Çocuklar..İnanın çocuklar..
Çocuklarıma..
Diyelim ıslık çalacaksın ıslık, sen ıslık çalınca..Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes, kimse çalamamalı senin gibi güzel
Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın, senden önce kimse saymamış olmalı
Senin saydığın gibi doğru ve güzel, hem dalgaları hem saymasını severek
De ki sinek avlıyorsun sinek, en usta sinek avcısı olmalısın
Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta, örgüt yoksa seninle başlamalı
Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun, düşün düşünebildiğince üç boyutlu
Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya, sanki senden önce düşünen hiç olmamış
Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun, öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum, düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum, derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar, işe yaramaz sanılanlardan çıkar (Aziz Nesin)
Günümüzde bırakın yetişkin olmayı, çocuk kalabilmek, çocuk hissedebilmek zor. Çocuklar, temel haklarının her geçen gün daha fazla ihlal edildiği bir dünyada yaşıyor. Savaş ve çatışma bölgelerinde 468 milyon çocuk hayata tutunmaya çalışırken, 35,3 milyon çocuk ise hayatlarına mülteci olarak devam ediyor.
Çocuk Kimdir?
Çocuk kelimesi köken olarak infans kelimesinden gelir. Bu terim Roma İmparatorluğu’nda 0-7 yaş aralığındaki çocukları kapsar.
1989 tarihinde çocuk, “hakları ve saygınlığı olan bir insan” olarak kabul edilmelidir savından hareketle sözleşme düzenlenir. Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşlarda reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır, şeklinde tanımlanmış. Oysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk söz konusu sözleşmeden tam 65 yıl önce çocuklara verdiği önem, sevgi ve güven ile 1924’te, 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiş ve bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929 tarihinde bu bayramı çocuklara armağan ederek “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” nı ilan etmiştir.
Ve günümüz… Kuşaklar arası çatışmaları bir balona yükleyip, 4 pırıl pırıl genç insan ile buluşuyorum. Gözlerinden umut, heyecan, hedefleri okuyorum. Nezaketle merhabalaşıp kelimelerin bizi yakınlaştırmasından sonra, sımsıkı sarılıyoruz, dünyada hiç kötülük yokmuşçasına. Haydi, diyorum hayal kuralım. Elimdeki balonu bileğime bağlıyorum ki birlikteyken kalbim çocuk kalabilsin. Sizi küçükten büyüğe bu harika bireyler ile tanıştırmama izin verin.
Toprak Çınar –Yazar
9 yaşında – 2016 / İzmir
Hobileri: Resim çizmek, yazmak, futbol oynamak, yüzmek, sosyal medya videosu çekmek,
Resim yapmaya 3 yaşında başlayan Toprak, yazdığı kitapların kapaklarını da kendi tasarlıyor. Net bir gelecek fikri yok. Çizgi roman yazmak istiyor, ama futbola da sıcak bakıyor. Titanic ve savaş gemileri çok ilgisini çekiyor, Legolar ve maketler ile saatsiz vakitler geçirirken gemi mühendisi olma konusunda da ilgisini hissedebiliyoruz. Ailesi ile birlikte sokaktan sahiplendikleri köpekleri Latte ile vakit geçirmekten keyif alan, sorumluluğunun farkında bir genç Toprak.
Ada Aydın –Tenis Sporcusu
11 Yaşında – 2014 / İstanbul
Hobileri: Spor, seyahat, satranç, Yan flüt, resim.
Yapılan sporlar: Tenis (Alaçatı Tenis Kulübü) Haziran 2021–Devam ediyor. Lisanslı sporcu, turnuvalara katılıyor.
Voleybol Eylül 2023–Devam ediyor. Bilfen Güzelbahçe 5. Sınıf okul takımı
Kayak, Aralık 2020–Devam ediyor, Ski-lab kayak kulübü
Rüzgâr Sörfü, Haziran 2023–Devam ediyor, Çağla Kubat Sörf Okulu, ASPC Sörf Okulu
Jimnastik, Eylül 2018–Aralık 2023, Jimnastika İstanbul, Power Kids Jimnastik Kulübü Alaçatı
Buz Pateni, Yüzme, Basketbol
Ailesi ve arkadaşları ile vakit geçirmekten, spor yapmaktan, Raja (3 yaşında puddle cinsi köpeği) ile oynamaktan ve komedi filmleri izlemekten hoşlanıyor. Ada, akademik kariyerine odaklanırken özellikle tenis sporunda da varım diyor.
Lina Hakgönül – Çellist
13 yaşında – 2012 / İzmir
2020 yılında Olten Sanat Okulu’nun da desteği ile 2022 yılında konservatuvar yolculuğuna başladı. 3 yıldır 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel eğitimi alan Lina, “çok sevdiğim öğretmenim Pelin Karayılan ve viyolonsel artık hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu “ diyor. İlerleyen süreçte enstrümanında, lisans yüksek lisans vb eğitimlerini en iyi şekilde ve en iyi yerlerde tamamlamak, geliştirmek istiyen Lina ,”Bir gün ülkemi yurt dışında temsil etmekten büyük gurur duyacağım “diye ekliyor.
Galip Alpay Tuna –Aktör
14 yaşında – 2011 / İzmir
Hobileri: Müzikaller, kitap ve şiir okumak, tiyatro, sinema, mitoloji, felsefe, karate (kahverengi kuşak)
“Kendimi ekranda izlemek fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Oyuncu olmaya beş yaşımda karar verdim” diyor Galip Alpay, İlk sinema filminde ilkokul birinci sınıftayken rol almış. “Toprak Mutlak Mutsuzluk’ (Yönetmen: Günce Durmaz). 2021 yılında “Tozkoparan İskender” (TRT) adlı dizide bölüm oyuncusu olarak yer almış. Oyuncu koçu Dilara Akın’dan “Kamera Önü Oyunculuğu Eğitimi “ almış. 2022 yılında Kenan İmirzalıoğlu ile “Türk Telekom” reklamında oynayan Galip Alpay, 2024 yılında ünlü dizi “Bez Bebek” in de senaristi Nilbanu Engindeniz’ in yazıp, yönettiği “Kristof Kolomb” adlı oyunda Kristof Kolomb rolü ile tiyatro sahnesine adım atıyor. Büyük başarı ile rolünü sahneleyen Galip Alpay sahne tozunu yuttuktan sonra “Tiyatroya aşık oldum” diyor. Hala Tiyatrohane’ de oyunculuk eğitimi alıyor. Ailesi ile birlikte sokaktan sahiplendiği kedisi Atina ile vakit geçirmekten keyif alan farkındalığı yüksek bir genç adam.
Gelecekte önce akademik olarak tiyatro eğitimi almayı ve iyi bir tiyatro oyuncusu olmayı istiyor. En büyük hayallerinden biri de Amerika’da Actor Studio’da eğitim görmek. Bir diğer hayali ise bir müzikalde oynamak. “Belki bir gün The Phantom of the Opera’da ya da Damdaki Kemancı’da beni izlersiniz” diyor Galip Alpay… Şimdiden gururla alkışlıyorum.
Başarılı farkındalığı yüksek, akademik referans kadar hobileri ile de profesyonel hayata hazırlanan dört çocuk arkadaşım ile, İzmir’in en özel kütüphanesinde Atatürk kitaplarının arasında kayboluyor, sonra harika samimi bir sohbete başlıyoruz. Kültür ve Sanat Fabrikası’nın Atatürk İhtisas Kütüphanesi’nde buluştuk. Nisan ayı siz çocuklar için olduğu kadar biz yetişkinler için de çok değerli. 23 Nisan 1920’de Türk Milletinin iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve Türk Milletinin Egemenliği ilan ettiği tarih. Gazi Mustafa Kemal 23 Nisan 1924’de bu günü “bayram olarak” çocuklara armağan ederek sizlere olan güvenini, sevgisini, önemini tarihe yazdırmış oldu.
Toprak ÇINAR
Atatürk’e layık olabilmek ve bize emanet ettiği Cumhuriyet’i korumak için çok çalışacağım.
Ada AYDIN
Şu an Anıtkabir’de olmayı isterdim. İlke ve devrimlerini bizlere emanet ettiğin için teşekkürler Atatürk.
Lina HAKGÖNÜL
Atatürk her çocuğun geleceğini aydınlatır.
Galip Alpay TUNA
Atatürk, yaşamı boyunca tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “çocuk” diye seslenirmiş. Onun sözlüğünde çocuk sevgi demekmiş.
Atatürk, kendini karşılayan çocuklara “Küçük hanımlar, küçük beyler, sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.” diyerek sizlere olan büyük sevgisini bir kez daha paylaşmış. Haydi, günümüze gelelim, neden bu hobileri seçtiniz?
TÇ: 8 yaşımda yazmaya başladım. Okulda arkadaşlarım kitap, dergi okur ve yazı yazardı. Onlardan etkilenip yazmaya başladım. Gündemdeki olayları haberlerden, sosyal medyadan aklıma takılanları inceledikten sonra yazmaya karar veriyorum. İlk kitabım Roblox’u bu şekilde yazdım. Yasaklanmasına bir tepki idi aslında. Kızgındım, 4 yıldır oynadığım bir oyunun biz çocuklardan habersiz kapatılması canımı sıktı. Mustafa Sarıgül bizi desteklediği için ona da kitabımda yer verdim. Resim kâğıtları aldım, kestim, katladım, yapıştırdım, sayfalı kitap elde ettim. İçini yazmaya başladım. Kapaklarını da tasarladım, resimler çizdim içlerine. Şu ana kadar 10 kitap yazdım. En sevdiğim kitap Küçük Prens.
AA : Arkadaşlarım voleybol oynuyordu. Ben farklı bir spor seçmek istedim. İzmir’e taşındığımızda bir arkadaşımın tenis sporu yapması sebebi ile ben de ilgilenmeye başladım. Tenis kursuna başlayınca, topun sesi, raketimle bütünleşmek beni mutlu etti. Her maçta kendimi daha çok bulmaya başladım ve güvenim arttı. Lisanslı bir sporcuyum. Turnuvalara katılıyorum. İlk başta heyecan oluyor sonra her sette farklı bir heyecan, farklı bir sporcu. Zamanla sporcuları tanımak, oyunu o sporcuya göre kurmak keyifli bir deneyim benim için.
LH: Ben doğduğumdan beri müziğin içindeyim. Babam baterist, abim trombon sanatçısı. Ben kendimi çello ile tamamlanmış hissettim. Hayatımın vazgeçilmez bir parçası çello, çalarken her şeyi unutup sadece notaların içinde kayboluyorum. Çello benim evim oldu. Mutsuzluklar, dertler, üzüntüler yok oluyor çalarken. Çellist olarak kendimi farklı sahnelerde, farklı ülkelerde hayal ediyorum. Umarım farklı projelerde yer alabilirim.
GAT: Beş yaşımda kendimi ekranda izlemeye karar vermiş ve hayalini kurmaya başlamıştım. Ailem ile paylaştım. Beni bir oyunculuk ajansı ile buluşturdular. Birinci sınıfta “Toprak Mutlak Mutsuzluk’ filminde çocuk rolünü oynadım. Çok eğlendim, kameraları sevdim. Farklı ve beni mutlu eden bir çalışma idi. Ardından TRT’nin ”Tozkoparan İskender” isimli dizisinde bölüm oyuncusu olarak rol aldım. Dönemsel kostümler, set, reji beni çok etkiledi. Halkbank ve Türk Telekom reklamlarında da reklam oyunculuğunu deneyimledim. Ve tiyatro. Kristof Kolomb hem tiyatroya adım atışım, hem ilk başrolüm oldu. Tiyatro bambaşka bir duygu yarattı ben de. Tarifsiz mutlu oldum. Bir süre sonra Özdemir Nutku Tiyatro Ödülleri töreninde, Damdaki Kemancı Müzikali’nden “If I Were Rich Man” eserini seslendirdim. Tiyatro ve sinema ile devam etmek istiyorum.
Türkiye’de çocuklar mutlu mu?
TÇ:Türkiye’de çocukların mutlu olduğunu düşünüyorum.
AA: Evet mutlular. Ama bizler gibi her şeye erişemeyen, ailesi olmayan çocuklar da var.
LH: Türkiye’de çocuklar mutlu.
GAT: Türkiye’de çocuklar mutlu. Ancak aileler çocukları istemedikleri işlere, eğitimlere, mesleklere zorluyorlar. Çocuklar özgür karar vermeliler.
Aileler demişken, hayatınıza ve hobilerinize ailelerinizin desteği nasıl? Çocuklara bir mesajınız var mı?
TÇ: Ailem beni destekliyor. Annem daha çok vakit ayırıyor. Babam da vakit ayırsın ve fikir versin istiyorum. Destek olmaları beni mutlu ediyor. Öğretmenlerim ve arkadaşlarım da kitaplarımı, yazılarımı okuyor. Bir yazar ile tanışmak, o yazarın fikirleri ile destek olmasını istiyorum. Aziz Nesin ve Muzaffer İzgü’nün kitaplarını çok seviyorum. İzmirli yazar Mavisel Yener ile tanışmak hayalim. Kitaplarım bu kütüphane gibi çocuk kitaplıklarında yer alsın, okunsun istiyorum. Çocuklara mesajım: Hayal kurmaktan vazgeçmeyin ve çok kitap okuyun.
AA: Ailem yıllardır hayallerimi keşfetmem için bana yardımcı oluyor. Kendimi şanslı hissediyorum. Hobilerine, hayallerine ulaşamayan çocuklar için ve tenis gibi birçok diğer kursa zorla getirilip boşa zaman geçiren mutsuz olan arkadaşlarım için üzülüyorum. Aileler lütfen bizlere saygı duysun. Çocuklara mesajım: Meslek seçmek için erken. Çok deneyin, çok hayal kurun. Sevdiğiniz işten vazgeçmeyin.
LH: Kendimi çok şanslı hissediyorum. Üniversite hayatıma kadar ailemin desteği ile harika tecrübeler edineceğimi biliyorum. Müzik ile harmanlıyorum kendimi. Konserler veriyorum. Ve devam edeceğim, çalışacağım. İyi ki varlar. Çocuklara mesajım: Hayallerinizin peşinden koşun. Kimsenin size engel olmasına izin vermeyin.
GAT: Ailem bana çok destek oluyor. Annem TRT de eski yönetmen, babam da opera sanatçısı. Şu an ben Tiyatrohane’de eğitim alıyorum. Karate kursuna devam ediyorum. Gece, gündüz demeden vakitlerini bana ayırıyorlar. Babam provalarımda bana destek oluyor, ezberlerimde birlikte çalışıyoruz. Farkındayım ve mutluyum. Şanslı hissediyorum. Çocuklara mesajım: Pes etmeyin. Bu işler inişli çıkışlı. Düşeceğiz, kalkacağız ama hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sokak hayvanları için çabaladığınızı gözlemledim. Çocuklara bu konuda neler söylemek istersiniz?
TÇ: Biz bir sokağa atılmış köpeği sahiplendik. İsmi Latte. Ben Onun abisiyim. Birlikte vakit geçiriyoruz, oynuyoruz, uyuyoruz, tatile gidiyoruz. Sorumluluğumu biliyorum. Latte dışındaki diğer canlılara karşı da sevgi doluyum.
LH: Mama, su mutlaka veriyoruz. Paylaşmak güzeldir. Onlarsız bir hayat istemiyorum.
AA: Benim bir köpeğim var. Okulda arkadaşlarım ile kediler için kartondan evler yapıyoruz. Yardımcı oluyoruz.
GAT: Bir bebek sokak kedisi babamın çantasına girmişti. Bizimle eve gelmiş. Kafasında mantar vardı, karnında kurt. Annesi terk etmiş. İyileştirdik onu. Tabii ki ailemizin bir ferdi oldu. İsmi Atina. Uzun süredir bizimle. Onu çok seviyorum Sokaktaki tüm canlarımızı seviyor, elimden geldiğince koruyor, yemek ve su ile yardımcı olmaya çalışıyorum. Sadece sokak hayvanları değil, ormanlarımız, deniz, doğa hepsini korumalıyız. Gelecek bizim.
Aklı, kalbi, hayalleri, vicdanları pırıl pırıl dört genç ile tanıştık. Biliyorum ki çok yakın bir tarihte bizler onlara uzun hayran kuyruğunu sabırla bekleyip kitap imzalatacak, ,New York’da bir müzikal prömiyeri çıkışında acaba denk gelir miyiz diye kulis kapısında bekleyecek, bir turnuva finalinde gururla İstiklal Marşı’mızı söyleyecek ve belki Viyana Filarmoni Orkestrası yeni yıl konserinde çellist ile göz göze gelip saygı ile selamlaşacağız.
Sizi seviyorum çocuklar, pruvanız neta, rüzgarınız kolayınızda olsun.
Burcu ablanız.
Burcu Tuna




