Yeni nesil çocuk işçiler

Çocuk, oyun oynadığı için mi kamera karşısında; yoksa kamera açık olduğu için mi oyun oynuyor?

Türkiye, çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik en kapsamlı adımlarından birini attı. TBMM’de kabul edilen yeni düzenleme ile sosyal medya platformlarına, çocuk kullanıcıların korunmasına ilişkin önemli yükümlülükler getirildi. Düzenlemenin temel amacı; çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimini sınırlandırmak, dijital güvenliği artırmak ve sosyal medya şirketlerine doğrudan sorumluluk yüklemek oldu.

Yeni düzenlemenin öne çıkan hükümleri

  1. 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulamayacak.

Yeni düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcıları, 15 yaş altındaki çocuklara hizmet sunamayacak. Platformlar, bu yasağın uygulanabilmesi için gerekli teknik önlemleri almakla yükümlü olacak.

  1. Yaş doğrulama sistemi zorunlu hale geliyor.

Sosyal medya şirketleri, kullanıcıların yaşını doğrulamaya yönelik teknik sistemler kurmak zorunda olacak. Amaç, çocukların yaşlarına uygun olmayan dijital ortamlara erişimini önlemek.

  1. 15-18 yaş grubuna özel dijital hizmet modeli uygulanacak.

Kanun, 15 yaşını doldurmuş ancak reşit olmayan çocuklar için tamamen serbest bir kullanım öngörmüyor. Bu yaş grubuna yönelik, gelişim düzeylerine uygun ve ayrıştırılmış hizmetlerin sunulması zorunlu tutuluyor. Platformların bu kapsamda aldığı tedbirleri kamuoyuna açık şekilde yayımlaması bekleniyor.

  1. Güvenli dijital alan oluşturulması hedefleniyor.

Düzenleme; çocukların zararlı içeriklerden korunmasını, kontrollü dijital kullanımın teşvik edilmesini ve yaşa uygun içerik politikalarının geliştirilmesini amaçlıyor.

Mevcut düzenleme ağırlıklı olarak çocuğun sosyal medya platformunu kullanıcı olarak kullanmasını düzenliyor.

Başka bir ifadeyle yasa;

  • Çocuğun hesap açmasını,
  • Platformun çocuğa hizmet sunmasını,
  • Yaş doğrulamasını,
  • Dijital güvenliği,
  • Zararlı içeriklere erişimi

kontrol altına almayı hedefliyor.

Ancak bu noktada dikkat çeken önemli bir soru ortaya çıkıyor: Peki ya sosyal medya hesabı çocuğa ait değilse?

Çocuk, kendi hesabını kullanmıyor; ancak anne veya babasının milyonlarca takipçili hesabında her gün kamera karşısına çıkıyor, ürün tanıtıyor, reklam filmi çekiyor, içerik üretiyor ve bu içerikler ekonomik gelir oluşturuyorsa…

Mevcut düzenleme bu durumu açık biçimde ele alıyor mu?

İşte “Yeni Nesil Çocuk İşçiler”, “Algoritmanın Çocukları” dosyasının çıkış noktası tam da bu sorudur.

Boşlukta Kalan Alan: Dijital İçerik Üreten Çocuklar

Mevcut sosyal medya düzenlemesi, çocukların platformları kullanıcı olarak nasıl kullanacağını ve bu süreçte nasıl korunacağını esas alıyor. Ancak dikkat çeken önemli bir boşluk bulunuyor.

Kanun; çocukların, aileleri tarafından sosyal medya üzerinden ticari içerik üreticisi olarak kullanılmasına ilişkin açık ve kapsamlı bir düzenleme içermiyor. Oysa bugün dijital platformlarda bambaşka bir tabloyla karşılaşılıyor.

Kendi adına sosyal medya hesabı bulunmayan çok sayıda çocuk, anne veya babasının yönettiği hesaplarda düzenli olarak kamera karşısına çıkarılıyor. Milyonlarca kullanıcıya ulaşan bu paylaşımlarda çocuklar; marka tanıtımları yapıyor, sponsorlu içeriklerde yer alıyor, kıyafet, ayakkabı, oyuncak, kozmetik ve çeşitli tüketim ürünlerinin reklam yüzü oluyor. Bazı içeriklerde ise yüksek izlenme uğruna aşırı yemek tüketimi, eğlence adı altında hazırlanan kurgular veya günlük yaşamın en mahrem anları milyonlarca kişiye servis ediliyor.

Henüz hukuki ehliyeti bulunmayan çocukların dijital kimlikleri, çoğu zaman ticari bir değere dönüşürken; bu süreçte çocuğun üstün yararının, rızasının ve kişilik haklarının nasıl korunduğu sorusu giderek daha fazla gündeme geliyor.

Uluslararası literatürde bu tartışma iki önemli kavram etrafında şekilleniyor. Bunlardan ilki “sharenting”, yani ebeveynlerin çocuklarına ait fotoğraf, video ve kişisel bilgileri sosyal medya üzerinden yoğun biçimde paylaşması. Diğeri ise “child influencer”, başka bir ifadeyle sosyal medya üzerinden ticari faaliyetlerde yer alan çocuk fenomenler.

Dünyanın birçok ülkesinde hukukçular, akademisyenler ve çocuk hakları savunucuları artık şu sorunun yanıtını arıyor:

Bir çocuk, sosyal medyada görünür olduğu için mi eğleniyor; yoksa ekonomik değer üreten bir dijital içerik unsuru hâline mi geliyor?

İşte “Yeni Nesil Çocuk İşçiler”, “Algoritmanın Çocukları” dosyası tam da bu sorunun peşine düşüyor.

Çözüm Önerileri

Dijital dünyanın hızla gelişmesiyle birlikte çocukların korunmasına yönelik hukuki düzenlemelerin de aynı hızla güncellenmesi gerekiyor. Çocukların sosyal medya platformlarında yalnızca kullanıcı olarak değil, ticari içerik üreticisi olarak da yer aldığı gerçeği dikkate alındığında, yeni bir hukuki çerçeve oluşturulması kaçınılmaz hale geliyor.

Uzmanlar, çocukların üstün yararını esas alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine dikkat çekerken, ben de önerilerimi  kamuoyunda tartışmaya açıyorum:

  • Çocukların yer aldığı ticari sosyal medya içerikleri için özel yasal düzenleme yapılmalı.
  • Çocukların reklam ve sponsorluk faaliyetlerinde yer almasına ilişkin açık kurallar belirlenmeli.
  • Çocukların dijital içerik üretiminden elde edilen gelirleri yasal güvence altına alınmalı.
  • Çocukların kişisel verileri, görüntüleri ve dijital kimlikleri daha etkin korunmalı.
  • Çocukların sağlıklarını olumsuz etkileyebilecek içerik üretimlerine sınırlamalar getirilmeli.
  • Aileler için dijital çocuk hakları konusunda bilinçlendirme programları hazırlanmalı.
  • Sosyal medya platformları, çocukların yer aldığı ticari içerikler için daha şeffaf denetim mekanizmaları oluşturmalı.
  • Çocuk hakları, dijital etik ve reklam hukuku birlikte ele alınarak yeni bir politika çerçevesi hazırlanmalı.

Akıl birliğine varmak için bir adım atıyor ve Miili Eğitim Bakanlığımızın “Dijital Çocuk Hakları Bildirgesi” ni bir kez daha Kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZIN DİJİTAL ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ

Bu sözleşme, çocukların dijital güvenliğinden sorumlu tüm paydaşlara bir çağrıdır. Dijital teknolojilerin çocukların eğitimine, gelişimine ve yaratıcılığına sunduğu fırsatları desteklerken, aynı zamanda çevrim içi istismar, veri ihlalleri, siber zorbalık ve dijital eşitsizlik gibi tehditlerin farkında olarak tarafların sorumluluk alması beklenmektedir. Sözleşmenin asli tarafları; ebeveynler, veliler, bakım verenler, öğretmenler, okul yöneticileri, çocuk sağlığı uzmanları, hukukçular, sosyal çalışma görevlileri, politika yapıcılar, dijital içerik üreticileri, şirketler ve devletlerdir. İlgili taraflar, çocukların korunması için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmekle mükelleftir. Bu sözleşmede geçen “çocuk” 18 yaşını doldurmamış her bireyi; “dijital dünya” ise internet ve bağlantılı teknolojiler aracılığıyla sunulan her türlü platform, içerik, uygulama ve etkileşim alanını ifade eder.

MADDE 1: Her çocuğun bilgi ve iletişim teknolojilerinden güvenli, adil ve anlamlı şekilde yararlanma hakkı korunur

MADDE 2: Çocuğun dijital ortamlarda fiziksel, zihinsel ve duygusal bütünlüğünün, mahremiyetinin ve kişisel verilerinin korunmasını sağlamak ebeveynlerin, velilerin, bakım verenlerin, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, çocuk sağlığı uzmanlarının, hukukçuların, sosyal çalışma görevlilerinin, dijital içerik sağlayıcılarının, şirketlerin ve devletlerin devredilemez ortak sorumluluğudur.

MADDЕ 3: Dijital dünya konusunda çocukları eğitmeyen ve bilgilendirmeyen, onları sınırsız ve kontrolsüz şekilde ekrana maruz birakan ve gerekli önlemleri almayan her paydaş çocukları ihmal etmiş olur.

MADDE 4: Çocukların erişimine açık her türlü dijital hizmet, çocuğun gelişimini gözetmekle yükümlüdür. Çocukları hedef alan ya da çocukların yer aldığı dijital içeriklerde onların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine zarar verebilecek unsurlar bulundurulamaz. Dijital içerik ve uygulamalarda çocuğun mahremiyet hakkı, açık rıza ilkesi ve unutulma hakkı gözetilir. Bu haklara aykırı uygulamalara izin verilemez.

5: Çocukların yer aldığı içeriklerde şiddet, nefret söylemi, zorbalık, müstehcenlik, bahis, kumar, gibi çocuğun fiziksel. zihinsel ve duygusal bütünlüğüne zarar verecek unsurlara yer verilemez. Ebeveynler, veliler, bakım verenler, öğretmenler, okul yöneticileri, çocuk sağlığı uzmanları, hukukçular, sosyal çalışma görevlileri, dijital içerik sağlayıcıları, şirketler ve devletler, dijital ve sosyal ortamlarda çocuklar arasında dışlayıcı davranışlara ve kasıtli yalnızlaştırmaya neden olacak tutumlara karsı ortak sorumluluk tasır.

 MADDE 6: Çocuğa ait kişisel veriler, özel nitelikli kişisel veri kapsamında devletin denetimi ve gözetimi altında hizmet sağlayıcılar tarafından korunur. Bu veri, hiçbir surette çocuğun zararına olacak şekilde ticarilestirilemez ve kullanılamaz. Dijital hizmet sağlayıcıları, çocuklara yönelik algoritmaların ve içeriklerin güvenli, yaşa uygun ve ayrımcılıktan uzak olmasını sağlamakla mükelleftir.

MADDE 7: Çocuklar, ebeveynler, veliler, bakım verenler, öğretmenler, okul yöneticileri, çocuk sağlığı uzmanları ve sosyal çalışma görevlileri dijital ortamlarda maruz kalınan istismar, şiddet, nefret söylemi, zorbalık, müstehcenlik, tehdit ve benzeri hukuka aykırı eylemler ve dijital bağımlılık hakkında hızlı, erişilebilir ve etkili başvuru yolları ile şikâyet mekanizmalarına sahip olmalıdır.

MADDE 8: Ebeveynlerin, velilerin, bakım verenlerin, eğitimcilerin, çocuk sağlığı uzmanlarının, sosyal çalışma görevlilerinin, dijital içerik sağlayıcıların ve şirketlerin sorumluluklarını denetleyen ve bu konuda gerekli önlemleri alan ilgili kamu kurum ve kuruluşları çocuk istismarını önleyebilir.

MADDE 9: Çocuklar dijital dünyada güvende kalmak için yaşlarına uygun, erişilebilir ve nitelikli bir dijital okuryazarlık eğitimi alma hakkına sahiptir. Devlet, eğitim hakkının dijital tamamlayıCISI olan bu alanı kamu hizmeti niteliğinde değerlendirir. Hiçbir çocuk dijital okuryazarlık eğitimi alma hakkından mahrum bırakılamaz. Devletler bunun için gerekli imkânları sağlamakla yükümlüdür.

MADDE 10: Devletler çocuk güvenliğini, mahremiyetini ve refahını ön planda tutan dijital platformların geliştirilmesi ve düzenlenmesini desteklemelidir. 

MADDE 11: Çocuklar, sanal ve artırılmış gerçeklik ortamlarında güvende olma hakkına sahiptir. Devlet, bu ortamdaki istismar, kimlik ihlali ve mahremiyet risklerine karşı gerekli önlemleri alır. Her çocuk yapay zekâ ve otomatik karar sistemleri tarafından ayrımcı veya zarar verici biçimde değerlendirilmekten korunmalıdır. Teknoloji şirketleri bunun için gerekli önlemleri almakla mükelleftir.

MADDE 12: Her çocuk, bu sözleşmede bahsi geçen hak ihlallerine karşı uluslararası korunma hakkına sahiptir. Devletler; dijital suçlar, çevrim içi istismar, veri kaçakçılığı ve yasa dışı içeriklerle mücadele amacıyla uluslararası iş birliğini teşvik etmeli ve karşılıklı hukuki yardım mekanizmaları oluşturmalıdır.

MADDE 13: Dünyaya gelmiş her çocuk; dili, dini, ırkı fark etmeksizin yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında dijital dünyada aynı hassasiyet ile korunmalıdır.

LİNK ÜZERİNDEN DE ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNE ULAŞABİLİRSİNİZ. https://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2025_09/16153650_Cocuk_Haklari_Sozlesmesi.pdf

Kamuoyuna Çağrı!

“Yeni Nesil Çocuk İşçiler” başlıklı  araştırma dosyası ile, dijital çağda çocuk haklarının yeniden değerlendirilmesine katkı sunmayı amaçlıyorum. Dosyamın devamında; çocuk hakları uzmanlarının, hukukçuların, akademisyenlerin, psikologların, iletişim bilimcilerin ve dijital medya temsilcilerinin görüşlerine yer verilerek konu çok yönlü biçimde incelenecektir.

Hazırlanacak kapsamlı dosyanın, ilgili kamu kurumlarıyla paylaşılması; başta Türkiye Büyük Millet Meclisi , Milli Eğitim Bakanlığı, UNESCO, BM, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere çocuk hakları, dijital mecralar ve aile politikaları alanında görev yapan ihtisas komisyonlarının değerlendirmesine sunulması hedeflenmektedir.

Amaç; herhangi bir kişi ya da kurumu hedef göstermek değil, dijital çağın ortaya çıkardığı yeni riskleri çocukların üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirmek, mevcut hukuki düzenlemelere katkı sağlayabilecek önerileri kamuoyunun ve karar vericilerin dikkatine sunmaktır.  Çocuklar, dijital ekonominin görünmez emekçileri değil; geleceğin bilim insanları, sanatçıları, sporcuları ve üretken bireyleridir. Onların çocukluk hakkını korumak, yalnızca ailelerin değil, toplumun ve devletin ortak sorumluluğudur.

“Çocukların geleceği, algoritmaların değil; haklarının korunduğu bir dünyada inşa edilmelidir.”

“Hiçbir çocuk, yetişkin olmadan önce bir iş modeline dönüştürülmemelidir.”

Burcu Tuna

Yazar | Fütürist | İnovasyon Uzmanı | Araştırmacı

burcutuna1@gmail.com

THE NEW GENERATION OF CHILD WORKERS      
Children of the Algorithm   
Commercial Exploitation of Children in the Age of Social Media      
A Special Investigative Report by Burcu Tuna

The current social media regulation primarily focuses on how children use digital platforms as users and how they should be protected throughout that process. However, it leaves a significant issue largely unaddressed.

The legislation does not contain a clear or comprehensive framework governing the commercial use of children by their own families as digital content creators on social media.

Yet today’s digital landscape presents a very different reality.

A growing number of children who do not even have social media accounts of their own regularly appear on accounts managed by their parents. Through these accounts—many of which reach millions of followers—children promote brands, participate in sponsored content, and become the public face of advertisements for clothing, shoes, toys, cosmetics, and a wide range of consumer products.

In some cases, children are encouraged to consume excessive amounts of food merely to increase audience engagement. In others, scripted entertainment or even the most intimate moments of their daily lives are shared online with millions of viewers.

As children who lack legal capacity increasingly become part of commercial digital ecosystems, important questions arise regarding how their best interests, informed consent, privacy, and personality rights are being protected.

Internationally, this debate has largely developed around two key concepts.

The first is “sharenting”—the excessive sharing by parents of photographs, videos, and personal information relating to their children on social media.

The second is the phenomenon of the “child influencer”—children who participate in commercial activities through social media and whose digital presence generates economic value.

Across the world, legal scholars, academics, psychologists, and child-rights advocates are increasingly asking the same fundamental question:

Is a child simply having fun because they are visible on social media, or have they become a commercial digital asset that generates economic value?

This is precisely the question that “The New Generation of Child Workers – Children of the Algorithm” seeks to explore.

A New Form of Child Labour?

Throughout history, child labour has been associated with factories, workshops, fields, and mines.

Today, however, the workplace may no longer be a factory floor.

It may be a smartphone.

A living room transformed into a recording studio.

Or a social media account managed by a parent.

The tools have changed, but one question remains:

Can a child whose image, emotions, and daily life generate commercial income still be regarded merely as a child participating in family life, or have they become part of a new form of labour in the digital economy?

The rapid growth of the creator economy has introduced forms of work that existing legal systems have not yet fully addressed.

As digital platforms increasingly monetize visibility, attention, and personal identity, children are becoming part of an economic model in which their presence itself may create financial value.

Whether this constitutes digital child labour is now becoming one of the most important legal and ethical debates of the digital age.

Policy Recommendations

As the digital world continues to evolve at an unprecedented pace, legal frameworks designed to protect children must evolve with it. Given that children are increasingly participating in social media not only as users but also as commercial content creators, the need for a new legal framework has become both evident and urgent.

While experts emphasize that all policies concerning children must be guided by the best interests of the child, I would also like to present the following proposals for public discussion.

Recommendations

  • A specific legal framework should be established to regulate commercial social media content involving children.
  • Clear legal standards should govern children’s participation in advertising campaigns, brand partnerships, sponsorships, and other commercial promotional activities.
  • Income generated through children’s digital content should be legally protected and managed for the benefit of the child.
  • Children’s personal data, images, digital identities, and privacy should receive stronger legal protection.
  • Restrictions should be introduced on digital content that may negatively affect children’s physical, psychological, or emotional well-being.
  • National awareness and education programs on digital children’s rights should be developed for parents, caregivers, and families.
  • Social media platforms should establish more transparent monitoring and accountability mechanisms for commercial content involving children.
  • Child rights, digital ethics, advertising law, and platform responsibility should be addressed together within a comprehensive public policy framework.

A Call for Collective Responsibility

In order to encourage broad public dialogue and promote a shared understanding of this emerging issue, I would also like to bring renewed attention to the Digital Children’s Rights Declaration prepared by the Ministry of National Education of the Republic of Türkiye.

This declaration represents an important step toward strengthening children’s rights in the digital age and provides a valuable foundation for future national and international discussions on digital child protection.

DIGITAL CHILDREN’S RIGHTS DECLARATION

Ministry of National Education of the Republic of Türkiye

This Declaration is a call to action addressed to all stakeholders responsible for children’s digital safety.

While recognizing the opportunities that digital technologies provide for children’s education, development, and creativity, it also acknowledges the growing threats posed by online abuse, data breaches, cyberbullying, and digital inequality. Accordingly, all stakeholders are expected to assume their respective responsibilities.

The principal parties to this Declaration include parents, legal guardians, caregivers, teachers, school administrators, child health professionals, legal practitioners, social workers, policymakers, digital content creators, technology companies, and governments.

Each stakeholder bears a shared responsibility for ensuring the protection and well-being of children in the digital environment.

For the purposes of this Declaration:

  • “Child” refers to every individual under the age of eighteen.
  • “Digital environment” refers to all online platforms, digital services, applications, content, and interactive technologies made available through the internet and connected technologies.

Article 1

Every child has the right to benefit from information and communication technologies in a safe, fair, and meaningful manner.

Article 2

Protecting children’s physical, mental, and emotional well-being, privacy, and personal data in digital environments is the non-transferable and shared responsibility of parents, legal guardians, caregivers, teachers, school administrators, child health professionals, legal practitioners, social workers, digital content providers, technology companies, and governments.

Article 3

Any stakeholder who fails to educate and inform children about the digital world, exposes them to unlimited and uncontrolled screen use, or neglects to take appropriate protective measures shall be considered to have failed in their duty of care toward children.

Article 4

All digital services accessible to children must be designed with children’s development as a primary consideration.

Digital content targeting children, or content featuring children, shall not contain elements that may harm their physical, mental, or emotional development.

Children’s rights to privacy, informed consent, and the right to be forgotten shall be respected in all digital content and digital applications.

Practices that violate these rights shall not be permitted.

Article 5

Digital content involving children shall not include violence, hate speech, bullying, sexually explicit material, betting, gambling, or any other element capable of harming a child’s physical, mental, or emotional well-being.

Parents, legal guardians, caregivers, teachers, school administrators, child health professionals, legal practitioners, social workers, digital content providers, technology companies, and governments share a common responsibility to prevent exclusion, intentional isolation, discrimination, and harmful behavior directed toward children in digital and social environments.

Article 6

Children’s personal data shall be treated as sensitive personal data and protected by service providers under the supervision and oversight of the State.

Under no circumstances shall such data be commercialized or used in ways that may harm the child.

Digital service providers are responsible for ensuring that algorithms, recommendation systems, and digital content intended for children are safe, age-appropriate, and free from discrimination.

Article 7

Children, parents, legal guardians, caregivers, teachers, school administrators, child health professionals, and social workers shall have access to rapid, effective, and accessible reporting mechanisms and legal remedies concerning online abuse, violence, hate speech, bullying, sexually explicit content, threats, digital addiction, and other unlawful acts committed in digital environments.

Article 8

Relevant public institutions responsible for monitoring the obligations of parents, legal guardians, caregivers, educators, child health professionals, social workers, digital content providers, and technology companies can play a vital role in preventing child abuse by ensuring compliance with children’s digital rights and implementing effective protective measures.

Article 9

Every child has the right to receive accessible, age-appropriate, and high-quality digital literacy education in order to remain safe in the digital world.

States shall recognize digital literacy as an essential extension of the right to education and ensure that no child is deprived of this right.

Governments are responsible for providing the necessary resources to achieve this objective.

Article 10

States should support the development, regulation, and promotion of digital platforms that prioritize children’s safety, privacy, well-being, and healthy development.

Article 11

Every child has the right to remain safe within virtual reality and augmented reality environments.

States shall adopt appropriate measures to protect children from digital exploitation, identity violations, and privacy risks within immersive technologies.

Children shall also be protected against discriminatory or harmful assessments generated by artificial intelligence and automated decision-making systems.

Technology companies have a corresponding responsibility to implement effective safeguards.

Article 12

Every child has the right to international protection against violations of the rights recognized in this Declaration.

States should strengthen international cooperation in combating cybercrime, online child exploitation, illegal trafficking of personal data, and unlawful digital content, while establishing effective mechanisms for mutual legal assistance.

Article 13

Every child in the world, regardless of language, religion, race, nationality, or origin, shall enjoy equal protection under the principles established in this Declaration and shall be afforded the same level of care and respect within the digital environment.

The United Nations Convention on the Rights of the Child may also be accessed through the official link provided by the Ministry of National Education.

A Public Call

Through this investigative report, “The New Generation of Child Workers – Children of the Algorithm,” my aim is to contribute to a renewed discussion on children’s rights in the digital age.

The following chapters of this report will present a multidisciplinary analysis supported by the perspectives of child rights experts, legal scholars, academics, psychologists, communication specialists, digital media professionals, and policymakers.

This work is intended not merely as a journalistic investigation, but as a contribution to an international dialogue on children’s rights in an increasingly digital world.

The completed report is intended to be submitted to the relevant public institutions and international organizations for consideration, including the Grand National Assembly of Türkiye (TBMM), the Ministry of National Education of the Republic of Türkiye, the Ministry of Family and Social Services, UNESCO, and the United Nations, as well as parliamentary committees and expert bodies working in the fields of child rights, digital governance, education, and family policy.

The purpose of this report is not to accuse or target any individual, family, institution, company, or digital platform.

Rather, it seeks to draw attention to the new risks emerging in the digital age, encourage constructive public debate, and contribute to future legal and policy developments based on the best interests of the child, as recognized under international human rights law.

Children are not invisible workers of the digital economy.

They are the scientists, artists, educators, athletes, innovators, and leaders of tomorrow.

Protecting every child’s right to childhood is not solely the responsibility of parents.

It is a shared responsibility of families, governments, technology companies, educators, civil society, and the international community.

The digital future must never come at the expense of childhood.

Instead, technology should serve children’s development, dignity, safety, and well-being.

“The future of children must not be shaped by algorithms, but by a world where their rights are protected.”

“A child should never become a business model before becoming an adult.”

Burcu TUNA
Author | Futurist | Innovator | Researcher

burcutuna1@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu