Her İlmekte Bir Hikâye Var
Çocukluğu Ege’nin bahçeli evlerinde başlayan, rüyalarının izinde Urfa’ya uzanan bir girişimcilik hikâyesi Saadet Türkmen’in hikayesi…
“Moira by Urfa” projesinin kurucusu Saadet Türkmen, unutulmaya yüz tutmuş dokumaları yeniden canlandıran, kadınlara istihdam sağlayan ve Anadolu’nun ruhunu modayla buluşturan ilham veren yolculuğunu Merhaba Dergisi için anlattı.
“Çocukluğum sürekli şehir değiştirerek geçti. Belki de kumaşla, dokumayla kurduğum bağın kökeni orada başladı.”
Çocukluğunuz ve kökleriniz hikâyenizin neresinde duruyor?
Babamın görevi nedeniyle Aydın Çine’de doğmuşum, ilkokula Manisa Kula’da başladım. Her evde halı dokuma tezgâhı olan bir kasabada… Sonra İzmir, Milas, yeniden İzmir… İlkokul yıllarım boyunca her yıl başka bir şehirde okudum.
Baba tarafım Kafkaslar’dan Denizli’ye, anne tarafım Selanik’ten İzmir’e uzanan bir göç hikâyesine sahip. Kendimi hep Ege’nin içinde büyümüş biri olarak tanımlıyorum.
Bahçeli evlerde, meyve ağaçları arasında büyüdüm. Pamukla ilk kez tanıştığım an hâlâ hafızamda: Sadece paketlerde gördüğüm beyazlık, tarlalarda bambaşka bir güzellikti. Emek isteyen bir bitkiydi ve bu emeğe saygım çok küçük yaşta başladı.
İş hayatına çok erken atılıyorsunuz. Sizi bugünlere nasıl getirdi?
Hem çalıştım hem okudum. Tekstile satış elemanı olarak girdim. Mağazaya gelen her ürüne, “Hangi tarladan geldin? Kimlerin emeğini taşıyorsun?” diye bakardım. Kumaşla konuşmayı seven bir yanım vardı. O günkü Saadet daha heyecanlıydı; bugünkü Saadet tecrübenin getirdiği sükûnetle daha çözüm odaklı bir kadın.
“Moda evrenseldir ama ruhunu yerelden aldığında gerçek anlamına kavuşur.”
Dikiş dikmeyi “ruh işi” olarak tanımlıyorsunuz. Neden?
Çünkü dikiş benim için sadece bir iş değil. Her ilmek bir umut, her dokunuş bir niyet.
Londra, İstanbul, İzmir derken şunu öğrendim: Moda dünyanın her yerinde var ama yerel hikâyeyi taşıyınca gerçekten bir anlam kazanıyor. Kadınların mücadeleleri, ayakta kalma çabaları, kültürü taşıyan elleri… Hepsi ilham kaynağı
Rüyalarınızın sizi yönlendirdiğini söylüyorsunuz. Bu yolculuk nasıl başladı?
Bir rüyamda yaşlı bir dede beni gezdirmişti. “Oraya git, yolunu orada bulacaksın” der gibiydi.
Belki de atalarımın sesiydi. O rüya beni Şanlıurfa’ya yönlendirdi.
“Moira by Urfa: Anadolu’nun unutulmuş dokumalarını yeniden hayata döndürme projesi.”
Projenin temelleri nasıl atıldı?
Uzun yıllardır Anadolu’nun renkleri üzerinde çalışıyordum. Türkiye’nin her bölgesinde, özellikle kırsalda, unutulmaya yüz tutmuş dokumalar var. Projenin ana amacı netti: 7 bölgeye ait kaybolmaya yüz tutmuş dokumaları canlandırmak, Kadınlara sürdürülebilir istihdam sağlamak, Kültürü ekonomik değere dönüştürmek. Aslında bu proje, kültürel olduğu kadar sosyal ve ekonomik bir dönüşüm projesi.
Şanlıurfa ayağı nasıl başladı?
Araştırma yapınca şunu fark ettim: Şanlıurfa organik pamukta dünya çapında bir üretim merkezi. Pamuk sağlık sektöründen tekstile kadar çok değerli bir ürün. “Tohumdan tekstile – beyaz altının yolculuğu” fikri burada doğdu. Şehre ekonomik güç sağlayacak, kadınlara iş imkânı yaratacak bir model kurmak istedim.
Süreçte zorluklar yaşadınız mı?
Evet, hem de çok. Kurumlara gittim, dosyalar gönderdim ama geri dönüş alamadığım dönemler oldu. Ama kolay pes eden biri değilim.Rüyama güvendim, yoluma güvendim.
Kilit anı ne zaman geldi?
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar seçildi. Araştırdım, vizyonu çok genişti. Arayıp tebrik ettim, projeyi anlattım. Bir süre düşündükten sonra “Yapalım” dedi. İşte o an benim için bir dönüm noktasıydı. Ege’de deriz ki: “Sabırla koruk pekmez olur.” Gerçekten de öyle oldu. Sonra beni Kültür Daire Başkanı Merve Hanım’a yönlendirdi ve süreç profesyonel biçimde başlamış oldu.
“Ehram ve Çulha’yı modern bir moda diliyle yeniden hayata döndürmek istedik.”
Koleksiyon nasıl hazırlandı?
Bu işin çok iyi bir modacıyla yapılması gerekiyordu. 25 yıldır tanıdığım Erol Albayrak’a anlattım. O da “Ben varım” dedi. Urfa’ya gidip müzeleri gezdi, aşiret dövmelerini inceledi, renklerin ve hikâyelerin izini sürdü. Organik pamukları kök boya atölyelerinde boyadık. Tüm ekip kıyafetlere uygun takıları bile kendi elleriyle üretti. Bu yüzden koleksiyon sadece moda değil; emek, kültür ve hayal gücünün birleşimi.
Son olarak, projede teşekkür etmek istediğiniz isimler var mı?
Bu projede bana güç veren, destek olan herkese gönülden teşekkür ederim.
Ama en büyük teşekkürüm, vizyonu ve inancı ile kapıyı açan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’a.
Saadet Türkmen, kumaşı sadece kumaş olarak değil; kültür, emek, kadın gücü ve hikâye olarak gören bir üretici… Onun yolculuğu, Anadolu’nun kaybolan değerlerini geleceğe taşıyan bir umut dokusu niteliğinde…
Neşem Yaşar




