Oyuncu
80 li yılların ilk yarısı..İzmir Devlet Tiyatrosu’nun bir oyuncusu..O günlerin popüler dizisi “Parmak Damgası”nda öğretmeni canlandırıyor. Ve ilk sinema filmi “İhtiras Fırtınası”ndaki rolüyle gelen bir ödül. 21.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “en iyi yardımcı kadın oyuncu”..Teybimi alıp Devlet Tiyatrosu kulisinde alıyorum soluğu. İlk uzun röportajı olacak belki de. Zuhal Olcay’la tanışmam böyle..Ve karşımda yanlış bir şey söylerim diye tir tir titreyen biri..O gün bugün o kırılgan,ağlak yüz ifadesini değişmedi Olcay’ın. Sorularıma utana sıkıla cevap veriyor.Hele “büyük bir yeteneksiniz”deyince yüzü kıpkırmızı oluyordu.
Herşey çalışarak,emek vererek oluyor tabii. Gökten inmiyor. Zuhal’in öyküsünde olduğu gibi. Baba berber,anne ev hanımı. Sıradan bir aile ama sanatla içiçe. Büyük teyze konservatuarda piyano hocası.Küçük teyzesi tiyatro oyuncusu..Eniştesi opera sanatçısı.
“Ailenin tek çocuğu olduğum için kardeşi olan yaşıtlarımı çok kıskanırdım. Tek olmak ailede tüm sevgileri kazanma adına avantajdır ama paylaşma olayı olmadığı için de dezavantajdır. Benim için sıkıntılı bir mutluluktu tek çocuk olmak. Bunun dışında orta hâlli ama sıcak bir aile içinde büyüdüm.” der.
Ailenin tek kızı soluğu Ankara Devlet Konservatuarı’nda alıyor. 1976 da bitiyor okul. İlk evlilik okul arkadaşı Selçuk Yöntem ile. Henüz 19 yaşında. 3 sene sürüyor evlilikleri. Sonra İzmir’li iş adamı Zafer Olcay’la hayatını birleştiriyor.
İstanbul doğumlu Ankara büyümeli sanatçının İzmir günleri başlıyor. Bu arada kızı Ceren de doğuyor. Gerçek ismi Nami İsanç olan sanatçı artık Zuhal Olcay’dır. İşte Altın Portakal ile birlikte sanat merdivenlerini tek tek çıkmaya İzmir’den başlıyor. Televizyon dizileri,sinema filmleri ve müzik.
Sanat yaşamının ilk yıllarında “Hep şarkı söylemek istemişimdir”diyen sanatçı yine oynadığı bir filmin ana teması olan Onno Tunç bestesi “Dünden Sonra Yarından Önce” ile giriyor müzik dünyasına. Kariyerinde 8 solo albüm var. İlki 1990 da “Küçük bir öykü” sonuncusu “Başucu şarkıları 3” .Albümlerinde Bülent Ortaçgil ve Vedat Sakman’ın büyük katkıları var.
Ve tekrar doğduğu yer İstanbul’dadır. Bu kez aynı okulda okurken nasılsa farkedemediği Haluk Bilginer’le evlenmiştir.Birlikte çok güzel işlere imza atarlar yollarını ayırana dek. Tiyatro Stüdyosu’nda da Oyun Atölyesi’nde de. Tüm maddi varlıklarını yatırdıkları Oyun Atölyesi izbe bir yerin nasıl bir sanat merkezine dönüşebileceğinin kanıtıdır. Yeter ki yürekleri olsun,idealleri olsun insanların. Oyun Atölyesi’nde oynadığı “Dolu Düşün Boş Konuş”ile Afife Jale En İyi Komedi Oyuncusu ödülünü almıştır. Aslında çok ödülü var sanatçının. En son 3.İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali’nde aldı onur ödülünü. Oynadığı bütün filmler nerdeyse hepsi ödüllü filmler. “Salkım Hanımın Taneleri”nden “Hiçbir Yerde”ye kadar. Evita müzikalinde Eva Peron’a hayat veren kişidir Zuhal. Ayrılış’ta Amerikalı bedensel özürlü Sarah’a da. “Metin Altınok’a Ağıt”oratoryosunda da yer aldı sesiyle. 1989’da “Sahte Cennete Veda” adlı filmdeki rolüyle Almanya’da Altın Film Şeridi En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak uluslararası bir başarı elde etti.
2000 yılında Düşünceye Özgürlük 2000 adlı kitaba yayıncı olarak imza koyan 23 kişiden biri oldu. DGM tarafından “halkı, sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan yargılandı. 2003 yılında bu dava beraat kararı ile sonuçlandı.
Komediyi, trajediyi, dramı sahnede kullandı ,yaşamın hem siyah hem beyaz yönünü yansıttı şarkılarıyla. Sahnede şarkı söylemiyor adeta yaşıyor,yaşadıkça da oynuyor. Konserlerinin tadı müzik ile sözün tiyatral buluşmasıdır.
Olcay “Ben ayrı ayrı hepsini yaparken çok mutlu oluyorum. Sahne, kendimi en özgür, en iyi hissettiğim yer. Sahneye çıkabildiğim için kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum; sevdiğim işi yapıyorum, benim için çok güzel bir duygu. Hepsinin yeri bende ayrı, ne tiyatrodan ne TV dan,ne sinemadan, ne müzikten vazgeçmek istemiyorum. Sağlığım, ömrüm yettikçe sahnede olmak istiyorum.”diyor.Ya aşk?
“Aşk geçici bir endorfin havuzu diyelim.Mutlu aşk bence yok. İçinde mutlu olan anlar olabilir. Bulunduğu yerde yaşanılmalıdır. Bulunamıyorsa çok da kafaya takılmamalıdır. Bütün hayatı ve anlamı onun üzerinden yaşamaya da karşıyım. Bulduk mu tabii ki sonuna kadar yaşayalım .Ne güzel bir şey. Çünkü insana dertlerini, hastalıklarını unutturan ve en karanlık tabloyu bile bembeyaz görmenizi sağlayan bir ruh halidir aşk. “
Zuhal Olcay’ın yüzüne hüzünlerin yakıştığı kesin. Ama aynı zamanda çok da güzel gülen bir kadın o. Kelimenin tam anlamıyla bir ”oyuncu”..
Erkan Sevinç




