Aldırma Gönül

Konak Orduevi’ne giderken Atatürk Kültür Merkezi kapısında rastladım. “Geliyorsun değil mi?” dedi. “İsterdim ama yer yokmuş” şeklinde cevap verdim. Yetkilileri çağırdı, “hemen bulun bir yer “ deyince sanki orada fırtına koptu. Görevliler sağa sola telefon ettiler ve bana bir yer bulundu. Hem de protokolde..

Ferhat Göçer’den ve “Aldırma Gönül”den söz ediyorum

O da doktor ben de..O da , ben de “Tıbbiye’den arada sırada tam doktor çıkar” deyişini yanıltmamacasına uğraşlarımızı sürdürüyoruz.

Ben yazıyorum..O yazıyor, besteliyor, çalıyor, söylüyor, oynuyor. İtalya’nın Toscana’lı tenörü Andrea Bocelli’sinden ne bir eksik ne bir fazla. Bocelli’nin “Melodramma”sı, “Conte Partiro”su,”Il Mare Calmo Della Sera”sı varsa onun da “Aşkların en güzeli”si, “Sevgisiz Olmaz”ı, ”Dola Dola”sı,”İsyan”ı ,”Kalbim boş”u, “Hesap benden üstü kalsın” ı var. Sesini konserlerinde her şarkıda o kadar güzel kullanıyor ki ! Arya da söylüyor, türkü de,uzun havada.. Onun için şöyle yazmışlardı bir zamanlar..

“Klasik Batı ve Türk Müziği’ni kendine özgü yorumuyla tek vücutta ortak ruha kavuşturan bir genel cerrah”

Sabahattin Ali’yi canlandırdığı tek kişilik müzikal oyunu “Aldırma Gönül” de değme tiyatro ustalarına taş çıkartırcasına başarılı..

Tenör Dr.Ferhat Göçer Şanlı Urfa’da doğmuş. Ailecek Urfa Bozova’nın Yaylak beldesinden. Anne baba ilkokul öğretmeni. Babası Yavlak’ta belediye başkanlığı yapmış. Ferhat lise tahsilini İzmit’te tamamlamış. 1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başlıyor. Bundan iki yıl sonra da 1988 İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü ön lisans eğitimine..

Konservatuar sınavına 13 hekim girmişler, 6 sı kazanmış, zamanla elene elene 2 si konservatuarı bitirmiş. Biri Ferhat.. 1994 yılında Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde Genel Cerrahi asistanı olduğu sene konservatuardaki arkadaşlarıyla kurduğu” Turkuaz”grubuyla müzik dünyasına adım atıyor. Zamanla artan tecrübesiyle repertuarına eski şarkıları ve yabancı halk şarkılarını da kattı. Ney ve kanunla zenginleştirdiği Metropoliten Orkestrası’yla Klasik Türk Müziği’nin yanısıra opera aryaları ,müzikaller, 60 ların İngilizce parçaları,chansonlar,rembetikolar,yunanca parçalar da söyleyerek sahnelerde bambaşka bir rüzgar estirdi. Gino Castelli, Alessandro Safina, Al Bano, Patrizio Buene, Emma Shaplin ve Michael Bolton ile konserler verdi.

 “Doğudan gelen sese kulak verin”sloganıyla eğitime destek amaçlı konserlerinde insanların nerede yaşarlarsa yaşasın,bir takım engeller ile karşılaşıyor olsalar dahi doğru eğitimle başarıya ulaşabileceklerini duyurmaya çalıştı.

“Dokunma Hurdacının Kızı”nda Doktor Salih’i başarıyla canlandırmıştır.

Ferhat Göçer’in yayınlanmış  14 stüdyo albümü, 1 plak albüm, 4 derleme albüm, 10 EP ve 33 single ı var. Albümlerini dinlerken sanki sahnenin salonunuza kurulduğunu hissedersiniz. Latin var, pop var, türkü var, arya var..Ayrıca hoş sürprizler de..Sahneleri sold out hep..

Rahat, fonksiyonel, bahçeli, havuzlu, barbekülü, üst katı işyeri olan huzurlu, ışıklı, insanları kollayan, kavrayan bir evde yaşıyor. Hayat arkadaşı Ömür Gedik, çocuklar, bir dolu kedi ve köpekle mutlu, mesut bir hayat..

Ferhat ta en az Ömür kadar hayvansever.

Artık cerrahlığı bıraktı sadece sahnede. Her iki mesleğini birlikte yürüttüğü yıllarda ameliyatlarda şarkı söyleyip söylemediği çok soruluyordu..

“Bugüne kadar sayısız ameliyat yaptım ama hiçbirinde şarkı söylediğimi hatırlamıyorum. Fonda düşük volümde çalan müziğin seçiminde patron hemşire ve hastabakıcılardır. Onlar hangi radyo istasyonunu seçmişlerse onu dinleriz. Konsantrasyonumuzda müziğin büyük yararı var” diye yanıtlıyordu sanatçı..

 

Müzik türünü nasıl tanımlıyor acaba?

“Bildiğin, popüler müzik. Ama tabii ki, ‘proje adamı’yım, bundan da gurur duyuyorum. Hiçbir müzik tarzını, kendime uzak hissetmiyorum. Türk halk müziğini de, Rembetiko’yu da, klasik Batı müziğini de yapabilirim. Felsefem, her tür müziğe açık olmak. Genel hayat felsefem de bu. Ama Türkiye’de bir kutuplaşma var. Herkes, bir ‘taraf’ olmak zorunda. “Taraf olmayan bertaraf olur” gibi bir durum söz konusu. Bense ‘taraflar üstü’ olmak istiyorum. Tamam, benim de kendime göre siyasi fikirlerim var ama her ‘taraf’a eşit mesafede durup, üretmeye devam etmek istiyorum. Ve aslına bakarsan, bir ‘taraf’a ait olmak da çok kolay. Hatta, en kolayı. Oysa ben, emek sarf ettiğim cerrahlık mesleğimi bile bir kenara itip müzik yapıyorsam, benim için müziğin ne kadar değerli olduğunu düşün. Ben yaptığım işi büyük kitlelere duyurmak istiyorum. Temel motivasyonum da para değil, o işi hallettim. Gerçekten de tek isteğim, olabildiğince çok insana ulaşmak. Oysa tarafsan, yaptığın işte ne kadar iyi olursan ol, öteki tarafla alakan kalmıyor. Bu benim tercihim değil.

Ferhat’a bir soru da benden..Doktorluk defteri neden kapandı?

“Acilden içeri girdiğimde kafamı boşaltıyordum. Çok uzun süre bırakamadım. Muhtemelen korktum, yıllarımı verdiğim hekimlik mesleğine ihanet ediyormuşum gibi hissettim. Ama bir gün geldi, baktım ki başka çare yok.25 yıl emeğim var. Emeklilik vakti de geldi. Senin gibi radyolog değilim ki emekli de olsam ikisini ömrümün sonuna kadar yürüteyim”

“Aldırma Gönül”, Sabahattin Ali’nin edebiyat mirasını sahneye taşırken, aynı zamanda izleyiciye aşkın, özgürlüğün ve insan ruhunun farklı yönlerini hatırlatıyor. Yönetmenliğini Ezel Akay’ın üstlendiği yapım, klasik bir tiyatro oyununun ya da sıradan bir konserin çok ötesinde..

“Aldırma Gönül”ü mutlaka bir yerlerde yakalayın ve izleyin.

Çok zor günlerden geçiyoruz. Hep birlikte sitem yollayalım mı Allah’a ?

Erkan Sevinç

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu