İki sanatçı portresi

7 Mart akşamı Ayşegül Yeşilnil’in solist olarak katıldığı “Ella Fitzgerald Gecesi” ile başlayan 31.İzmir Avrupa Caz Festivali, Ondrej Krajnak’ın piyano solo konseri ile noktalandı.

Bu festivalde özellikle iki yabancı sanatçıyı sizlere daha yakından tanıtmak istedim. Konserleri izleyen ya da izleme fırsatı bulamayanlar için, bu iki sanatçı ile yaptığım özel konuşmaları sizlerle paylaşıyorum.

İlk sanatçımız, Suriye asıllı Fransız sanatçı Lynn Adib ..Prova sonrası AASSM’nin konuk odasında karşılıklı oturup söyleştik Lynn’le. Dedesi Osmanlı zamanında Antakya’da oturan, Hatay’ın Türkiye topraklarına katılmasıyla Şam’a göçen bir ailenin çocuğu… Babası kültürlü bir adam, şair… Zaten soyadları da oradan geliyor. Adib Türkçe’de Edip yani “yazınsal yapıtlar veren, yazınla uğraşan kimse” anlamına geliyor. Çok küçük yaşlarında Meryem Ana Kilise’sinde koroda yer alan sanatçı, burada özellikle İsviçre’li öğretmeni yardımıyla başta caz olmak üzere, değişik müzik türleriyle tanışıyor. Özellikle makamsal müziğe ilgi duyuyor. Sonra ailesi Kanada’ya göçüyor. Birkaç yıl orada kaldıktan sonra 2009 yılında Paris’e taşınıyor Lynn ve ailesi… Önce Amerikan Müzik Okulu ve ardından da Bölgesel Işıldama (Rayonnement) Konservatuvarı olarak adlandırabileceğimiz okula gidiyor. Bu okullarda Suriye’de başladığı flüt ve vokal derslerini daha yoğunlaştırıyor. Çok yetenekli bir Fransız sanatçı… Gerekirse eline kontrabası alıyor, bas sanatçısı Marc Buronfosse ile atışıyor, ya da flütü ile sahnede saksafon ve flüt çalan Stéphane Guillaume ile karşılıklı soru-cevap yapıyor. Bir başka özelliği de Vocal Processor aleti kullanıyor. Gerekirse, önceden söylediği melodileri tekrara alıyor, ya da kendine 2 ve 3’üncü vokalleri yapıyor bu alet sayesinde… Konserin en önemli parçalarından birisi de, kendi makamsal melodileri üzerine, I-Pod’dan babasının sesinden onun bir şiirini bize dinletmesiydi. Lynn bu parçada oldukça duygulu anlar yaşadı. Daha çok kendi bestelerine yer veren dörtlü (bu arada topluluğun Yunan asıllı sanatçısını da unutmayayım)  Elias (adını İlyas diye okuyor) Arapoglou’nun davul ve bendir süslemeleri ile çok renkli bir konser verdi, Avrupa Caz Festivali içinde…

Sizlere sunmak istediğim ikinci sanatçı, piyanist Ondrej Krajnac… Konser günü öncesi, kaldığı otelin lobisinde söyleşiyoruz sanatçıyla… Slovakya’nın Levice kentine doğan Ondrej 46 yaşında… Tam anlamıyla bir “harika çocuk”… Babası, Çekoslovakya bir arada iken, şehir şehir gezerek barlarda piyano çalan bir müzisyen. “Babamdan öğrendim” diyor özellikle caz müziğini… İlk çaldığı parça, henüz 6 yaşında iken “Autumn Leaves”. Başkent Bratislava’ya 200 kilometre uzaktaki Zilina kentindeki caz yarışması’na katılıp birinci olunca, ülkesinin müzik dünyasında dikkatleri çekiyor. 12 yaşında Macaristan (ki orta Avrupa cazının en iyi olduğu ülkedir) Budapeşte Caz Akademisi’nde eğitime başlıyor. Hemen ardından 1996’de Polonya’da girdiği ve yaklaşık yüzün üzerinde sanatçının katıldığı “Solo Piyano” yarışmasında birinci olunca bu kez Boston’daki Berklee Müzik Okulu’nda burs teklifi geliyor Ondrej’e… Gitmiyor! Şaşırıyor ve soruyorum “Neden gitmedin ve bu güzel teklifi reddettin?” Gülerek yanıtlıyor bu sorumu. “18 yaşımda evlendim ve gitmedim!” Birlikte gülüyoruz bu yanıtına… Ama artık yalnızca Slovakya’da değil, tüm Avrupa’da adını duyuruyor genç sanatçı. George Mraz gibi, caz dünyasının sayılı Avrupalı bascılarından birisiyle 4 yıl birlikte çalıyor, turnelere çıkıyor. Onun elinden tutan bir başka sanatçı da fenomen saksafon ustası Radovan Tariska. Onunla çeşitli projelerde yer alıyor. Değişik tatlar taşıyan “Elements” albümünü kaydediyorlar. Bir süre Amerikalı davulcu Ali Jackson Jr.’la Japonya’da konserler verdiğinden söz ediyor bu arada… “Peki” diye soruyorum, “bundan sonra?” Hemen önündeki defteri açıyor ve “20’sinde İzmir solo konserim, 21’inde İzmir üzerinden İstanbul ve Viyana… Oradan kısa bir yolculuktan sonra Bratislava’da olacağım. Triomla bir konserim var. Sizin anlayacağınız yoğun bir ilkbahar bekliyor beni”

Slovakya İstanbul Başkonsolosu ile İzmir Fahri Konsolosu Selçuk Borovalı’nın yardımcısı Petek hanım Ondrej’i alıp İzmir’i dolaştırmaya götürüyorlar … Ben de birlikte bir hatıra fotoğraf çektirip, yanından ayrılıyorum 

Ümit Tunçağ

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu