83 yaşındaki bir usta ve nostaljiden beslenen bir albüm
Her şeyden önce, Paul McCartney imzalı “The Boys of Dungeon Lane”, keskin kenarları veya zararlı yan etkileri olmayan, güzelce gerçekleştirilmiş bir nostalji akışı sunan, son derece profesyonel bir albüm.
McCartney o kadar kurnaz bir eski profesyonel ki, The Boys of Dungeon Lane’in kendi şartlarında başarısız olma ihtimali yok gibiydi. Nedeni basit bir ustadan yeni ne gelirse gelsin başımızın üstünde yeri vardır. Bu albümde yetersiz bir zafer olsa bile yine de bir zaferdir. The Boys of Dungeon Lane yine de gümüş bir çekiç gibi vurabilir. Nostaljinin güçlü bir uyuşturucu olduğunu ve en bariz yolun aynı zamanda en iyi yol olabileceğini hatırlatabilen bir albüm.
Albümü ayakta tutan şey şarkı yazarlığı. McCartney, belki de tarihin en büyük aptalca aşk şarkıları ve duygusal pop şarkıları yazarıdır ve The Boys of Dungeon Lane’de “Penny Lane” kadar etkileyici bir şey olmasa da elinden geleni ortaya koyuyor. “Days We Left Behind”, “dumanlı barlar ve ucuz gitarlar”ın hüzünlü bir öyküsünü anlatırken, McCartney’nin yeni hassas üst ses aralığına adeta özel olarak hazırlanmış gibi görünen birinci sınıf bir nakarata sahip; sanki yoğun anıları onu nefessiz bırakmış bir adam gibi söylüyor. “Momma Gets By” ise dramatik unsurlarla bezenmiş, akılda kalıcı bir balad. “Down South” başlangıçta sade öykü anlatımıyla hayal kırıklığı yaratıyor gibi görünse de, içten ve ustaca basit nakaratı, kurulan dostluğun öyküsüyle dinleyiciyi kendine bağlıyor.
Albümdeki şarkıların sadece birkaç tanesi vasat kalıyor. 2000’lerin başlarında yazılan “Lost Horizon”, tatmin edici derecede keskin bir gitar solosuna sahip, ancak McCartney’nin neden baştan beri unuttuğunu anlayabilirsiniz; “Come Inside” ise tüm zehri klinik olarak temizlenmiş bir Rolling Stones gibi ve albümün en dip noktası, McCartney’nin palyaçovari ritmi ve ağır melodisiyle Oasis’i , Oasis’in de Beatles’ı taklit etmesi gibi gelen “Home to Us”.
Ama yine de, iki eski Beatles üyesinin bahçedeki güllerden ve yanmış tosttan bahsetmesi, tıpkı şömine başında sıcacık sarılmış iki yaşlı arkadaş gibi, kaçınılmaz olarak sevimli bir yanı var .
Emin Yeğinboy




