Hayat labirentinde sıkışıp kalmak..
Hayat-2023
Yönetmen: Zeki Demirkubuz.
Oyuncular: Miray Daner, Cem Kınay, Burak Dakak, Melis Birkan, Osman Alkaş.
2025 Oscar aday adayımız, “Hayat” oldu. Haber Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü sosyal medya hesabından duyuruldu. Müdür kim? diye baktım, senarist ve yapımcı Birol Güven karşıma çıktı.
Zeki Demirkubuz’un yedi yıllık aradan sonra yaptığı “Hayat” sinemasının bildik kodlarını taşıyan bir film. Filmlerinde yazgı insanın kaçamadığı, tüm yaşamını şekillendiren gerçek olarak karşımıza çıkar. Hani İbni Haldun’a dayandırılan ünlü söz “Coğrafya kaderdir” vardır ya, bu filmde yine tecelli ediyor. Onun filmlerinde bireysel olan aynı zamanda toplumsaldır. Toplum değişmedikçe hapislik bitmez.
Demirkubuz, bu sefer geçmişteki filmlerine nazaran daha az karamsar, geleceğe umutla bakan bir finale demir atıyor. Karakterleri onun karanlık labirentlerinde ilerleseler de, ilk kez geleceğe umut veren bir yola bağlanırlar.
3 farklı yaşam şeklini Hicran (Miray Daner) ve Rıza (Burak Dakak) üzerinden anlatıyor. Taşranın değişmez baba erkil kuralları karşısında çaresizce çırpınan Hicran ve annesi (Melis Birkan) bu sosyal yapının değişmez kurban portreleridir.
Önce hayallerini ve isteklerini gerçekleştirmek adına, dayatılanlara karşı çıkan bir Hicran çıkıyor karşımıza. Tek başına yaşamın sert kurallarıyla çarpışır, acılar çeker, çaresiz kalır. Hicran genç yaşta tükenir. Erkeklerin yazdığı erk galip gelir.
Küçük detayların uzun soluklu anlatımı Hicran’ın dünyasına nüfuz etmemizi sağlıyor. Üç saati aşan uzun süresi içinde Demirkubuz karakterlerini tanımlamakta asla tembellik yapmıyor. Mükemmel oyunculuklar karakter/seyirci bağını güçlendiriyor. Tek sorun bazı geçişlerle bağın kopuyor gibi olması.
Yer Sinop’un Boyabat ilçesi. Pandemi dönemidir. Görücü usulü fırıncı çırağı Rıza ile evlendirilmek istenen Hicran, damat adayıyla doğru dürüst bir buluşma yapmadan İstanbul’a kaçar. Kaderine boyun eğmeyecektir.
Boyabat’da taşradır ve değişmez toplumsal kuralları geçerlidir. Erkek olmak, erkek gibi davranmak şarttır. Rıza arkadaşlarının da doldurmasıyla öfkelenir, bilenir, ne de olsa haysiyetiyle oynanmıştır. Diğer taraftan da hiç birlikteliği olmadığı, sadece resimde gördüğü, beğendiği Hicran’a duygusal bir bağ da hissetmektedir… Onu bulmak zorunda hisseder ve İstanbul yollarına düşer. Yoksa memlekette maskara olacaktır. Hicran ise çaresizliklerin sonunda İstanbul’da kadın tacirlerinin eline düşmüştür. Farklı bir isimle çalıştırılır. Rıza İstanbul karanlığında el yordamıyla ilerlemeye başlar.
Hicran’ın yazgısı memleketine dönmesiyle farklı bir şekle dönüşür. Babanın şiddeti karşılar kapıda. Affedilmez, bir tek annesi destektir. Kendisinden yaşlı emekli öğretmen Orhan ile evlendirilmesi, hayatındaki mutsuzluklara yeni bir halka ekler. Son hikayede Rıza ve Hicran bir kez daha karşımıza gelir.
Miray Daner’in, sessiz, derin bakışlı mahsun bir beden diliyle canlandırdığı Hicran karakteri darda kalmış, sıkışmış bir kadının çektiği eziyetleri mükemmel yorumluyor. Anne de Melis Birkan taşrada kadın olmanın bahtsızlığını yaşatıyor. Çok konuşan erkek karakterlere gelince Orhan’da Emre Kınay öz güvensiz, hayatta istediğini bulamamış, şüpheci bir karakteri kalın çizgilerle ekliyor tabloya. Rıza’da, Burak Dakak ise bir kadının kendisini ret etmesiyle içinde bulunduğu toplumsal rolün ezikliğini üzerinden atmak için mücadele eden bir kimlikte çok başarılı. Dede de ise deneyimli oyuncu Osman Alkaş herkesin sığınmak isteyeceği iyi bir karakteri, babacan bir duruşla oynuyor. Doğu Demirkol ise “Geceyarısı Kovboyu”’ndaki, Dustin Hoffman’ı andıran topal, hayatın tokadını yemiş, acılara mizah katan bir karaktere tam oturmuş.
Filmin rüya bölümleri seyircinin kafasını karıştıran, ekleme duran geçişler olmuş. Demirkubuz’un da açıkladığı gibi Macar filmi “Body and Soul” filminden esinlendiğini söylediği bu geçişlerde, iki kişinin aynı rüyayı görmesi mevzu bahis.
Gerçeğin soğuk yüzünü anlatan bir filmde seyircinin bağını sekteye uğratabiliyor, sonunda her şey yoksa bir rüya mıydı? sorusunu sorduran bölümler oluyor.

Zeki Demirkubuz’un bireyin ve toplumun aynı kaderi paylaştığı evreninde bu kez makus talihlerine karşı çıkan karakterleriyle sinemasının en aydınlık filmini sunuyor.
Emin Yeğinboy




