Başlangıç

Her şeyin başladığı yere gitmeyi kim istemez ki..

Evrenin başlangıcı, yıldızların dağılımı, kozmik yasalar, frekans, paralel evren belki de evrenler mi demeliyim?

Aslında şu an bambaşka bir konu hakkında yazmak için oturdum masama. İnsanı ve toplumu ilgilendiren, değerlerimize ve kolektif bilince açılan kapılar ardından bakabilmemizi sağlayacak bir yazı yazmak için hareketlendi parmaklarım. Fakat bugün bu yazı kendini yazdırıyor!

Evet! Satırlar tamamen akışta kendini şekillendirip döküyor ekranıma. Ben de nedenini sorguluyorum elbette. İçten içe de biliyorum aslında. Almam gereken mesajı muhtemelen bloke ettim ve verilmesi gerekenler iletilemedi…

En başına gitmeyi dilersen kendini orada bulursun. Tam da olmak istediğin yerde. Çünkü sandığından çok daha güçlüsün. Sadece gerçek olana uyanman gerek. Bu her gece başımızı yastığa koyup daldığımız rüyanın uykusu değil. Bu uyanış sen’e, öz’e, bilince ve farkındalığa. Dünyada devam eden bir savaş, ölmek zorunda kalan zira aksi mümkün olmayan ağzı süt kokulu çocuklar, şiddete maruz kalan Can’lar ki biz onlara hayvan diyoruz. Suç işlemekten korku duymayan yeni yetmeler, zamanımızın çoğunu çalan cahiller… Sayabildiklerim ve daha fazlası olduğu sürece karanlıktayız. Ve işte hiçbir şey başlamamış demektir.

Birey olmak, iyi bir insan olabilmek temelde iyi eğitim veren anne ve babalara bağlıdır. Yani başlangıç tam da burasıdır. Aile! Evde eğitim görmemiş hiçbir çocuk okulda devamını katık edemez. Ne kadar çabalarsa çabalasın bir eğitimci, asla bir noktaya ulaştıramaz. Ailedeki noksanlık hayatın şekillenmesinde ciddi bir önem teşkil eder. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki Mustafa Kemal Atatürk’ün bize armağanı olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı karşıladığımız 2025 senesinde, okul bitiş törenlerinde İstiklâl Marşımızı okumadan elini tutup eve çekiştirenlerden başlamalı bazen bir şeylere dur demeye. Saygı nerede başlar? İşte cevabı. Yıllarca soğuk ve açlığa karşı da cephedeki kadar savaş veren yüce bir milletin emanetçileri beş dakika sürecek olan törene saygısızca davranıyor. Aileler tarafından çocuklara dayatılıyor. Aksini diretmek varken neden amaçsız çabaya girer insan? Herkesi dahil etmiyorum elbette bu acı duruma nitekim bu toprağın bekçileri, cehaletin karşısında koskoca  bir dağdır…

“Saygının da başlangıcı sevmekten geçer,” diye fısıldandı tam da şimdi kulaklarıma. Ama gaipten ama en derin yerinden içimin sezgisinin. Her şeyin başında sevgi en güçlü bağlanma yolu, kalp ılıtan bir bütünsellik.

“Haklısın,” diyorum ben de. “Sevmediğine ne koşar ne de coşarsın!”

Unutulmasın ki başlangıçlara set vuranlar kadar setleri korkusuzca yıkmak için savaşan iyi insanlar da var. Bir de salt iyiyi gözeten ışık işçileri…

Başlangıç! Bir sonu durdurur mu?

Gamze Bargın Bulmuş 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu