Yok olmanın karşısında

Dünya cennetini sunarken yok etti insanoğlu. Yarını düşünmeden, çocukların yürüyeceği yolu, soluyacağı nefesi ve içeceği suyu sınırsız zannedip tükettik hunharca. Sınırsız değildi! Doğanın da bir prensibi vardı tıpkı bizler gibi. Fakat bunu suyu dahi idareli kullanan kültürel mirasçılarımız olan atalarımızdan bugüne taşıyamadık. Tükettik, kirlettik, yok ettik..

Umuda sarılmanın vakti. Küresel krizle mücadele adımlarından belki de en mükemmeli diyebilirim. Geri dönüşüm savaşları, yarına yürümek ve meydan okumak yok olmaya. Ve geçen ay Türkiye’de ilki düzenlenen festival tadında muazzam bir farkındalık adımı atıldı. Atılan bu köklü adım geçmişimizin ayak izlerini barındırıyor. Zira bizler nimeti zayi etmeden yetişen, suyu yolundan döndürmeden ve yaşayan yakmadan yerli yersiz şavkı.. İşte bizler yüzyıllar öncesi atalarının emanetçisi torunlarız. Yaraşanı yaptık, yaparız.

Uzun soluklu bir festivalde Atatürk Havalimanı’nda küçükten büyüğe her yaşa hitap eden etkinlikler, gösteriler, konserler ve farkındalık atölyeleri yer aldı.

Ailecek takip ettik zira önce çocuklarımıza kazımak istedik “sıfır atık” bilincini. Yeri geldi pedal çevirdik, minik arabalara enerji olduk , yeri geldi ipleri halkalara minik tahta blokları kancalara geçirdik. Fidanımızı toprakla buluşturmak için aldık. Harika ve eğlenceli oyunlarla hem eğlendik hem de bilincimizin kapılarını zorladık insan olmanın gereklerini hatırlamak için yeniden.

En anlamlı anlardan biriydi benim için Brezilya topraklarından gelen kardeşlerimizi kucaklamak. Bidon, kum, çekiç ve kürekle notaları kusursuzca oluşturup enfes şarkılarla dansı harmanlayan şahane ekip Quarteto da Arriaçao inşaat malzemelerini müzik aleti olarak dönüştürerek gönüllere taht kuran bir fenomen. Ekiple fotoğraflar da anılarımıza eklendi elbette. Onları ülkemizde ağırlamaktan duyduğumuz sevinci sevgi sözcükleriyle aktarma imkanımız da oldu kendilerine. Kızım ve geleceğimiz çocuklarımız adına da yalın ve eşsiz bir örnek teşkil ettikleri için son derece mutlu ayrıldık alandan.

Sanatı çevre temasıyla birleştiren, eğitici atölyeleri söyleşilerle bütünleyen, su satışının yapılmadığı alanda cam matara ile su dağıtımı gerçekleştiren ve yöresel ürünleri damaklara ikram eden dopdolu bir festival deneyimledik. Çevre ve tasarruf bilinci eğlence ve kültürel etkinliklerle daha güzel temsil edilemezdi.

Dönüşüm sevgiyle başlar. Aktarım kadim bir bilgeliktir geçmişten geleceğe. Şimdi fark etmek yeşili, sevmek doğayı.. Şimdi dur demek boşa akan suya yoka yanan ışığa. Dünya bizim evimiz. Evimizin yok olmaması için mücadele ediyor tasarrufa “Ben de varım” diyoruz.

Atılan her adım ekonomiye, enerjiye, dönüşüme katkı. Farkında olan her birey geleceğe yatırım.

İklim krizine karşı evimizi koruyoruz. Yarınlar için şimdi dönüşüm zamanı..

Gamze Bargın Bulmuş

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu