Ülkemizde ve İzmir’de tarım

Konu “Tarım” olunca yazmaya sayfalar anlatmaya günler yetmez. Öyle ki ülkemiz açısından tarımda verimin arttırılması , girdilerin azaltılması , sorunlar , kooperatifler , ilgili kurum ve kuruluşların yapması gerekenler , ileri teknolojilerin kullanımı , eğitimi vb. gibi konuları yazmaya ya da anlatmaya zaman yetmez. Tabii bir de bunun İzmir ayağı var ki o konu başlı başına zaman ayırılması gereken bir konu. Dolayısı ile tarım son yılların ve de geleceğin en önemli konuların başında geliyor . Dünyadaki sorunlardan bahsederken bile “Tarım ve Su Sorunu” ilk sıralarda yer alıyor.

Tarım sektörü, gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve ekonomik sürdürülebirlik açısından ülkelerin stratejik sektörlerinden biridir. Türkiye sahip olduğu iklim çeşitliliği, verimli toprakları ve biyolojik zenginliği sayesinde önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte küresel rekabet, iklim değişikliği, artan girdi maliyetleri ve yapısal sorunlar Türkiye ‘de tarım sektörünün gelişimini sınırlayan faktörler arasında yer almaktadır.

Türkiye coğrafi konumu ve doğal kaynakları sayesinde tarımsal üretim açısından önemli avantajlara sahiptir. Farklı iklim tiplerinin aynı ülke içerisinde görülmesi tarımsal ürün çeşitliliğini artırmakta ve Türkiye’nin birçok üründe dünya üretiminde önemli bir paya sahip olmasını sağlamaktadır. Özellikle fındık, incir, kayısı, ve kiraz gibi ürünler de Türkiye dünya üretiminde üst sıralarda yer almaktadır.

Ancak tarım sektöründe yaşanan yapısal sorunlar üretim verimliliğinin istenilen seviyeye ulaşmasını engellemektedir. Arazi parçalanması, modern tarım teknolojilerin sınırlı kullanımı, yüksek girdi maliyetleri ve sulama altyapısındaki eksiklikler Türkiye tarımının temel sorunları arasında gösterilmektedir. Halbuki gelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin ileri teknoloji kullanımı, mekanizasyon  ve devlet destekleri sayesinde daha verimli hale geldiği belirtilmektedir. OECD tarafından hazırlanan raporda da bu konu özellikle belirtilmiştir.

Türkiye’de tarım sektörü ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir role sahiptir. Tarım sektörü hem kırsal nüfus için temel geçim kaynağı hem de gıda üretiminin temel kaynağıdır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde yaklaşık 23-24 milyon hektar tarım alanı bulunmaktadır. Başlıca tarımsal ürünler Buğday, Arpa, Mısır, Pamuk, Ayçiçeği, Şeker pancarı, Zeytin , Üzüm ve Fındıktır. Türkiye Fındık ( %67 ), Kiraz (%26), İncir (%27 ), Kayısı (%33) üretim ve ihracatında tek başına dünya lideridir.

Avrupa Birliği ülkelerinde  tarım işletmeleri genellikle daha büyük ölçeklidir. Büyük ölçekli işletmeler modern tarım teknolojilerinin kullanılmasını kolaylaştırmakta ve üretim maliyetlerini düşürmektedir. Dijital tarım teknolojileri , akıllı tarım sistemleri , sesör teknolojileri ve veri analitiği üretim süreçlerini daha verimli hale getirmektedir.

Türkiye’de ise arazi parçalanması nedeniyle tarım işletmeleri daha küçük ölçeklidir. Mekanizasyon seviyesi belirli bir düzeye ulaşmakla birlikte dijital tarım uygulamaları henüz yaygın değildir. Bununla birlikte arazi parçalanması , girdi maliyetleri, sulama sorunları ve tarımda örgütlenme eksikliği gibi sorunlar üreticilerin pazarlama gücünü azaltmaktadır.

Tarım sektörü bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye ‘de de devlet politikaları tarafından desteklenmektedir.Tarımsal destekler üreticilerin gelir seviyesini korumayı ve üretim sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu destekler şöyle sıralanabilir:

  • Mazot ve gübre destekleri
  • Prim destekleri
  • Kırsal kalkınma destekleri
  • Hayvancılık destekleri

Türkiye tarımının sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için yapısal reformların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunlar da başlıca şu şekildedir;

  • Arazi toplulaştırma
  • Modern sulama sistemleri
  • Tarımsal AR-GE yatırımları
  • Dijital tarım uygulamaları
  • Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi.

Burada bir de Agroekolojik Tarım dan da bahsetmek gerekir. Agroekolojinin etimolojisi:-Agro- Tarım, Eco – çevre , ev, Loji – Bilim.

 Prof. Dr. Tayfun Özkaya açıklamasında  iki tür tarım sisteminden bahseder.

  1. Endüstriyel Tarım – Tarım Kimyasalları
  2. Agroekolojik Tarım – Ekoloji

 

  • Tarım ilaçları yerine ev yapımı ilaçlar ( Arap sabunu – yağ karışımı)
  • Yabancı otlara ve toprağı nemli tutmak için malçlama ( örtüleme ) yeşil örtü
  • Kimyasal gübre yerine hayvan gübresi, kırmızı solucan gübresi, komposto, baklagil ekme.
  • Toprak işleme yerine pulluksuz Tarım , azaltılmış toprak işleme
  • Tarım sigortası ve risklere karşı ürün çeşitlendirme.

 Haesok Kim (Doğu ve Güneydoğu Asya Bölgesel Sekreteri)

“Agroekoloji olmadan gıda güvenliği sadece bir slogandır…Gıda egemenliği olmadan agroekoloji ise yalnızca bir teknolojidir” diyor.

Ege bölgesi ve İzmir ülke tarımı açısından yurdun diğer bölgelerine göre daha iyi durumda. Toprak verimliliği, tarımsal sulamanın daha verimli kullanılması , iklimin uygun olması ve tarımda çalışanların daha eğitimli olması ayrıca Ege Bölgesi’nin bir çok yerinde yıl içerisinde birkaç hasat yapılabilirliği  bölgeyi ve de İzmir’i bir adım öne çıkarıyor. İzmir yaklaşık 1200000 hektarlık bir alana sahip ve bunun % 28 ile % 29.5 alanın ekilebilir tarım arazisi olarak sınıflandırılmıştır. En fazla tarım arazisi olan ilçesi Bergama’dır.

2025 yılında Ege bölgesi tarım ürünleri ihracatı 7.5 milyar doları aşmış durumda. Bu dönemde İzmir 4 milyar 400 milyon dolarla bölgenin lideri durumundadır. İzmir tek başına Ege bölgesi tarım ürünleri ihracatının %58. ini karşılamaktadır.

Elbette konu tarım olunca kooperatiflerden de bahsetmemek olmaz. Ticaret Bakanlığı’nın kayıtlarına göre tarım, yapı, tüketim ,işletme gibi 48.000 den fazla kooperatif var. İzmir’de ise yaklaşık 650 kooperatif var ve sayıları her gün artıyor.

Türkiye’de üye sayısına göre en büyüğü Tarım Kredi Kooperatifleridir. 850.000  den fazla üyesi vardır. İzmir’in en önemli kooperatiflerinde ilk akla gelenler;

*Tire Süt Kooperatifi

*Bayındır Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifi

*Tarımsal Kalkınma ve diğer tarımsal amaçlı kooperatifler .

Sonuç olarak Türkiye ve de İzmir tarım sektöründe önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen yapısal sorunlar nedeniyle bu potansiyel tam olarak kullanılmamaktadır. Bunun için çözüm olarak kısaca ;

-Arazi toplulaştırma çalışmaları artırılmalıdır

-Modern sulama sistemleri yaygınlaştırılmalıdır

-Tarımsal teknoloji kullanımı teşvik edilmelidir.

-Kooperatifleşme güçlendirilmelidir.

Mehmet Aksaç

 

 

 

 

                 

                

              

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu