Işıklarla dolu kış masalı
Uçağın tekeri John F. Kennedy Havalimanı’na değdiği anda içimde aynı tanıdık titreşim… Çocukluğumdan kalma o heyecan bir anda uyanır. New York, kışa bambaşka bir masal paltosu giydiren şehirlerden biridir. Gökdelenlerin tepelerinde parlayan buz mavisi ışıklar, sokaklardan yükselen sıcak çikolata kokusu, vitrinlerdeki minik yıldızlar… Şehrin bana fısıldadığı cümle her yıl aynıdır:
“Hoş geldin, Christmas başladı.”
Hava soğuktur ama şehir insanı sıcacık sarar. Kaldırımlarda aceleyle yürüyen kalabalığın arasında ilerlerken bir anda kendimi bir Noel filminin başrolünde bulurum. Sanki birazdan biri bir hediye paketiyle köşeyi dönecek ya da bir sokak köşesinde bir piyanist “Let It Snow”un ilk notalarına dokunacak.
Işıkların Kalbi: Manhattan
Rockefeller’ın dev ağacının önünde durduğum an, kalabalığın içinden bana özel bir sessizlik süzülür. Işıkların arasında kalbim, kanat çırpan bir kuş gibi hızlanır. Birçok şehir gördüm, birçok ışığın altından geçtim ama New York’un Christmas ışıkları ruhuma işleyen başka bir enerji taşır. Buz pistinde kayan çocukların kahkahaları, el ele yürüyen çiftlerin adımları, eldivenlerinin içinde parmaklarını ısıtan yalnızların sessiz gülümseyişleri. Hiçbiri bir sahnenin figüranı değil; hepsi bu masalın bir parçası. Ben de öyle. 5th Avenue boyunca yürürken vitrinler birer tiyatro perdesi gibi açılır. Dev çikolata heykelleri, uçan ren geyikleri, neredeyse nefes alıyormuş gibi görünen minik kış köyleri… Bütün bu görüntüler insanın içindeki hikâyeleri dürter.
Christmas’ın Köklerinde Bir Masal
New York’un ışıkları büyüleyici ama Christmas’ın hikâyesi çok daha eski bir ateşin üzerine kuruludur. Pagan gelenekler, kış gündönümü kutlamaları, bereket ve ışık ritüelleri… Hepsi yüzyıllar boyunca birleşip bugünün renkli bayramına dönüşmüş. Karanlığın en uzun olduğu geceden bir ışığın doğması… Belki de bu yüzden Christmas, insan ruhuna hep umut taşıyor. Ve işin en güzel tarafı: Bu masalın bir köşesinde biz de varız.
Noel Baba’nın Sessiz Anadolu Kökleri
Dünyanın dört bir yanında sevilen Noel Baba’nın aslında sıcak Akdeniz kıyılarından, Antalya’nın Demre (Myra) kentinden çıktığını bilmek insana ayrı bir gurur veriyor. Ya da ben öyle olmasını istediğim için bu fikri kabulleniyor kalbim. Aziz Nikola, yoksullara gizlice yardım eden, çocuklar için mucizeler yaratan bir Anadolu ruhu… Yüzyıllar boyunca hikâyesi Kuzey’in karlı masallarıyla birleşti; çam ağaçları, geyikler, kırmızı paltolar derken bugün bildiğimiz Noel Baba oldu.
Ama özünde hâlâ aynı mesaj var: İyilik gizlice de yapılır, kalpten olursa her yere ulaşır.
Dünya Noel Baba’yı belki de bu yüzden seviyor. Çünkü o, yaşımız kaç olursa olsun “birine iyi gelme” arzumuzu hatırlatıyor. Tıpkı biz “1 Takım İnsanlar” gibi. Seçkin, Kardelen, Doğan, Eylül, Emine, Ergin ve ben Burcu “iyilik iyidir” demeye devam edeceğiz. İzmir’i bir süre unutup New Jersey’e geçiyorum.
New Jersey’in Sakin Sıcaklığı
Manhattan’ın göz kamaştıran telaşından sonra New Jersey’e geçtiğimde tempo değişir. Burası daha ev sıcaklığında, daha komşu havasında bir dünya sunar. Kapı önlerinde minik çam ağaçları, bahçe çitlerinde sarı ledler, sokaklara karışmış taze kurabiye kokusu…Sanki herkes kendi küçük Christmas kasabasını kurmuş gibidir. Bir evin penceresinden süzülen sarı ışık, bir diğerinden yükselen kahkaha, insana fark ettirmeden şunu söyler: “Derin bir nefes al, hayat hâlâ güzel.” Belki de bu yüzden yeni yıl hep başka bir his taşır. Süsler sadece dekor, ışıklar sadece görsel şölen değildir; hepsi içimizdeki başlangıç arzusunun sembolü. Christmas’ın kökeninde de bu var: Işık, yeniden doğuş, umut ve yenilenme.
Her yıl aynı şeyi hissederim, bu yılda New York’ta: Kendimi tazeleme isteği. Kendimi ışıklandırma isteğini güncelledim. Belki çocukluktan kalan bir iç coşku, belki bu şehrin bitmeyen enerjisi… Ama Christmas zamanları hep kalbime dokunur. Buz gibi havada sıcak bir içecek yudumlamak, kalabalığın içinde bir tebessüm yakalamak, kar tanelerinin neonlarla dansını izlemek…
Bütün bunlar ruhumda yeni bir sayfa açar.
Manhattan’ın ışıltısı ile New Jersey’in sakin sıcaklığı arasında kurduğum yolculuk bana her yıl aynı cümleyi fısıldar: “Yılbaşı sadece bir tarih değildir; bir ruh hâlidir.” Bu yıl, 50. yaşımda, o ruh hâlinin içindeyim. İhtiyacım olan şey belki de tam olarak buydu: Işık, renk, umut ve tazelenme. New York’un Christmas büyüsü, bana yeniden başlama gücü veriyor.
Okuyucuya not:
Haydi, yeniden başlayalım. Yepyeni bir hikâyenin başlamasına hazır mısınız?
Burcu Tuna




