Kirli Siyaset

Bol bol konuşuluyor ama kimse yazmıyor. Okumadım belki yazan olmuştur. Siyaset  “parası” olanın gireceği bir arena. Milletvekili ya da yerel yönetim seçimleri için adayları genel merkezler belirliyor. Aday adayları Ankara’ya kamp kuruyorlar. Otellerde çantalı bazı tipler. Bugün siyaset borsasında meclis üyeliği için güncel rakam 500 bin liradan başlarken ilçe belediyeler için 100 milyon liralara kadar gidiyor deniliyor. Geçen seçimlerde bir ilçe belediye başkanının aday olmak için 2 milyon dolar verdiğini söylediklerinde “hadi canım sende” demiştim. Ateş olan yerden duman çıkmıyor demek ki..

Bu paralar ödeniyor sonrası ? O aday seçildikten sonra müteahhitlerin kucağına düşer, ihaleler de, ruhsatlar da kayırmalar başlar. Aslında seçimlerde para faktörü yalnızca bugüne ait bir sorun da değil. Seçimlerde para faktörü çoktandır önem taşıyor. Aday adayı ayrıca tanıtım için harcamalar yapmak zorunda.  Bu konuda profesyoneller var. Para aldıklarını bir cilalıyorlar ki inanamazsınız. İdealmiş, fikirmiş, hizmetmiş, kimse artık bu lâfları dinlemiyor. Aday adayına ya da adaya “Paran var mı paran?” diye soruluyor.

Peki aday adaylığından adaylığa terfide kriter ne? Nedir atanan kişinin meziyeti? 2 dönem 3 dönem başkanlık yapmak meziyet değildir. Bazı işler vardır ki 15 dönem de yapsan bitiremezsin. Misal İzmir’de körfez ve trafik sorunu. Ben bildim bileli var. Şehir plancısı olmak bir meziyet olabilir mi? Konulara hakim olabilirsiniz ama pratik farklıdır. Tıp Fakültesi’nden mezun olup doğum yaptıramayan bir hekim gibi. Yaş ve cinsiyet te meziyet değildir. Sırf genç ya da kadın diye birisini aday gösteremezsiniz. Bazı tarikatlara, hemşeri gruplarına, mezheplere, etnik kökenlere, ağalara babalara dayanarak birini aday göstermek te bir meziyet değildir. Bir sivil toplum kuruluşunda başkan diye o kişiyi aday göstermemelisiniz. Her seçimde “allahın emri” ymiş gibi aday adaylığı için dosya almak ta komedidir. Ununu eleyip ipe serdikten sonra “yaa beni de çok istiyorlar.Ne yapayım”da bir meziyet değildir. Genel Başkan’a yalakalık yapmak hiç ama hiç meziyet değildir.

Nedir meziyet? Tek kelimeyle işini aşkla yapmak. Kim ne derse desin kenti için 7 gün 24 saat çalışmak..çalışmak..çalışmak..Yok depremmiş, yok hastalıkmış, yok selmiş, yok ekonomik krizmiş dinlememek. Vatandaşına her koşulda sarılmak, hizmet sunmak, söz verdiklerini hayata geçirmek…

Bugünlerde parti genel başkanlarının kafasındaki isimler ortalıkta saçılıyor.Adamların eşleri bile bilmezken bizim siyaset ulemaları nasıl biliyorlar o da ayrı konu. Ama bu konu üzerinde bizim bir yapay zeka çalışmamız olacak. Bir yazılım yapacağız ve Ankara’da otel lobilerinde el değiştiren çantaların içlerinde neler var göreceğiz. Parti başkanlarının beynine girmeye gerek yok.

Yıllardır süren “iki dudak “arasındaki bu atamaların çözümü 12 Eylül ürünü Siyasi Partiler Yasası’nın değişmesidir. Aday belirlemede delege ağalığına kurban gitmeyen bir ön seçim mutlaka gereklidir.

Haa bunu ben görür müyüm? İşte o şüpheli..

Erkan Sevinç

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu