Cannes’ın yeni kraliçesi

Rol aldığı her film ödüle aday, oynadığı farklı karakterler parlak performanslarla dolu.

Onu ilk “Dünyanın En kötü İnsanı” ile 2021’de Cannes’da kazandığı En İyi Kadın Oyuncu ödülüyle tanıdık. Norveçli yönetmen Joachim Trier’in metropolde geçen yirmili yaşlardaki gençlerin varoluşsal komedisinde; onun performansı konuşunsa Hollywood’un önde gelen isimleri bile filme hayranlığını dile getirmek için sıraya girmişti.

Dakota Johnson, “Çok zekice ve beni mahvetti. Garip bir şekilde ağladım,” dedi. Jamie Lee Curtis ise coşkuyla, “Bu harika bir film… öz sevgiye ve bizi neyin yönlendirdiğine dair derin bir bakış” diye belirtti. Barack Obama bile filmi 2021’in favorileri arasına alır.

Renate Reinsve’nin büyüleyici başrol performansı olmasaydı, film biraz fazla havada uçuşan, erkeklerin dertlerine fazla takılıp kalan bir yapım gibi görünebilirdi. Hayranı olduğu Isabelle Hupert bile onun için ; “performansında bir enerji, olağanüstü, canlı bir şey var. Tanımlayamayacağınız ama hissedebileceğiniz canlı bir şey” diyordu.

Norveç’te ormanlık bir köyde büyüdü. Büyüdüğü yeri tanımlarken “tek bir bakkal ve tek bir benzin istasyonu olan çok, çok küçük bir yer,” diye belirtiyor. Daha sonra Oslo’ya taşındı ve ülkesinin uluslararası film sahnesine çıkmasına yardımcı oldu. 2021’de, kariyerinin büyük bir bölümünü tiyatroda geçirdikten sonra, Joachim Trier’in “Dünyanın En Kötü İnsanı” filminde başrol oynadı.

Okulda yarış yüzücüsü oldu. “Haftada beş kez yüzüyordum, haftada bir veya iki kez de yarışmalara katılıyordum. Yani oldukça yoğundu.”

Ama her zaman meşgul olmasına ve insanlarla çevrili olmasına rağmen, ergenlik çağının ortalarında bunun istediği şey olmadığını anladı ve 17 yaşında Edinburgh’a kaçtı. “Birçok iyi şey yaşadım, ama bir sürü kötü şey de yaşadım. Oldukça üzgündüm ve kızgındım. Bu yüzden kaçtım ve kendi başıma büyümeye çalıştım,” diyor ve ekliyor: “Başlangıçta sıcak olduğu için Kosta Rika’ya gitmeyi planlamıştım, ama param yoktu ve İskoçya’nın başkentine 1 sterline uçabileceğimi keşfettim. Çılgınca, değil mi? İyi değil. İskoçlar insanlarına pek iyi davranmamış olmalılar diye düşündüm.”

Edinburgh’da bir barda çalıştı ve “yeni arkadaşlarıyla çok eğlendi”. Ayrıca Fringe Festivali’ne katıldı ve mesleğini keşfetti. İki yıl sonra “gerçekten oyuncu olmak için” Oslo’ya taşındı. Bütün dersleri seçmeden alarak, oyunculuk okuluna gider.

TRİER İLE YAPTIĞI FİLMLER

Trier, 2011 yapımı “Oslo, 31 Ağustos” filminde ona tek bir replik verdiğinde henüz 20’li yaşlarının başındaydı. Bu film, Norveç başkentinde geçen ve “Dünyanın En Kötü İnsanı” ile son bulan serbest bir üçlemenin ikinci bölümüydü.

“Uzun süreli figürandım,” diyor. “Hadi partiye gidelim’ diyordu bu tek replikte ve insanları bir sonraki mekana götürmeye çalışıyordu, hepsi buydu. “Joachim enerjimi beğendiğini söyledi, bu yüzden sadece bir repliğim olmasına rağmen dokuz gün boyunca oradaydım.” Yıllar içinde arkadaş oldular; “çok yakın değildik,” diyor, “ama her zaman derin varoluşsal şeyler hakkında konuşurduk, çünkü ikimiz de her şeyi, farklı perspektiflerden ele almakla ilgileniyorduk. Arkadaşlarımla alıştığımdan daha derin bir seviyede konuşurduk.”

2025’de Reinsve/ Trier, “Sentimental Value-Manevi Değer” filmiyle Cannes’a geri döndüler ve bir kez daha coşkulu bir tepkiyle karşılandılar. Reinsve, çocukken kendisini ve kız kardeşi Agnes’i (Inga Ibsdotter Lilleaas) terk eden babasıyla isteksizce yeniden bağlantı kuran bir oyuncu olan Nora’yı canlandırıyordu.

Yaşlı bir film yönetmeni olan Gustav (Stellan Skarsgård), aile evine geri dönmüş ve Norveç’in Nazi işgalinden sonra intihar ederek ölen annesi hakkında yazdığı yıkıcı bir filmde Nora’nın başrol oynamasını teklif eder. Babasına karşı öfkesi açıkça hissedilen Nora teklifi reddedince, Gustav onun yerine Elle Fanning tarafından canlandırıla…

Renate Reinsve’nin daha az bilinen bir filmi olan Armand benim çok beğendiğim çok katmanlı bir filmi. TV+ da izlenebilir.

Dr.Emin Yeğinboy

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu