Bir kamu kurumu bir kamu kurumuna “Gel beraber Meslek Fabrikası’na zarar verelim” demiş !
Tekerlemeler dil gelişim süreçleri açısından son derece önemli. Hem güldüren hem de öğreten tekerlemeler var. Çocukluğumuzda özellikle okul yıllarında karşılaştığımız tekerlemelerin okunuşu çoğu zaman zordur da.. Bu tekerlemelerden birisi olan berber tekerlemesi, çocukların yanı sıra yetişkinlerin konuşma becerilerini geliştirmesi bakımından pratik sağlar. Bir berber bir berbere tekerlemesi ise çok sık kullanılan tekerlemelerden birisi Çoğunluğun bildiği gibi bu tekerlemenin okunuşu şu şekilde..
Bir berber bir berbere “Gel beraber bir berber dükkanı açalım” demiş!
Yaşananları görünce, duyunca, izleyince, takip edince bu tekerlemenin 2026 versiyonunu yarattım.
“Bir kamu kurumu bir kamu kurumuna “Gel beraber Meslek Fabrikası’na zarar verelim” demiş.!
Halkapınar’da bulunan Meslek Fabrikası’nın, İzmir’in Kurtuluşu ile bütünleşen bir tarihçesi var. 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e giren kurtuluş güçleri, Halkapınar köprüsüne geldiklerinde yolun sol tarafında bulunan büyük bir yapıya mevzilenmiş bir grup işgalcinin ateşi ile karşılaşır. Ateş açılan yapı, o dönemde Tuzakoğlu Un Fabrikası olarak bilinen yapıdır. Bina, kurtuluş sonrası, 1926’da, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kamulaştırılır. Tapusu 1940’ta belediyeye geçer. Bugün emniyet güçleriyle boşaltılmaya çalışılan Meslek Fabrikası işte burası.. 200 bine yakın İzmirli burada meslek sahibi oldu.
İşsizlere meslek edindiren ve girişimcileri destekleyen, Aslı Kaya gibi birçok kişinin kendi işini kurduğu başarılı bir eğitim merkezi olarak öne çıkan Fabrika Nisan 2026’da mahkeme kararıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi ve sonra konu mahkemelik oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Cemil Tugay haklı olarak “mahkeme sürecini bekleyelim” diyor.
Ülkemizde 15-24 yaş grubunda “ne eğitimde ne istihdamda” olan gençlerin oranı yüzde 22.9. Bu grupta yaklaşık 15-29 yaş arasında bulunan 4 milyon 749 bin genç ise “ne eğitimde ne de istihdamda”.
Aziz Kocaoğlu’nun başkanlığı döneminde bu tarihi yapıya sahip çıkılmış, restore edilmiş ve gençlere iş kapısı olsun diye, “Meslek Fabrikası” adıyla hayata geçirilmiş. Kötü mü yapılmış allah aşkına?
Dün sabahın 5 inde kolluk kuvvetleri ve tomalar ile “Güç bende” dercesine fabrikanın kapısına dayanmak nedir ki?
İcra dairesinde çalışıyorsunuz ve bir haneye icraya gidilecek. Sabah işe geldiniz, evraklar yanınıza alacağınız avukat , polis vs ile kapıya dayandınız. En iyimser olarak saat 11 falandır. Hanede tutanaklar tutulur, öyle hooppp herşey yeddi emin deposuna kaldırılmaz. Bir süreç vardır. Ancak gözaltılar sabahın köründe yapılır.
Merkezi hükümetin kaymakamı, milletvekilleri, il başkanı “Kardeşim biz zaten “mağduriyet edebiyatı” ile başa geldik. Ayağımıza kurşun sıkıyoruz “niye demiyorlar?

Onlar demiyor ama İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı onları köşeye sıkıştırmış “mağdurların sesi” durumunda. Toplanan binlerce kişiye şöyle diyor Tugay:
“Gelip de sahipsizin malına çöker gibi el koyduğunuz, İzmir halkına ait tarihi Un Fabrikası’nın 2007- 2008 yıllarına ait fotoğraflara bakın. Neredeydiniz o yıllarda? Belediye personeliyle parasıyla 10 yıl emek ve kaynak harcamış bu hale getirmek için. Vakıflar mı yaptı bu işi? Bu binada vakıflarınızın hiçbir hakkı yok Sayın vakıfların vekilleri. Sizin bu haksızlığınız hiçbir vicdanda kabul görmez. Hep ayıplanarak hatırlanacaksınız.”
Meğer bir tekerleme ile başladık. Yine bir tekerleme ile bitirelim.
“Bu evi yıkıp yapsak da mı otursak, yoksa yıkmasak onarsak da mı otursak?”
Erkan Sevinç




