Gidecek te.. Ağlayacak ta..

Topa girmeyeyim dedim ama yazılanları görünce yine dayanamadım. Medyadaki arkadaşlarımız yerel yöneticilere vurmaktan zevk alıyorlar.

En son kurban Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı.. Önce kimdir bu güzel ilçenin seçilmiş belediye başkanı..

Saniye Bora Fıçı 59 yaşında ve doğma büyüme Foça’lı.. Eğitim hayatına Foça’da başlamış ardından Menemen Kız Meslek Lisesi’nde öğrenimini sürdürmüş.

1987 yılında, Halk Eğitim Merkezi’nde iş hayatına ilk adımını attı. Toplumsal duyarlılığı yüksek bir birey olarak, 2000 yılında zihinsel engelli bireylerin topluma entegrasyonunu sağlamak amacıyla kendi özel eğitim ve rehabilitasyon merkezini kurdu.

Fıçı 2009 yılında İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği’ne seçildi ve bu platformda İzmir’in ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönelik çalışmalar yürüttü. Aynı zamanda, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde görev alarak, eğitim alanındaki vizyonunu ve deneyimlerini gençlerin geleceği için kullanma fırsatı buldu.

2004 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılan ve 2020-2023 döneminde İl Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Fıçı’ya eleştiri “Neden yurt dışına gittin?”

Başkan antik çağın önemli denizci topluluklarından Phokaialıların Akdeniz’e uzanan tarihsel yolculuğunu, kurdukları kentler üzerinden ele almak ve ortak kültürel mirası görünür kılmak amacıyla “1. Uluslararası Phokaialıların Rotası Sempozyumu”na katıldı ve ilçesiyle ilgili bir sunum yaptı. “Ayranı yok içmeye İspanya’ya gidiyor” yorumları haksız..

Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e de sık sık bu eleştiri yapılırdı. Haftanın 3 günü yurt dışında diye.. Adam zevk için mi gitti yurt dışına? Birçok uluslararası kuruluşta ismi var ve her gittiğinde İzmir’i marka kent yapmak için çaba harcadı.

İzmir Büyükşehir demişken Dr.Cemil Tugay’a dönelim. Neymiş çok sulugözmüş. Ağlamak ayıp mı? Değil.. Tugay rahmetli anne ve babası ile çocukluk anılarını anlatırken gözyaşlarını siliyor. Ben de olsam kaybettiklerim söz konusu olursa ağlarım.

Çağan Irmak’ın “”Babam Ve Oğlum” filmini en az 5 kere izlemişimdir ve her defasında gözlerim dolmuştur. Babam ve Oğlum’da “Ona bir oda ver baba” dediği o sahnede.. Fikret Kuşkan’ın canlandırdığı Sadık karakteriyle Çetin Tekindor’un sert ama kırılgan Hüseyin’i arasında sıkışmış yılların suskunluğu, o tek cümlede çözülür. Bir çocuk, koca bir hayatın küskünlüğünü birkaç kelimeyle yumuşatır. Çünkü bazen affetmek uzun konuşmalarla değil, küçücük bir ricayla başlar. O sahne bize şunu hatırlatır aile dediğin şey kırıldığın yere yine de kapıyı aralık bırakabilmektir.Gel de bunu izlerken duygulanma..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da sık sık gözyaşlarını silerken görüyoruz.

Siyasetle uğraşanlar da insan.. Onlar da ağlar..

Dilerseniz sözü Sezen Aksu’ya bırakalım.

Ağlamak güzeldir süzülürken yaşlar gözünden

Sakın utanma

Ağlamak öfke, delice nefret, doruklardaki aşk

Doyumsuz sevinç, kahreden keder

Kısaca hayat ve nefesindir

Ağlamak şu gelip geçici dünyada

Herşeye rağmen var olmak demek

Ağlamak yaşayan binlerce duygu

İnsanca ve coşkulu güzel bi şeydir”

 

Erkan Sevinç

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu