Akıllıya Hasret
Hep birlikte delirmeye başladık artık. İçimizdeki travmalar, ekonomik sıkıntılar, depremler, ölümler derken komple kafaları sıyırdık. Hırsımızı, acılarımızı önce doğadan çıkarır olduk sonra canlılardan! Şimdi sıra sokak hayvanlarına geldi. Neymiş ısırıyorlarmış. E onlar da delirdi tabii… İnsanlar birbirlerini ısırdıktan sonra… Doğrusu herkes haklı. Hayvan severlerde, ısırılanlar da. Ama hiçbir çözümün neticesi, toplu katliam olamaz!
Yokluktan çıldıranlar gibi varlıktan çıldıranlar da var elbet. Kimisi sapkınlığa sarmış kimisi sosyal medyada gösterişe.
Sabahattin Ali bizi yıllar önce uyarmıştı oysa “Günün birinde ya çıldıracağız ya da dünyaya hakim olacağız” Ne yazık ki dünyaya hakim olma uğruna insanlığımızı yitirdik… “Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.” Ah Sabahattin usta şu halimizi görsen neler dökülürdü kaleminden! Çoktan delirdik üstelik, bir duble rakı ateş pahası olmuşken!
Korkmak yok! Toparlanacağız gelecekte. İnsan olmayı hatırlayacağız. Baksanıza tarihe yine çıldırmış insanoğlu. Delilik bu padişah, kral, makam dinlemiyor anlayacağınız…
14 Ocak 1927 tarihli Milliyet gazetesinin 2.sayfasında Arap harfli Türkçe olarak yayımlanan “Deli Padişahlar” başlıklı Doktor Mazhar Osman Bey’in konferansının yayımlandığı haber şöyle..
“Deli Padişahlar
Dün akşam Türk Ocağı’nda Doktor Mazhar Osman Bey tarafından “veraset ve tereddi” hakkında bir konferans verilmiştir.
Verasetle nesle geçen ve sari hastalıkları, ahlaki seciye ve kusurlarından bahseden Mazhar Osman Bey, asil soydan bazen niçin soysuzlar dünyaya geldiğini, kibar sayılanların çocukları niçin işe yaramadığını, asaleti bozan amilleri, asalet kuvvetinin tekamül olmadığı takdirde kalmadığını izah etmiş ve ezcümle demiştir ki:
“Asil oldukları iddia edilen hanedanların nasıl soysuzlaşmış oldukları tespit edilmiştir. Sakıt hanedan, sefahat, alkol ve diğer yozlaşma amillerle yavaş yavaş bozulmuştu. Zaten en büyük asalet bile bu gibi tehlikeler karşısında ancak büsbütün kalkıyor ve sonra soysuzlaşmış oluyor. Bu hanedanın asaleti günden güne azalmış, münasebet-i cinsiyeye fevkalade düşkünlük, içkiye iptila, sarayın yozlaşmış terbiyeleri hanedan neslini bozmuştur. Bundan dolayı evlat katletmek gibi ileri derecede istihale alametleri ve daha şedit cinnetler görülmüştür.
Vak’ayı tarihiyede halkın anlayacağı derecede cinneti ileri gitmiş padişahlar meşhur ise de bu suretle tanınmayan cinneti hafif geçmiş ve bütün delilikleriyle milletin başına bela olmuş pek çokları da vardır. Erbabı fennin temas edebileceği son hanedan azasından Sultan Aziz’in mal-i hülya (vesvese, kuruntu, boş hayaller) müptela olduğu, oğlu Yusuf İzzettin’in senelerce aynı mal-i hülyayı taşıdığı ve hatta kendisini hastalığa tutulmuş zannederek bu fikri sabit yüzünden intihar ettiği anlaşılmıştır.
Abdürrahim Viyana bimarhanesinde (hastane) Hamid Sani cinnetle malul idi. Oğlu Abdürrahim de aynı hastalıkla malul olduğu halde bugün Viyana bimarhanesindedir. Şehzadelerden Alaaddin erken bunamaya müptela olmuş ve Abdülhalim de Paris’te hezeyan mürteiş (titreme hezeyanı) ile vefat etmişti.
Bu cinnetlerden maada psikopatlar, soysuzlaşmışlar, marazi derecede alkolikler son hanedan neslinde pek münteşir (yaygın) bir haldedir.
Mamafih bunlar yalnız bizim hanedanda değil, Avrupa’da da birçok hanedan bu suretle müruru zamanla necabet ve asaletini kaybetmiştir. En asil adam maddi ve maneviyesi yerinde olan bir köylüdür.”




