Hiranur

Genel olarak aramak ya da arayış gibi anlamlar dahilinde Hiranur ismi öne çıkar. Herhangi bir amaç altında gerçekleştiren arayış eylemini ifade eder. Kökeni Arapça olan bu isim şimdilerde “çocuklara cinsel istismar”ile  anılıyor.Hiranur Vakfı’nda yaşananlar tarikatlar  ve cemaatlerde artık işin rayından çıktığını gösteriyor. Fetö’cüleri devletten temizlemeye çalışırken, Adnan Hoca gibi sahtekarları silerken onların boşluğunu yine başka cemaatler başka tarikatlarla dolduruyoruz.

Timur Soykan’ın, 3 Aralık’ta BirGün’de yayımlanan “Karanlık dünya bir çocuğu yuttu” başlıklı haberi ile tekrar gündeme geldi bu konu.Şu anda İzmir’de hayata tutunmaya çalışan  H.K.G’nin iki yıl kadar önce Cumhuriyet Savcılığı’na şikayetiyle başlayan soruşturma sonucunda babası İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, annesi Fatıma Gümüşel ve eski kocası Kadir İstekli hakkında dava açıldığı bu haber sayesinde öğrenildi. Bir sanatçının sahnede şaka amaçlı söylediği sözlerle ilgili tutuklandığı ülkemizde olayın failleri elleri kollarını sallayarak ortalıkta dolaşmaya devam ediyorlar. Bakanlığın sonunda “uyanması” ile dava tarihi geriye çekildi.

6 yaşındayken Kadir İstekli ile ‘imam nikahıyla evlendirilen’ ve çocukluğu boyunca her gün cinsel istismara uğrayan H.K.G’nin anlattıklarını hepimiz okuduk. Çocuk yaşta evlendirilmesini, hastanede doktorun cinsel istismarı fark edip şikayet etmesine rağmen savcının topu taca atmasını, bazı çevrelerin istismarı ‘komplo’ ya da “münferit vaka”diye yorumlamalarını, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın ‘Bunlar her toplumda karşılaşılabilecek meseleler’ şeklindeki demecini, olayı açığa çıkaran Timur Soykan’ın tehdit edilmesini okuduk, dinledik, gördük.

İşin enteresan bir boyutu da var. Bu tarikatlarla Milli Eğitim Bakanlığımız protokol yapıyor. MEB’in Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün daha yeni Nur cemaatinin Nakşibendi kolundan Hayrat Vakfı’yla protokol imzaladığı, Hizmet Vakfı ile imzaladığı protokollerin süresini uzattığı, Türkiye Diyanet Vakfı ile imzalanan protokolle okul öncesi eğitim kurumlarında 4- 6 yaş çocuklar için Kuran kursu açılmasına imkan sunduğu, Eğitim- Sen’in dava açmasına karşın TÜGVA ile iş birliği protokolünü yürürlüğe soktuğu, Süleymancılarla ‘Değerler Eğitimi Protokolü’ imzaladığı, İnsan Vakfı’yla beraber ‘Mescitsiz Okul Kalmasın’ adı altında kampanya yürüttüğü, İlim Yayma Cemiyeti’ne online sistemde öğrenciye yönelik sosyal, kültürel, mesleki ve teknik kurslar düzenleme ve yurt açma olanağı verdiğini cümle alem biliyor. Bu protokollerle kamu imkanları tarikat ve cemaatlerin kurduğu vakıflara ayrılıyor.

Çocukların ve toplumun eğitiminden sorumlu kurum ve kuruluşların, yapması gereken işi İslamcı tarikatlara devrettikçe hem bu tarikatların içindeki çocuk istismarı hem de MEB’e bağlı okullardaki istismar arttı. Hiranur Vakfı’ndaki istismar haberinin açığa çıktığı günlerde Konya’da bir lisede okul müdürü tarafından yapılan istismar ve Cağaloğlu Anadolu Lisesi Müdürü’nün istismarı da haber oldu. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adli istatistiklere göre, Türkiye’de 2019’da ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suç’ kapsamında açılan davaların 22 bin 689’unu çocuklara yönelik cinsel istismar suçları oluşturuyor. Bu zihniyet, bu gericilik yayıldıkça çocuklar güvende değil. Dahası eğitim sistemi dışında kalan çocuk sayısı her geçen yıl artıyor. MEB’in okullaşma istatistiklerine göre yaklaşık bir buçuk milyon kız çocuğu eğitim hakkından mahrum.

Bir de yurtlar yani öğrencilerin barınma konuları var. Öğrenci Yurtları Yönetmeliği’nde özel yurt açmak ancak ortaöğrenim veya yükseköğrenim öğrencileri için mümkünken bugün tarikat ve cemaatler ilk ve ortaokul düzeyinde de yurt açmaktalar. Ensar Vakfı’nda açığa çıkan 45 çocuğa ‘nitelikli cinsel istismar’ suçunun yaşandığı evler, vakfın kaçak olarak işlettiği yurtlardır. Aladağ’da 11’i çocuk 12 kişinin yanarak öldüğü yurt, Süleymancılara ait bir yurttur. Öğrencilerin ihtiyaçlarının kamusal olarak karşılanmaması özellikle yoksul ailelerin çocuklarının, tarikatların eline bırakılması ve istismara açık hale gelmesi anlamına geliyor.

Cumhuriyetimizin 100.yılına giderken hala cemaatler ve tarikatlar ülkesi olmamız ne kadar acı…

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu