Anora
Anora-2024 Sean Yönetmen: Sean Baker.
Oyuncular: Mikey Madison, Yuriy Barisov, Mark Eidelstein, Daria Ekamosova, Karren Karagulian.
Cannes’da kazandığı Altın Palmiye ile ödül sezonunu açan “Anora” Yönetmenler Birliği, Yapımcılar Birliği gibi önemli ödüller sonrası Oscar heykelciğini de heybesine yerleştirdi.Toplamda 5 Oscar ile film gecenin kazananı oldu.
Genç yönetmen Sean Baker toplumun ötekileştirdiği seks işçileri, trans bireyler, kaybedenler üzerine sansürsüz hikayeler anlatmayı sever. Baker bu kez de takipçilerini şaşırtmayan öyküsünde seks, komedi, dram hepsini ustaca harmanlıyor.
Kendisini Ani olarak tanıtan, Brooklyn çevresindeki strep-tease kulüplerinde çalışan genç bir kadınla tanışıyoruz. Girişken, tuttuğunu koparacak cinsten bir hatun kişi Anora. Özbek asıllı, anlaşacak kadar da Rusça konuşan Anora’nın gecenin bir vakti hizmet isteyen İvan’la tanışması olaylar silsilesini başlatır. 22 yaşındaki deli, dolu hala çocuk Ivan (Mark Eidelstein) daha ilk geceden Ani’ye takılır kalır. Oligark Zaharov’un oğludur, New York’ta yaşadığı süper lüks villada Ani’yle sıklıkla buluşmaya başlar. Kafalar yüksektir. Bol seks, su gibi içilen alkol ve tabi ki uyuşturucu… Çıktıkları bir haftalık Vegas seyahatindeyse olanlar olur gecenin bir vakti evleniverirler.
Mikey Madison, Anora karakterinde olağanüstü bir performans sunuyor. Rolü için Rusça dersleri alıp direk dansı öğrenmiş. Yerine göre enerjik, duygusal inişleri çıkışları kusursuz. Zengin çocuğu İvan’da yine Rus asıllı Mark Eidelstein şımarıklığı, çocuksuluğu gayet güzel veriyor.
Karakterlerin inandırıcılığı filmin en büyük artısı. Ermeni asıllı oyuncular filmin otantik yapısına büyük katkı yapmışlar. Öykü ilerledikçe öne çıkan Igor karakterinde Yuriy Barisov, çok beğendiğim “6 no’lu Kompartman” filmindeki kaba saba karakterine yakın bir tiplemede son derece başarılı. Keza Karren Karagulian koruma şefi Toros’ta parlıyor. Ortodoks kilisesindeki vaftiz sahneleri çok komik.
Çılgınlık, komedi, dram hepsi birbirine bağlı tren vagonları gibi yol alıyor. Tersine yaşanan bir “Pretty Woman” öyküsü diyebilirim. O ne kadar masalsıysa, bu da o kadar gerçek.




