Atasözü deyip geçmeyin

Atasözlerimizden söz etmek istiyorum bu ay…

Bu konuya girmemin birkaç nedeni var. Birincisi, anlı şanlı yazarlar, editörler var ya, tarihten bu yana, her şeyi olduğu gibi kendilerine göre yontmuşlar.Bazı bilim insanlarına, akademisyenlere kızıyor, ‘çalıntı’ yaptıklarını yazıyoruz ya, edebiyatçılara ne diyelim?

Günümüzdekileri bu işten para kazananlara bırakıyorum.

Ben eski zamanlara gideyim..Şunu da belirteyim, bunun için çok geniş bir tarama yapmak gerekiyor.Her dilde de kendilerine göre ‘atasözleri’ bulunuyor.

Bu konularda çalışan, yıllarını ömürlerini verenler de…

 ‘Atasözü’ deyip, sakın geçmeyin…

Toplumbilim, ruhbilim, eğitimbilim, ekonomi, felsefe, tarih, ahlak, folklor… gibi birçok konuları ilgilendiren ve birçok yönlerden inceleme konusu  edilmeye değer olan bu ulusal varlıklar, deyiş güzelliği, anlatım gücü, kavram zenginliği bakımından pek önemli dil yapılarıdır.’

:Eski- yeni konuşma dillerinde, yazılar arasında kullanılmış ve kullanılmakta olan atasözleriyle deyimler, birçok kimseler tarafından derlenmiş, kitap halinde yayımlanmış ise de, ne gibi özellikleri olan söze ‘atasözü’, ne gibi özellikleri bulunan söze ‘deyim’ denilmek olduğunu ciddi şekilde incelememişler.

Tabiriyle ‘para kazanmak uğruna’ hep yanlış bilgi vermişler.

Herhalde, edebiyatçı meslektaşım Halil Vural benden çok daha iyisini bilir ama ben yine de yazayım:

Şinasi’nin Durub-i Emsal-i Osmanniyye’si olmak üzere bütün derlemeler, ‘atasözleri’ adı verilen ‘deyimlerle’, deyim adı altında verilen ‘atasözleriyle’ ya da ne atalar sözü, ne de deyim olan bir takım laflarla doludur

Bu karışıklık sürüp gidiyor.

Her iki söz çeşidinin ortak niteliği olan, ‘özlü’ kalıplaşmış, hoşa giden bir anlatım aracı olmak, bu sözleri birbirine karıştırmanın başlıca nedeni olduğu uzmanlarca belirtiliyor.

Özetle yanılma çok oluyor…

Önceki yıllarda ‘bilgi yarışmalarında’ bu hatalara çok rastlanıyordu.Şimdi bu yanılgıların ve yanlış bilgilerin önüne geçmek için işin kolayı şöyle bulundu: ‘Türk Dil Kurumuna göre…’

Ama dil bilimcilerin sanıyorum 40 yıl kadar önce, nasıl anlaşmazlığa düştüklerini, Türk dili ve edebiyatı ile ilgilenenler arasında bilmeyen yok gibidir. Belki bir gün anlaşmazlığa düşülen sözcük ve tümleçleri de yazarım.

Atasözlerimiz, ulusal varlıklarımızdır.

Allah ve peygamber sözleri gibi ruhumuza etki ederler.

İnandırıcı ve kutsaldır.

Atasözleri, geniş halk yığınlarının, yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuştur.

Belki biri söylemiş, anonim türküler gibi, dilden dile kulaktan kulağa, gelişmelere, yaşananlara göre, ortak dil olmuş, günümüze gelmiştir.

Ulusun ortak düşüncesi ve inanış ve tutumunu belirler.

Anlaşmazlıklarda bile bir atasözü bazen en büyük yargıcı, karar vericidir.

Atasözlerimiz, biçim olarak da, kavram olarak da bir takım özellikler taşır.

Atasözlerimiz, kalıplaşmış (klişe haline gelmiş) sözlerdir.

Ama şimdi örneklerini vereceğim gibi, değişiklik yapmakta üstümüze yok, gibi…

Atasözlerinde, sözcükler değiştirilip yerlerine, aynı anlamda olsa da, başka sözcükler konulamayacağı gibi sözdiziminin biçimi de bozulamaz.

Kural dinlemezlerden önce iki örnek vereyim:

“Derdini saklayan derman bulamaz!” sözündeki ‘derman’ yerine ‘ilaç’ denilemez.

‘Çalma elin kapısını, çalarlar kapını” sözü de, sözcüklerin sırası değiştirilerek, ‘Elin kapısını çalma, kapını çalarlar’ biçiminde söylenemez.

Ata sözleri kısa ve özlüdür.Az sözcükle çok şey anlatılır. Bu kadar anlatımdan sonra, kural tanımazlara bakalım…

*- “Yüce olur ise her ne kadar dağ,

Yol üstünden aşar yakın urağ!’ (Güvahî)

‘Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar’

*- “Ecel olduğu yoktur, havf ile def.” (Güvahî)

‘Korkunun ecele faydası yoktur’

*- “Bu mesel meşhurdur, kim dest ber hâlâyi dest.”  (Nev’i)

‘El elden üstündür’

*- “Ağlamak ne demek, kendi düşenler” (Levni)

‘Kendi düşen ağlamaz’

*- “Zeminin gûşu var derler meseldir” (Hıfzî)

‘Yerin kulağı var’

*- “Hoş gelir âvâze-i davul u zurna dûrdan” (Molla)

 ‘Davulun sesi uzaktan hoş gelir’

*- “Ağlar sabi bile, verin mememi” (Gufranî)

‘Ağlamayan çocuğa meme vermezler’

*- “Ki olur sabr ile koruk halva” (Hamdullah Hamdı)

‘Sabırlı koruk helva olur’

*- “Ki derler var, gönülden gönüle yol” ( Kemal Paşazade)

“Gönülden gönüle yol vardır’

 

Daha örnek çok…Konuya şunu da ilave edeyim..

Atasözleri başka dile çevrilebilir. Bu çeviride anlam kaybolmaz, sadece biçim özellikleri kaybolur.

Birçok uluslarda aynı anlamı taşıyan atasözleri de vardır.

Atalarımız, uzun denemelere dayanan yargılarını, gözlemlerini, genel kural, bilgice, düşünce ya da öğüt olarak da bize kadar getirdiler..

Birtakım töreleri, inanışları yansıtan ve kalıplaşmış biçimleri bulunan halk tarafından benimsenen özsözler de ‘atasözlerimiz’ olmuştur.

Yaşar Eyice

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu