Özgürlüğe yolculuk; Amsterdam

Amsterdam, Hollanda’nın başkenti., Tüm dünyaca bilinen adıyla özgürlükler şehri. Masalsı sokakları, canlı renkleri ve eşsiz atmosferi ile büyüleyici bir şehir.

Kanal turunda gördüğüm rengarenk tekneler, çiçek pazarı ziyaretinde karşıma çıkan göz kamaştırıcı laleler ve tarihi meydanlardaki canlılığı ile Amsterdam, unutulmaz bir deneyim sunuyor. Eğer özgün bir yolculuk peşindeyseniz, bu tarihi Avrupa şehri, zengin tarihi ve modern kültürü ile tam size göre.

Amsterdam’a gittiğinizde ilk olarak mutlaka şehri kanallarından keşfetmelisiniz. Amsterdam’ın benzersiz mimarisi kanalların kenarında yansıdığında, gerçekten inanılmaz bir manzara ortaya çıkıyor. Bunu romantik tekne turuna çıkarak farklı bir perspektiften deneyimleyebilirsiniz. 

Daha sonra Vondelpark’ın yeşillikleri ile maceranıza devam edebilirsiniz. Şehrin ruhunu ve enerjisini keşfetmek için olmazsa olmazlardan. Burada yürüyüş yaparken, kuğulari izleyebilir, güneşin tadını çıkartabilir, yerel lezzetleri tadabilirsiniz.  Bu parkın doğal güzelliklerine, bisiklet yollarına ve açık hava etkinliklerine hayran kalacaksınız..

Amsterdam’ın tarihini keşfetmek için ise, özellikle Rijksmuseum, Van Gogh Müzesi ve Anne Frank Evi’ni ziyaret etmenizi öneririm. Rijksmuseum, Rembrandt’ın muhteşem eserleri ile dolu ve Hollanda sanatının en iyi örneklerine ev sahipliği yapıyor. Van Gogh Müzesi ise, ünlü ressamın 200 tablo, 500 çizim ve 700 mektubunu barındırıyor ve sanatının evrimini gözler önüne seriyor. Anne Frank Evi ise, tarihi ve duygusal bir yolculuk vaad ediyor. Burada Anne Frank’ın saklandığı yeri görebilir ve Nazi Almanyası’nın zulmüne karşı bir direniş hikayesini öğrenebilirsiniz.

Amsterdam, renkli çicek pazarları ile de ünlü. Çiçek pazarı akla gelince meşhur Bloemenmarkt’i ziyaret etmeden olmaz. Bu benzersiz pazarda rengarenk çiçekler ve bitkiler var. Burada gezinirken kendinizi adeta bir çiçek cenneti içinde hissedeceksiniz. Bu pazar Mazhar Alanson’un ” Sarı laleler ” şarkısına da ilham vermiştir. 

Dam meydanı ise Amsterdam’in kalbinde yer alır ve etrafında bir çok tarihi yapı bulunur. Burada Kraliyet Sarayı ve Nieuwe Kerk gibi onemli yapıları ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca, kraliçenin taç giyme törenlerinin de yapıldığı yer olarak da tarihe tanıklık eden Dam meydanı, Amsterdam’ın ruhunu temsil eder. 

Waterlooplein’deki bit pazarı ise, ilginç ve eşsiz bir deneyim sunuyor. Antika meraklıları için adeta bir vaha. Eğer farklı ve sürpriz dolu bir alışveriş deneyimi arıyorsanız tam size göre…

Leidseplein ve Rembrandplein meydanları, Amsterdam’ın canlı gece hayatının odak noktalarıdır. Buralarda akşam saatlerinde renkli bar ve kafelerde eğlencenin tadını çıkartabilir ve yerel lezzetlere doyabilir ve yürüyüşünüze meşhur Red Light District’te devam edebilirsiniz. Kentin sıradışı atmosferine tanıklık eden Red Light District, gündüzleri de ilgi çekici detaylara sahip..

Gelelim Amsterdam’ın gastronomi haritasına… 

Benim deneyip memnun kaldığım restoranlar arasında olan Mr. Porter, şehrin tepesinde muazzam bir manzaraya sahip ve özenle hazırlanmış yemekleri ile sizi etkileyecek.

Momo, Asya mutfağına özgü lezzetleri modern bir dokunuşla sunuyor. 

Castell, tarihi dokuya sahip mekanında sıcak bir atmosfer ve lezzetli seçenekler hazırlamış. Izakaya, Japon mutfağı tutkunları icin eğlenceli bir tercih olacaktır.

Supperclub ise sanat ve yemeği bir araya getirerek çok özel bir deneyim yaşatıyor.

Son olarak alışveriş severler için, Amsterdam oldukça cezbedici bir şehir. Kaliteli alışveriş icin De Negen Straatjes veya Kalverstraat gibi popüler alışveriş caddelerini önerebilirim.

Özetle Amsterdam eşsiz atmosferi, tarihi zenginlikleri ve canlı sokaklarıyla unutulmaz bir macera olacak.

Amsterdam her zevke hitap eden bir şehir !

Seda Altınbilek

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu