Bal Mezunlar Tiyatrosu’nun 10.yılı

Bundan tam 11 yıl önceydi. 2015 yılının Ekim ayı…

BAL (Bornova Anadolu Lisesi) mezunlarından bir kardeşim, avukat Ayşen Özkaya beni telefonla aradı ve “Abi, yanımda senin de çok iyi tanıdığın okulumuz mezunu yönetmen kardeşimiz var, Ant Aksan ve Onur Erdoğan (bu kardeşlerim 2010-2017 arasında Bornova Belediyesi Kültür Sanat danışmanlığı yaparken tanıştığım BBŞT’nin iki yetenekli tiyatro yönetmeniydi) onlarla birlikte BAL Mezunlar Tiyatrosu kurmak istiyoruz. Var mısın?”

“Bu da sorulur mu kardeşim? Ben o okula 1959 yılında girip, tam 7 yıl yatılı okumuş, o günkü adıyla İzmir Maarif Koleji 1966 mezunuyum. Tabii ki, elimden bir şeyler gelirse neden olmasın?” diyerek yanıtladım kardeşlerimi…

İşte, 2015’in Ekim ayında tam 18 İK/BAL mezunu bir araya geldik. Tiyatromuzun ilk kuralı bu okuldan mezun olmaktı. İkinci kural da oynayacağımız tüm oyunların gelirleri ile BALEV (BAL Vakfı) bursiyer öğrencilere katkıda bulunmaktı. Bugün geriye baktığımızda her iki kuralımızı da hakkıyla yerine getirdiğimizi büyük bir mutlulukla görüyoruz. Haydi şimdi sizlere bizim kısaca BALMET (Bal Mezunlar Tiyatrosu) dediğimiz grubumuzun sergilediği oyunları hatırlayalım.

İlk oyunumuz Dario Fo’nun “Klakson, Borazanlar ve Bırtlar”dı. Benim şansıma aynı kişinin canlandırıldığı iki rol düşmüştü. İşçi Antonio ile FİAT sahibi Agnelli’yi canlandırdım. Olay, metresiyle Torino’da bir meydanda flört eden Fiat işçisi Antonio’nun, korsanlar tarafından kaçırılan Fiat sahibi Agnelli’yi yüzü darmadağın bir halde bulması ile başlar. Ceketindeki kimliğiyle hastane kapısına bırakılan Agnelli’yi herkes Antonio sanır. Eşini çağırırlar. “Fotoğrafını getir, eşinin yüzünü plastik ameliyatla aynen yaparız” derler. 6 ay hiç konuşamayan Antonio (aslında Agnelli) bir anda konuşmaya başlayınca, işin rengi anlaşılır. Konuyu kavrayan Agnelli, tüm bakanlara tek tek mektup yazarak, “Kızıl Tugaylar tarafından kaçırıldım. Beni serbest bırakacaklar ama bir bakanı bize teslim etmen gerek diyorlar. Ben de SENİ seçtim” diyerek İtalya’yı yerinden oynatır. Tamamen kurgu olan bu oyun, ilk kez bir arada sahneye çıkan biz BAL mezunları için gerçekten büyük bir deneyim oldu.

İkinci oyunumuzu çok sevilen bir Türk yazarından seçtik. Sadık Şendil’in “YEDİ KOCALI HÜRMÜZ” oyununa gerçekten çok sıkı hazırlandık. Kadromuz biraz daha genişlemiş, aramıza yeni mezun kardeşlerimiz de katılmıştı. 2017 yılının Haziran ayında seyirci önüne çıkabildik. Bu müzikli ve danslı oyun hepimizi sıkı bir disiplin altına soktu. Kocaları tarafından paylaşılamayan bir Hürmüz vardı ortada . Benim payıma da kekeme Berber Hasan düşmüştü. Hürmüz’ü ve kocalarını toplayan Hoca bile işin altından zor çıkmıştı. Ama final şarkısı söylerken hepimiz bir şeyler başarmanın mutluluğunu yaşıyorduk ve tabii ki, oyunun sonunda seyirci alkışı yapılan işin bir ödülü oldu.

Bir oyun bitince hemen üçüncü gösteri için çalışmalara başladık. Çekirdek kadro değişmese de, bazı kardeşlerimiz işleri ya da başka nedenlerle ayrılıyor ama yerine yeni oyuncular gruba katılıyordu. Bu kez tiyatro dünyasının yıldız yazarı Bertold Brecht’in “MUTLU SON” adlı oyunu seçildi. Yine müzikli, danslı ve filmli bir oyundu bu. Bill’in balo salonundaki gangster topluluğu ve onların karşında dini Kurtuluş Ordusu (Salvation Army) İlk oyunda iki rolü oynayan orta yaşlı abilerine yine iki rol birden verdiler. Gangster Sam, banka soygunu sırasında kadın “MAMA SAM” oluyor ve herkesi aldatıyordu. Ama yine de, oyunun adındaki gibi, sonu mutlu oluyordu. Finalde hep beraber bu sevinci bir şarkıyla sonlandırıyorduk.  Ve yine seyircinin alkışlarıyla onca prova, film çekimi ve şarkıları çalışmanın karşılığını alıyorduk. Bu da selam veren tüm kardeşlerimin yüzüne yansıyordu.

BALMET artık yolunu bulmuştu, yaz ayları hariç her hafta çarşamba günü, yağmur , çamur demeden Bornova’da BALEVİ çalışma binamızda toplanıyor ve yeni bir serüvene yol alıyorduk. Tabii ki, sıra William Shakespear’e gelmişti. Onun “A MIDSUMMER NIGHT DREAM” adlı ünlü oyununu bu kez Can Yücel’in (kendisinin deyimiyle Türkçe söyleyen) çevirisi ile çalışmaya başladık. Oyunumuzun adı “BAHAR NOKTASI” idi.  Atina kral ve kraliçesi ile başlayan oyun  genç aşıklar gizemli orman içinde kaybolan ve cinlerle karşılaşan insanların çatışması olarak sürüyordu. Ama yönetim halkın içine inip oyunu tatlıya bağlıyordu. Sonunda alkışlar, selamlar ve gülen yüzler..

Birbirine iyice alışan BALMET oyuncuları bir oyunu bitirip, diğer oyunun provalarına başlıyordu artık. Kadrodaki herkes en azından birbirini görmeye koşturarak geliyordu. Nerdeyse profesyonelce bir yaşama dönüştürüyorduk oyun hazırlıklarımızı… Yönetmenlerimizden biri, sevgili Ant Aksan yıllardır planladığı işi bu yıl gerçekleştirdi ve Çınarlı mahallesinde, hem de Halkapınar metro ve tramvay durağına çok yakın bir yer alıp orayı güzel bir tiyatro mekanına çevirmeye girişti. Bugün İzmir’deki en düzgün Tiyatro sahnelerinden birini TİYATRO PERON u yaptı. Oyunlarımızı oynayabileceğimiz bir sahneye daha kavuşmuştuk. Ve tabii BALMET oyuncuları bir başka maceraya daha atıldı. Macar yazar Gyula Hay’in oyunu AT, değerli hocamız Özdemir Nutku’nun çevirisiyle bizim sahneye düşüverdi. Her ne kadar öykü, kendi atını senatör yapan Caligula’yı anlatsa da, aslında o yıllarda 2. Dünya Savaşına neden olan faşizme değiniyor ve halkın olmadık fikirler peşinde gitmesine hicivli bir dille anlatıyordu. Bir güç vardı ve herkes ona inanmalıydı. Ona tek inanmayan senatörü idi. Bu sahnede kullandığımız Queen topluluğunun BOHEMIAN RHAPSODY parçası herkesi şaşırtmadı değil. Bu arada Caligula at olmayı da dener. Yarattığı at, halk tarafından parçalanır . Hele bir de hiç kaybetmediği zar oyununda yenilince, pes eder sanıyorsunuz, ama sonuç güçlünün sözüne kalır yine de.. Oyunun sonu, yine alkışlar ve akıtılan terlerin, kazanılan bilet ücretlerinin BAL’da eğitim gören imkanı kısıtlı gençlerimize aktarılması sevinci…

2021 ve 2022 yılları tüm dünyada olduğu gibi, bizde de covid salgını molasına neden oldu.

2023 yılı başında tekrar bir araya gelen BALMET oyuncuları, bu kez İsviçreli yazar F. Dürrenmatt’ın “BEŞİNCİ FRANK” oyununu çalışmaya başladı. Oyun, beş nesildir halkı çeşitli yollarla sömüren Frank ailesinin bu kez bankacılık yoluyla nasıl yok etmeye çalıştığını anlatan bir gösteriydi… Şirkete yeni giren bir gencin nasıl kötü yola sürüklenmeye çalışıldığı anlatılır önce. Şirketin en güçlü kişilerinden birisinin dalavereleri sergilenir oyunun bir yerinde. Çalışanlar tam bir çarkın dişlileri gibi patronlarına döndürürler paraları… Frank yine de tüm geçmişinin kirliliğine rağmen sömürüsüne en yakın dostunun ölümüne neden olarak devam eder.  Sonunda o da ölür, mirası ne olacak diye düşünülürken, görme özürlü zalim Devlet Başkanı işi tatlıya bağlar (!) sömürünün devamını sağlar. Her oyunda olduğu gibi, alkışlar ve alkışlar… BALMET oyuncuları bu oyunu ancak 2023 sonu ve 2024 başında sergileyebildi. Hem kendimizi toparlamak zor olmuştu, hem de dekor ve kostümler de bayağı zamanımızı almıştı.

Bu kadar birbirine alışan oyuncular ve yönetmenimiz Onur Erdoğan, Reginald Rose’un tüm dünyada tanınan “12 ÖFKELİ ADAM” oyununu bu kez JÜRİ adıyla sahnelemeye karar verdi. Bu oyunun provalarına önce sahnede başlayan ekibimiz, sonra yönetmenimizin yönlendirmesiyle IMMERSIVE THEATRE (seyirci ile kaynaşmalı oyun) tarzına döndü. Türkiye’de çok denenmeyen bu tarz oyunda 12 jüri üyesi, 30-32 seyirci ile birlikte oturup, 75 dakika süren oyununu sergiliyor. Oyun sona erdiğinde oyuncular seyirciler arasında ayağa kalkıp selam veriyor. Geride bıraktığımız yılın son ayında bu oyumuzu İstanbul’a götürdük. Ve BAL mezunu bir kardeşimizin Plaza’sındaki toplantı salonunda iki seans oynadık. Tabii tüm yorucu yolculuk ve oyun sonunda ekibimiz bir özçekim yapıp aldığımız zevki paylaştık.

Şimdi ne mi yapıyoruz? Bir yandan JÜRİ oyunumuzu sürdürürken, yine F. Dürrenmatt’ın “YAŞLI KADININ ZİYARETİ”  adıyla yazdığı oyunu yine değişik bir yöntemle ZİYARET adıyla sahneye koymaya hazırlanıyoruz. Siz okuyucularımızı da oyunlarımıza bekleriz.

Ümit Tunçağ

 

 

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu