Rüzgar saçlı kadınları susturamazsınız !

Türk ve Rus kökleri olan, 28 yaşında yelkenci ve gazeteci Eda Adal. Babası Türk, annesi ise Belaruslu. Moskova’da doğmuş ve hayatının büyük bir kısmını Rusya’da geçirmiş. Liseden sonra televizyon sunucusu olmayı planlamış, Rusya’nın prestijli üniversitelerinden biri olan Moskova Devlet Üniversitesi’nin (MGU) Gazetecilik Fakültesi’ne girmiş. Zamanla eğitimden ve meslekten uzaklaşmış. Birkaç yıl süren kriz ve arayış döneminden sonra yelkenciliği keşfetmiş ve bu tutkuyu sadece bir hobi olarak değil, bir yaşam tarzı ve meslek olarak da sürdürmek istemiş. Rotasını Rusya’da çizmiş, yolculuğuna Türkiye’de devam etmiş.

Okuyucularım bilir, deneyimlemediğimi yazmam. Bu kez deneyimlemediğime şükrettiğim, ömür boyu deneyimlemek istemediğim bir konuda yazıyorum. Eda, geçtiğimiz yaz ülkemizde TYF himayelerinde TAYK tarafından düzenlenen yelken yarışlarında tacize uğramış bir kadın. O bir mağdur. Yaşadıklarını sizlerle paylaşmama izin verin.

Eda, yelken sporu ile nasıl tanıştın?  

Bu oldukça yakın zamanda, 2022 yılında, Moskova’da oldu. 25. doğum günümde kendime hayatımdaki ilk yelken eğitimini hediye ettim. O dönemde amatör yelken sporu Rusya’da yeni popülerleşmeye başlamıştı, adeta bir moda hâline gelmişti. Altı ay sonra, 2023 yılının Ocak ayında Marmaris’te pratikli kaptanlık eğitimi aldım. O zamandan beri işimi yelkenle birleştirmek istedim, fakat Türkiye’de bunu gerçekleştiremedim. Rusya’ya döndüm ve Moskova’daki bir yelken eğitim merkezinde iş buldum. Bu okul aynı zamanda Türkiye’de de kaptanlık eğitimi veriyordu. Okul için yelkencilik ve deniz sporları üzerine makaleler yazdım, yelkencilerle röportajlar yaptım, sosyal medya hesaplarını yönettim ve web sitesinin içeriklerini hazırladım. Ayrıca okul tarafından organize edilen, Rusya Yelken Federasyonu himayesindeki resmî şampiyonalar ve kupalar için basın bültenleri, raporlar ve röportajlar hazırladım. 2024 yılında ilk açık deniz görevime gönderildim. Bu, bir yatın yaklaşık 600 deniz millik transferiydi. 53. Deniz Kuvvetleri Kupası ile ilk geçen bu görev sayesinde İstanbul’da tanıştım.  Boğaz’dan verilen yarışın startını uzaktan izledim ve bir gün o yarışa katılmayı diledim.

Bir kadın, Bir masal şehir İstanbul. Ne özel bir dilek olmuş. Sonrasında mı Türkiye’de yaşamaya karar verdin? Hem gazeteci hem yelken sporcususun. Bir kulübe bağlı mısın?

Moskova’da doğdum ve hayatımın neredeyse tamamını orada geçirdim. 2022–2023 yıllarında Ukrayna’da başlayan savaşın ardından dokuz ay boyunca Antalya’da yaşadım. İlk kez deniz kenarında yaşıyor, yelken teorisini öğreniyordum ve o zaman ilk kez Marmaris’e kaptanlık pratiği için geldim. Bu şehri çok sevdim. Bu yüzden daha sonra, 2024 yılının Aralık ayında, kışı burada geçirmek ve aynı zamanda denizde Kış Trofesi sırasında yoğun bir yarış deneyimi kazanmak için geri dönmeye karar verdim. Aynı zamanda yarışları yazmaya da başladım. Geçtiğimiz kış Marmaris’te kaldım. Yakında burada tam bir yılım dolacak. Tüm yerel yarışlara Türk lisansımla katıldım, ancak bir kulübe bağlı değildim; çünkü yerel yarış dünyasının yapısını, insanlarını ve sistemini o dönemde henüz tanımıyordum.

Yaşadığın kötü olayı sosyal medyada okudum. Bir kadın yelkenci olarak tacizin korkutucu hissini kalbimde hissediyorum. Eda, yeniden anımsatmış gibi olacağım ama nasıl gelişti?

14–18 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen 54. Türk Deniz Kuvvetleri Kupası’na katıldım. Rota, İstanbul’dan Göcek’e uzanıyordu. Ardından 19–22 Temmuz tarihleri arasında St. Nicholas Demre Kupası’na, yani Göcek’ten Demre’ye ve geri dönüş rotasına katılmayı planlıyordum. Ancak Türk Deniz Kuvvetleri Kupası’nın Göcek’teki kapanış töreninden sonraki gece, ikinci regattan önce, teknemde yaşanan taciz olayı beni, ilk açık deniz yarış deneyimimi yaşamak için katıldığım takımı hemen terk etmeye mecbur bıraktı.

Hangi takımda yarışıyordun?

Magic Twelve.

Hangi ülkeye ait ekip?

Bu Rusya’ya ait bir takım. Magic Twelve adlı teknenin tescil bayrağı da Rusya’ya ait. Teknenin Türkiye’deki ana Marinası Marmaris Yacht Marina. Daha önce hem Rus hem de karma ekiplerle yarışmıştım.

Sonra?

19 Temmuz sabahı, yaklaşık saat 04:00 civarında, 52 yaşındaki kaptan Aleksandr Rubtsov — Magic Twelve teknesinin sahibi ve takım kaptanı — kamarama girdi ve ben uyurken bana dokunmaya başladı. Çok sarhoştu. Uyandığımda ellerini boynumda, göğsümde, bacaklarımda ve genital bölgemde hissettim. Korku içinde ondan durmasını istedim, fakat devam etti. Bağırmaya başladım, ondan kurtuldum ve tekneden kaçarak marinanın güvenlik ofisine gittim, yardım istedim. Görevliler Sahil Güvenlik’i çağırdı. Her şey birkaç saat sürdü. Rubtsov’un görevlilere yanıt vermesini ve tekneyi terk etmesini uzun süre bekledik. Gün ağarmıştı. Sabah olduğunda ben, sanık ve bir tanık karakolda ifade verdik.

Yaşadığın olay çok korkunç. İyi ki iskelede, karaya erişimi olan bir yerde idi tekneniz. Sahil Güvenlik, karakol nasıl bir işlem yaptı?

Hepsi erkekti ama oldukça dikkatli, profesyonel ve bana karşı son derece nazik davrandılar. Ancak hem güvenlik görevlileri hem de subaylar arasında İngilizce konuşan hiç kimse yoktu; bu beni çok şaşırttı ve süreci zorlaştırdı. Ana dilim Rusça. Ne yazık ki iki dilli değilim, Türkçeyi yabancı dil olarak öğreniyorum, ama o stres anında elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Yanlış hatırlamıyorsam, başta olayla ilgilenecek kurum konusunda karışıklık yaşandı: olay Göcek Marinası’nda gerçekleşmişti, burada tam teşekküllü bir polis merkezi yok ve jandarma yalnızca karadaki vakalardan sorumlu. Tekne iskeleye bağlı olmasına rağmen, olay yeri Sahil Güvenlik’in yetki alanına girdi. Olay gece yarısı yaşanmasına ve işlemler yaklaşık beş saat sürmesine rağmen herkes görevini gayet iyi yaptı

Hakikatten zorlayıcı bir zaman dilimi.

Şikayetimi önce ben resmî olarak verdim. Sonra, sanık ve ekipten bir tanıkla birlikte ifadelerimizi verdik, ardından dosya Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletildi. Yaklaşık bir ay sonra, hem Türkiye’de düzenli olarak yarışlara katılan hem de burada ve Rusya’da insanlara hizmet veren, yerel yelken camiasında etkisi olan bu Rus yelkenciye karşı ceza davası açıldı. Ancak Rubtsov olaydan bir gün sonra, 20 Temmuz’da, St. Nicholas Demre Kupası yarışlarının ortasında Türkiye’den kaçıp Rusya’ya sığındı.

Kaçtı mı yani? Deniz yoluyla mı?

Hayır uçakla. Dalaman’dan Moskova’ya uçtu. Evet kaçtı,tabii ki ben o yarışlara katılamadım. Ekip ise yarışa devam etti. O gece bazı ekip üyeleri beni şikayetimi geri çekmem için ikna etmeye çalıştı ve üzerimde ciddi psikolojik baskı kurdular.

İlk duruşma 7 Ekim 2025 tarihinde Fethiye’de idi. Neler yaşandı?

Sanık hâlâ Rusya’da saklanıyor, takımı ise onsuz sonbahar yarışlarına katılmaya devam ediyor. Onu şu an Fethiye’deki mahkemeye getirmek mümkün değil. İlginçtir ki ilk duruşmada avukatı neredeyse hiçbir savunma sunmadı. Sanık tarafından herhangi bir açıklama olmadığı için mahkeme kararı da çıkmadı. İlginç bir şekilde, ekipten bir tanık mahkemeye geldi. İsmini şimdilik açıklayamam. Bir sonraki duruşma Aralık ayında yapılacak.

Yaşadığın bu olay sonrası kadın erkek belirterek yelken sporculardan, basından nasıl destek aldın?

Bu kısmı gerçekten en güzel olanı! Hemen çok sayıda Türk  hem erkek hem kadın, birçok yelkenci  bana destek oldu. Özellikle yelkenci Engin Yuvaktaş ve sunucu Elif Tümen’e teşekkür etmek istiyorum, çünkü onlar benim Türk yelken camiasında bir tepki dalgası oluşturma çağrıma ilk cevap veren kişilerdi. Olayın duyulduğu günlerde Türkiye Yelken Federasyonu temsilcilerinin de katıldığı büyük bir etkinliğin Urla’da yapıldığını onların sosyal medya paylaşımlarından tesadüfen öğrendim. Korkmadan paylaşım yaptılar ve paylaşımlarından sonra benim gönderim çok daha geniş kitlelere ulaştı. Açıkçası, profesyonel sporcular bana yazmaya başladığında biraz utandım, çünkü hâlâ onların seviyesinden çok uzağım. Ama eğer bu kadar deneyimli profesyoneller, hiçbir tereddüt etmeden yelken sporuna yeni başlamış birine inandıysa, ne yazık ki  gönderilerimde de belirttiğim gibi  bu sorun gerçekten çok yaygın; sadece yarı profesyonel yarışlarda veya charter yelkenciliğinde değil, yelken dünyasının her alanında ciddi bir problem. Ayrıca Sailing Times medya platformuna ve gazeteci Atilla Gökova’ya da teşekkür ederim. Hemen benimle iletişime geçti ve haberi ilk yayımlayan kişi oldu. Verilen tüm destek için herkese minnettarım. Federasyonun içinde olan herkes olaydan haberdar, sadece mahkeme kararını ya da uygun bir zamanı bekliyorlar diye düşünüyorum konu hakkında bir açıklama yapmak için..

Yaşadığın olayın son olmasını diliyorum. Sen sessiz kalmayı seçen diğer kişilere de rol model oldun aslında.

Bence artık bu toplulukta birçok kişi Rubtsov’un yaptığı gibi davranmaya devam etmeye cesaret edemeyecek. Bu iyi bir şey. Yarışlara katılan birçok kadın sporcu benzer taciz olaylarıyla karşılaşıyor. Bu olaydan sonra bana çok sayıda benzer hikâye gelmeye başladı. Kaptanlar genellikle erkek. Erkek egemen ve kapalı bir çevrede, mağdurun konuşmaktan çekineceğini düşünerek uygunsuz davranabiliyorlar. Umarım, insanların bu tür davranışları kabullenmek zorunda kaldığı dönem artık sona eriyordur.

Ben de bu konuda hadsiz, seviyesiz bir kaptana denk geldim. Mesafe kollamak ile yarışmak arasında sıkıntı yaşayanları gözlemledim. İlahi adalete havale ettiğimi anımsıyorum. İlahi adaletin tecellisine de şahit oldum.

Ben şanslıydım karaya erişimim vardı.   Çok hızlı ve soğukkanlı bir şekilde tepki verebildim ve yeterli kanıt toplayabildim. Şimdilik her şeyi anlatamıyorum, ama ileride tüm ayrıntıları paylaşacağım. Bir gazeteci olarak biliyorum ki böyle durumlarda görünürlük ve eylem belirleyici öneme sahiptir. Bu yüzden kendi davamı, sporda bu kadar mahrem bir sorunun görünür olmasını sağlamak ve benzer olayları mümkün olduğunca önlemek için bir araç olarak kullanmak istiyorum. Korkmuyorum ve utanmıyorum. Yaşadıklarımın bir suç olduğuna ve cezasız kalmaması gerektiğine yürekten inanıyorum.

Olay sonrası nasılsın? Psikolojik destek aldın mı?

Elimden geldiğince iyiyim. Birkaç yıldır bir psikanalistle çalışıyorum. Bu, o gece sınırlarım ihlal edildiğinde verdiğim tepkide çok etkili oldu ve karşı koymamı sağladı. Kendisi durumu biliyor ve bana profesyonel destek veriyor, bunun için ona minnettarım.

Mahkeme sonucunun takipçisi olacağım. Umarım kamuoyu olayın vahametinin farkına varır. Yeniden yarışlarda olacak mısın? Rotanı nasıl çizdin?

Açıkçası, bu olaydan önce bile plan yapmayı sevmiyordum; şimdi ise ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Aslında bazı fikirlerim var ama onları hayata geçirmek için şu anda çok az gücüm var. Yarışmaya devam etmek istiyorum, ama bu sadece teoride. Artık yelken düşününce çok daha fazla kaygı hissediyorum. Daha önce de korkularım vardı ama onlarla başa çıkabiliyordum. Şimdi bunlara, belirsizlik korkusu ve ağır deniz tutmasının yanına güvensizlik, tiksinti ve yoğun bir kendini koruma içgüdüsünün yarattığı panik de eklendi. Bunun travma sonrası stres bozukluğu veya geçici bir psikolojik savunma tepkisi olduğunu biliyorum. Umarım yakında geçer. Bir avuç zavallı, düzenbaz ve korkağın benim hayallerimi yok etmesine izin vermeyeceğim.

Bravo. Ben gibi birçok insan ile birlikte,  bu süreci el ele aşacağız.  Kadın sporculara mesajın var mı Eda?

Lütfen deneyim veya macera uğruna kaptanlarla ya da yelkencilerle iletişimde “kırmızı bayrakları” görmezden gelmeyin. Bir insanın normal ve stresli durumlarda nasıl konuştuğu ve davrandığı, onun güvenilirliği hakkında çok şey söyler. Yelkencinin kendini nasıl tanıttığına değil, hem teorik hem pratik bilgiye, hem de en basit anlamda insanlık nezaketine sahip olup olmadığına bakın. Yaş ya da yıl sayısı hiçbir şey ifade etmez. Birinin duygusal zekâsı yoksa, o kişi kaptan değildir. Hiçbir yarış, hiçbir antrenman, hiçbir gün batımı ya da denizdeki gün doğumu, sizin güvenliğinizi riske atmaya değmez. O yarış sırasında birçok şeyi görmezden geldim. Diğer yarışmacılara göre kendimi deneyimsiz sanıyordum, ama bu büyük bir yanılgıydı. Sabah 9’da viski ya da romlu kola içilmesinden tutun, 600 deniz mili boyunca kapalı kalan telsizlere, kaptanların İngilizce bilmemesine, dolayısıyla yarış talimatlarını anlayamamalarına ve marina çalışanlarıyla bile iletişim kuramamalarına kadar. Şu anda özellikle Rubtsov’tan bahsediyorum. Bu, tam anlamıyla bir utanç. Sadece utanç değil, aynı zamanda inanılmaz derecede tehlikeli. Bu yarışa çok hazırlandığım ve bunun hakkında çok yazdığım için geri adım atacak yerim yokmuş gibi hissetmiştim. Ama eğer zamanında karaya çıkma fırsatınız varsa, bunu yapın. Parayı kaybetmekten, fırsatı kaçırmaktan ya da böyle davranışları onaylayan bir ekibe karşı durmaktan korkmayın. Eğer benzer bir şey yaşadıysanız, çok üzgünüm. Ben yanınızdayım, bana sosyal medyada yazabilir, paylaşabilirsiniz. Elbette en iyisi bir uzmandan psikolojik destek almak, ancak tanıdıklarınıza bile böyle bir şeyi anlatmak çok zor. Böyle kaptanlar hakkında deneyimlerinizi paylaşın. Bu tür insanlar en çok itibarlarından ve imajlarından korkarlar. Belki de sizin sözleriniz bir başkasını koruyabilir.

Okuyucuya Not: Yelken sporu, benim için bir tutku. Özgürlüğün ve rüzgârla bir olmanın simgesi. Biz kadınlar özgürlük alanlarımızda ayrımcılığa, tacize, zorbalığa ve sessizliğe zorlanabiliyoruz. Oysa hiçbir kadın, şartlar ne olursa olsun korkmamalı. Tacize uğradığınızda yalnız olmadığınızı bilin. Ses çıkartın, paylaşın, çığlık atın, ağlayın, adli mercilere başvurun. Cesaret bulaşıcıdır. Eda’nın çıkarttığı ses bir başka kadının çığlığı olabilir. Rüzgarı susturamazsınız, kadını da.

Eda’ya ulaşmak isteyenler için sosyal medya hesabını sizlerle paylaşmak istiyorum

İnstagram / edochka

Taciz çeşitlerini  de aklınıza yazın derim.

  • Kabadayılık
  • Çete halinde takipçilik
  • Psikolojik taciz
  • Irkçı taciz
  • Dinsel taciz
  • Cinsel taciz
  • Takipçilik
  • Sokak tacizi
  • Mesajla taciz
  •  

Her ilde onlarca kurum ve kuruluşa ulaşmanız mümkün. Lütfen not alın.

  • Aile, Kadın, Çocuk ve Engelli Sosyal Hizmet Danışma Hattı: 183 ( 7 Gün 24 Saat/ Ücretsiz)
  • Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: 0212 656 96 96 / 0549 656 96 96
  • Alo Baro Kadın Hakları Merkezi Hattı: 444 26 18
  • https://magdurbilgi.adalet.gov.tr/309/Cinsel-Taciz

 

Burcu Tuna

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu