Önce Can Sonra Canan

Hiç unutmuyorum..Bir gazete bayiine ‘Neden İzmir ve bölge gazetelerini asmıyorsun?’ diye sorduğumda, hiç beklenmedik bir yanıt almıştım;’

‘Bana ne?’

İşte bu yüzden birçok gazetemiz, neredeyse yerlerde sürünüyor! Hadi bu bizim hatamız!

Ama büyük patronların ulusal gazeteleri var ya, onların durumu bizden de beter. İnanın bir gün büyük maddi destek almasalar, ertesi gün kapılarına kilit vururlar.

Diyeceksiniz bunun sporla ne ilgisi var? Nasıl siyasette ‘algı’ denilen taktik varsa, aynı sistem sporda da geçerli…

İşte Altınordu’yu da küme düşürdük!

Neden? Çünkü bizi kendi kulüplerimizden uzaklaştırdılar.İşimiz gücümüz üç büyükleri konuşmak. Onlarla yatıyor, onlarla kalkıyoruz. Galatasaray Şampiyon oldu…

Alpaslan Ege de İzmirli ama koyu bir Galatasaray taraftarı. Buca Belediyesi’nde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan sevgili Alpaslan Ege acaba Buca’nın bir zamanlar süper ligde olan takımından haberi var mı?

Merak ediyorum. Daha önceden bu kadar Galatasaray hayranı olduğunu bilseydim, İstanbullu meslektaşlarımıza, hatta TSYD’nin Genel Başkanı Oğuz Tongsir’den ‘Size Galatasaray Muhabiri lazım mı?’ diye ricada bulunurdum.

Bizim güzel bir sözümüz var;

‘Önce can, sonra canan!’ diye…

Ali Kıray halâ İzmirspor için çırpınsın, Atilla Köprülüoğlu Altınordu için çırpınsın. Celal Kiter Altay için çırpınsın . Bahri Vreskala, Dr. Şaban Acarbay İzmir için, İzmir sporu için mücadelelerini aralıksız sürdürsün. Ama bir kere ölü toprak serpilmiş birçoğumuzun üzerine ne yapsınlar?

 METİN OKTAY VE SÖZÜ; ‘YA NASİP!’

Galatasaray’ın eski şarkılarından birinde ‘Metin Oktay’ın ruhuyla’ deniliyor…

Metin Oktay Türk Futbol tarihinde ‘efsane’ isimlerden biri. İzmirli Metin Oktay, İzmirspor’dan eşi Oya Hanım’ın da araya girmesiyle Galatasaray’a gitmiş, gol krallıklarını attığı gollerle süsleyerek Galatasaray’ı şampiyonluklara taşımıştır.

Fenerbahçe kalesine attığı bir golde fileleri de parçalamış ve şarkılara konu olmuştur. Adına sahalar yapılan, heykelleri dikilen Galatasaraylı milli futbolcumuz Metin Oktay ile sayısız maçlara birlikte gittik.

Bir keresinde Uşak’a, Uşakspor maçına gitmiştik. Ben maçı yazacak ve müsabaka fotoğraflarını çekecektim. Maç sonunda soyunma odalarını da gazeteye bildireceğimden, Metin Oktay şoförle birlikte İzmir’e dönecekti.

‘Benim çektiğim filmleri gazetenin şoförüne teslim etti. Sonra da sen git, ben daha sonra Yaşar Eyice ile birlikte Ankara’dan gelen otobüslerden birine binip döneriz!’ dedi…

Yani beni yalnız başıma bırakmadı…

Öyle bir dost idi…’

Seyahatlerimizde Metin Oktay ‘Ne zaman?’ sorusuna hep ‘Ya nasip!’ diye yanıt verirdi…

‘Ya nasip!’ onun ağzından düşürmediği ‘dua’ gibi bir laftı…

 SÖZ NAMUSTUR!

Şimdi bir de ünlü futbolcularımızın kulüp veya forma aşkını ağızlarından dinleyelim:

Prof. Dr. Erkan Sevinç, Sezgin- Aynur Can, Ayfer- Hakan- Tolga Ülkü, Enver Kaya hasta Göztepe, Altay ve İzmirsporlu olmaktan başka İstanbul’dan Beşiktaşlı oldukları için onların da gönlünü yapayım ve ‘Sarı Fare Metin’ in ağzından nasıl Beşiktaşlı olduğunu nakledeyim:

‘Beşiktaş formasını giymeye başlamam sadece bir söz ile başladı.Benim babam hasta derecesinde Galatasaraylıydı o dönem Beşiktaş benimle ilgileniyordu, babam da Beşiktaş’a ‘söz’ vermişti.

Daha sonrasında Galatasaray devreye girdi, onlar da beni istiyordu. Ben de babamın hasta Galatasaray’lı olduğunu bildiğim için, ‘Baba ne zaman Galatasaray ile anlaşmaya gidiyoruz?’ dedim.

O da bana dönüp, ‘Beşiktaş’a gidiyorsun evlat, onlara söz verdik!’ dedi. Babam çocukluktan belli aşık olduğu renklere rağmen sözünü yemedi verdiği sözden dönmedi!’

Gerek futbolculuğu, gerekse teknik direktörlüğü tartışılmayacak Beşiktaşlı futbolculardan Rıza Çalımbay, Beşiktaş’ın üst üste şampiyon olduğu yıllarda ‘Efsane Başkan’ Süleyman Seba ile ilgili bir anısını da yine kendi ağzından dinleyelim:

‘Üst üste puan kayıpları yaşıyorduk! Gordon Milne’nin geleceği tartışılıyordu. O zaman ki yöneticiler, ‘artık gitmesi gerek!’ diyordu, Bunu da Rahmetli Süleyman Seba’ya ilettiler. Seba ise ‘Adana Demir maçını oynasın takım, ondan sonra bakarız!’ diyordu. Önümüzdeki Adana Demir maçını 1-0 kazansak ‘şükür’ diyecek durumdaydık.Maç bir başladı bir bitti tabelada; ‘10-0’ yazıyordu. Ardından takım inanılmaz bir havaya girdi; 3 sene ard arda şampiyonluk geldi. Rahmetlinin ‘1 maç daha bekleyelim!’ demesi Beşiktaş’a üst üste 3 şampiyonluk kazandırdı.”

HEPSİNDEN ÖNEMLİ 20 MADDE

Sibel Eryılmaz komşum. ‘Sinema ve televizyon emekçisi’ olarak kendini tanıtabilirim. Tabii ki, nasıl gazetelerde, medyada ‘arka plan’ kahramanları vardır, yazı işlerinde, sevgili Sibel de bu sektörün arka plan kahramanlarındandır. Belki bir gün kendisini uzun uzun anlatırım, yaptıklarını ve başarılarını. Geçen hafta sağlık kontrollarını yaptırıyordu.Kolesterolu biraz fazla çıkmış. Bir başka komşum, arkadaşım ise Mimar Vildan Kara. Vildan Kara’nın kızı da hem tiyatro hem de dizi sanatçısı, bir gün Berrak’ımızı da size tanıtırım…

Kadınlar bir araya gelince konu ne olur?

‘Diyet!’ değil mi?

Sibel ‘Balık etli’, Vildan Hanım ise ‘sıfır’ denilecek bir durumda…

‘Bu nasıl oluyor?’ diye sorduğumuzda, ‘sporcu’ olarak yanıtını verdi:

‘Yürümenin faydası!’…

Ben de ‘Yürümenin 20 Faydası’nı sizler için derledim, doktor arkadaşlarımdan öğrenerek…

İşte yürümenin faydaları:

1- Kilo kontrolünde yardımcı olur, 2- Herkes yapabilir, 3- Özel donanım gerektirmez, 4- Hareket yapmanın en basit yoludur, 5- Endişe ve depresyon belirtilerini azaltır, 6- Ağır bir egzersiz değildir, 7- LDL kötü kolesterolü azaltır, 8- HDL iyi kolesterolü yükseltir, 9- Tansiyonu azaltır, 10- Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır, 11- Şeker hastalığı tip 2’de riski azaltır ve hastalığın kontrolünde faydalıdır, 12- Vücuda bol oksijen sağlar, 13- Kemiklerin sağlam kalmasında yardımcıdır, 14- Kalp krizi riskini azaltır, 15- Toksinleri attırır, 16- Stres azaltır, 17- Vücuttaki D vitaminini arttırır, 18- Vücudu fit ve dengede tutar, 19- Kaslarınızı yağdan arındırır, 20- Ücretsizdir!…

 

Yaşar Eyice

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu