sizi rahatsız ediyor mu?

Bu da başka boyutu ‘’ZBTE’’nin. 

Sadece ‘’şarkıyı’’ duyarsan, dinlersen; evet haklısın, öyle bir algı oluşuyor; ama şarkının bir klibi var, künyesi var: ‘’Pitch Black Process feat. Hayko Cepkin’’; insanlar sanki biz hiç yokmuşuz gibi davranıyorlar.. 

Okuduğunu anlama, gördüğünü yorumlama konusunda dünya sıralamamız ortada; geçenlerde Zülfü Livaneli de yakınıyordu bu durumdan bir videosunda..

‘’Rahatsız ediyor mu?’’ soruna cevabı; ‘’siz olsanız ne hissederdiniz?’’ diye sorup, okuyanlara bırakayım !

Neşem Yaşar

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu