Cehaletin adı gelenek
Bilgiden korktunuz mu hiç? Okumaktan bilhassa okuyandan hele..
Korkanları gördüm! Ben de korktum. Bilgeliğe balta vurmaya meyleden cehalet sırtlanıcılarından..
Yazarım ben yazarım. Sözcüklerimi sakınacak olsam erdemli olmazdı kalem. Kuşanmazdı doğruyu. Doğrucuyum ben.. “Benlikten sıyrılamadıkça” diye başlayan cümleyi duyuyor kulaklarım. Ne çok “ben” der olduk öyle. Zaten dünya ve insanlık sorgusunda herkes. Düzelsin istiyoruz kötücül düzeni. İşe kendimizi düzeltmekten başlamaya aciziz. Ben diyoruz hep. Yalnızca benim dediğim olsun, benim doğrusu.
İşte çürümenin başladığı yer. Empati yoksunluğu varken ilerlemez bu düzen arkadaş. Biz kalem gönüllüleri iyilik aşıkları da onuncu köyden seslenir dururuz inancımız yolunu. Ben diyen bir kesim var ki beni okumuşluğuma küstürmeye çalışan, bunca senenin emeğiyle hiçlikteyken hayretle bakakalacağınız öz güven cahilliğinde dönüyor üç beş havalı sanılan kelimenin ne anlama geldiğini bilmeden sarf edenler.. Bilim diyorsunuz yok diyor, kanıt diyorsunuz yüz ekşiyor. Gerçek göreceli değildir. Yani sana bana göre değişmez. Bilgiyle yoğrulan zekalar asil tavırlar sergiler hayata ve insanlara, düz bakanlarsa yalnızca bildiğini zanneder. Terbiye edilen bilinç yola çıkar yolda kalır, terbiyeden yoksun kendi şekillerini kurallaştıran bir de üzerine seni beni kalıplaştırmaya çalışanlar yolda olduğunu sanır da yoldan çıkar.
Cehalet olmuş gelenek. İşine geldiği gibi davranmak anane olmuş, işine gelmeyen haram günah.. Küçük yaşta evlilik savunur olmuş geleneklerine son derece bağlı olanlar. Neden? derim. Önce okusun bileziği kolunda dursun. Bu dünyanın altı üstüne denk değil. Olur mu benim böylesine bilgeliği aydınlığı savunmam. Elbet göze batarım elbet susturmaya çalışırlar. Ha susturamadıklarına yüz döner kaş çatarlar. Oluverirsin gözü açık sözü seçik. Açık gözlü olmak, bilinçli kalmak uyanık durmak tabiatımızın bel kemiği. Tüm gelişimimizi etkileyen faktörlerden. Fakat cehalet yanlıları için gözün açılması iyi değil. Aman kız çocuklarının gözü açılmasın. Açılmasın ki sorgulamasın. Çek ipini gelsin yürü de gitsin. Modern kölelik!
Kadın olarak anne olarak bilgelik yolunda bugün kadınlarımıza seslenmeye devam ediyorum. Fakat herkese sesimizi duyuramıyoruz. Duyuruyoruz duymak istemiyor, dinleme gayreti yok. Bilgi eksik, cehalete körü körüne bağlı kalan yürekler körleşiyor. Ve bunu kendi bile isteye tercih ediyor. Diyor ki “Okul değil koca diyeceksin!” Okumayacak, sorgulamayacak, baş kaldırmayacak, ezilecek ve bu ezilmeden memnun kalacak minnet duyacak bir geleneğin adı olmuş temiz beden. Ruha bakan yok, kalbi gören yok. Göstermeye yol olmaya can atarken gözleri kapatmak niye? Nereden kırmaya başlayacağız bu zinciri? Küçük yaşta evlilik, kız çocuklarının hata yapmadan yuva kurmasını sağlama amacında aile kurumunda. Okul mu koca mı derseniz muhakkak koca diyeceklerdir. Kadınların hele ki ana kadınların kız çocuklarını okumaya teşvik etmesindense evlilik hayatını masal tadında özendirmesi toplum açısından üzücü. Bireyler toplumu oluşturur. Ve bizler yaptıklarımızla topluma ve diğer tüm bireylere karşı sorumluyuz.
Bazen ne yaparsak yapalım körleşmeyi tercih edene bakmayı ve görmeyi öğretemiyoruz. İşte onlar kendi karanlığına yürüyenlerdir. En kötüsü de ne derseniz;
“Maruz kalmak!” Aynı ortamı soluyan saf bilinçlere yapılan ortam aktarımı gelenek adı altındaki cehaleti benimsiyor. Çünkü normal olan bu.. Bizim gibiler mi? Bizler yoldan çıkan, biz gözü açık, biz çok bilen.. Bildiğim bir şey varsa gözlerini sıkı sıkıya kapayanlar kadar güneşe bakmaya doyamayanlar var..
Efesli Filozof Herakleitos,
“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözünü bizim çağda yaşasaydı şöyle değiştirirdi:
Değişmeyen yalnızca değişimin kendisi değil, cehalet..
Kötüler
Ve bir de tapanları!
Gamze Bargın Bulmuş





Mükemmell çok güzelll