Film ya da Dizi izleme kılavuzu

İnternetteki hızın ve dijital üretim – tüketim ilişkilerinin çılgınca gelişmesi sonucu ‘bilgi ve eğlence çöplüğü’ne dönmüş dünyada doğru yolu bulmak hayli zorlaştı.

Peki bize ve özellikle gençlerimize ‘uygun olanı neye göre seçeceğiz? Bu konuda pek çok yol yordam öneren var. Bizimki de şöyle…

Önce 1 numaralı kılavuz kriterini belirtelim… Bu kriter, Bertolt Brecht’in bir aforizmasıyla gayet iyi açıklanıyor:

“Tüm sanatların bir tek amacı vardır… Sanatların en yücesine hizmet etmek… Yaşama Sanatı’na”… Bu arada yeri gelmişken bir de Alfred Adler’in aynı adı taşıyan kitabını da hatırlatalım…
Peki ne anlıyoruz ‘yaşama sanatına hizmet etmek’ten? O film veya diziyi izledikten sonra kendi esenliğimiz doğrultusunda yaşamımızda bazı değişimlere şans tanıyıp kendimizi daha iyi mi hissediyoruz, yoksa içimiz ve dünyamız kararıyor, mutsuzluk ve huzursuzluğumuz artıyor mu? Bu kadar yalın aslında… Peki bunu nasıl anlayacağız? ‘Bakmak’ yerine biraz ‘okumaya’ çalışırsak film ya da dizinin ilk 15 dakikasında bu sorunun yanıtına ilişkin ilk izlere rastlayabiliriz. Haydi taş çatlasa 30’uncu dakikasında… Ne demiş büyüklerimiz? “Adam olacak çocuk şeyinden belli olurmuş!”…

Geldik 2 numaralı kılavuz kriterine… Burada da Dücane Cündioğlu dostumuza bir gönderme yapalım… Ona göre, doğru ile yanlışı ayırt etmek bir kültür meselesidir. Yani düşünce ne kadar yetkinleşirse doğru ile yanlışı, o kadar isabetle ayırt etmek o denli mümkün olur. Oysa, iyi ile kötünün ayırdına varmak için beden ve zihinden çok, yani entelektüel birikimden çok ruhun tekamülü gerekir. Buna da dilerseniz ‘irfan’ diyebilirsiniz… Bizce bazı insanlar doğru ile yanlışı işte bu nedenle kolaylıkla ayırabilirler…

Karşılaştığımız her türden üretimin duygusunu algılatır bize… İrfan penceresinden bakınca biçim-içerik-fenomen-öz dörtlüsü ışığında (aslolan özdür) okuyarak dört seçeneğe ulaşmak mümkündür:

1. Kötü yapılmış kötü sanat eseri (Bunlar ölümcüldür, yanına yaklaşmayın)

2. Kötü yapılmış iyi sanat eseri (idare eder)

3. İyi yapılmış kötü sanat eseri (En çok buna takılırız, sonrasında içinizde bir boşluk hissederseniz hiç şaşırmayın) 

4. Ve nihayet iyi yapılmış iyi sanat eseri (işte bunları bulursanız, hiç kaçırmayın… Nefis bir konser gibi defaatle izleyebilirsiniz…)

Dücane Hoca geçen hafta YouTube’daki son programında bir filmi öve öve bitirmedi. Üstüne uzun uzun konuştu… Her zamanki derinlik ve anlamlayan-anlamlandıran pratikler mantığı içinde… Filmin adı “Gizli Ajan” (The Secret Agent). Zor bulunuyor… Yakında sinema ve platformlara da gelecek sanırım. Biz bulduk, şans eseri izledik. Siz de izleyin.

Ve bir de yukarıdaki dörtlünün penceresinden okuyarak değerlendirmeye çalışın… 

Ali Saydam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu