Egonun Şeytan Hali

Herhangi bir konuda tüm yetki elinizde olsaydı, ne hissederdiniz? Zor bir soru değil mi?

Eminim öncelik kendi menfaatleriniz olurdu. Kimseyi umursamadan her şey yapabilirdiniz. İstekleriniz başkalarının zararına bile olsa…

Otorite denen şeyin insanı vicdanından uzaklaştırdığına ve ilkel bilincin devreye girerek, kişisel isteklerin sınır tanımazlığına; tarihte ve günümüzde çok şahit olduk. Bir konuda veya yönetimde otoriteye sahip kişiler, kendilerine verilen itaat, güven; hakimiyet ve emretme kudreti, yaptırım koyma ve kullanma gücü… Tanrım!

İnsanoğlunun zayıf iradesi ve egosu için ne büyük bir sınav. Hiçbir insanın kaldırabileceği bir durum değil. Düşünsenize belli bir alan bile olsa Tanrının yerine geçmek! Ama gerçek şu ki hiçbir canlı mükemmel olamaz.

Sorun şu ki insanoğlu, otoriteye her zaman itaat eğilimindedir ve vicdanları asla sorgulamaz! Adeta kendi eliyle yarattıkları şeytana tapar gibidirler.

“Otoriteye dayalı hiçbir ahlak sistemi oluşturulamaz” Alfred Jules Ayer

Beni en etkileyen otorite örneğidir Adolf Hitler! O kadar insanı nasıl da canileştirdi?

Psikoloji dünyasının yakından tanıdığı, sosyal psikolog Milgram (1961) da, bu konuyu merak etmiş olacak ki bir deney tasarlamış.

”Milgram, insanın otoriteye nasıl boyun eğdiği anlamaya çalıştı ve sözde öğrenme-bellek konulu deneyi tasarladı. Deneyin kilit noktası, deneklerin şahsi vicdanlarıyla çelişen unsurların varlığına karşı otoriteye nasıl boyun eğdiklerini gösterebilmekti. Milgram’ın deneyine ilham veren soru ise şu:  Soykırımın sonuçları, Eichmann ve benzerleri tarafından da benimsenmekte miydi, yoksa bu kişiler otoriteye boyun eğdikleri için mi soykırım yaptılar?”, “İtaat ettirilerek bir insana kendi ahlaki sistemi dışında neler yaptırılabilir?”

Deneyi anlatacak olursak; Milgram, deneye katılmaları için para ödenen deneklere öğrenmede cezanın etkisi konulu bir çalışmanın parçası olacaklarını söyleyip onları (hileli bir kura ile) öğretmen, kendi adamını ise öğrenci rolüne sokup, öğrenciyi sesinin duyulabileceği ama kendisinin görülemeyeceği ayrı bir odaya koydu. Deney boyunca öğrenciye sorular sorulacak ve bilemediği sorularda öğretmenin düğmeye basması ile artan dozlarda elektrik şoku ile cezalandırılacaktı (aslında şok yok).

Öğretmene deneyin başında düşük akımlı bir şok uygulanarak öğrenciye nasıl bir ceza veriyor olduğu hakkında fikir de verilmiştir. 15 volttan başlayan elektrik akımında limit 450 volttur. Öğrencilerin önceden kaydedilen çığlıkları deney esnasında, elektrik şoku verildikçe öğretmenlere dinletilmektedir. Öğretmen ve öğrenci rollerinin gerçek kura ile belirlendiğini sanan denek öğretmenler, onların yerinde kendilerinin de bulunabileceğinin farkındadır.

Yine de deneyin sonuçlarına baktığımızda, 40 denekten hiçbiri 300 volttan önce deneyi terk etmez. Deneklerin %65’i (40 denekten 24’ü) öğrencilere 450 volta kadar elektrik vermiş, deneklerin çoğunun bunu yaptıklarına inanamadıkları, bunu yapmaktan rahatsızlık duydukları gözlenmiştir. Hiçbir yaptırımı olmadığı halde otoriteye uyum sağlandığı ortaya çıkmıştır. Buna göre kişinin kendisini bir araç olarak görmesine bağlı olarak kendi başlarınayken belki de yapmayacakları şiddet içerikli eylemlerin otoritenin emri altındayken yapabilecekleri sonucu çıkmaktadır.

Bu durumda yaptığın davranışın vicdan temeline dayanmadan sadece otoriteye itaat etmektedir. Ne kolay değil mi? Düşünmek ve irdelemeden tüm sorumluluğu otoriteye bağlamak! Yani robotlaşmak! “Ben yapmadım, onun dediğini yaptım” diyerek, kişinin içindeki kontrolsüz egoyu beslemek.

İtaat ihtiyacı , menfaatlerini korunmasıyla da paralellik gösterir. Kişinin savunmasızlık ya da ihtiyaç halinde, olması itaat etmeyi zorunlu kılar.  Siz deneklerin yaptıklarına, “ne iradesiz ve kişiliksiz bir durum” diyebilirsiniz ama hayatta en ufak konularda yetki verilen insanları gözlemlemenizi öneririm. Travmalarını ve acılarının acısını, verilen yetki sayesinde; başkalarından çıkarmaktadırlar. İşin tuhafı bunu kendilerinin dahi bilmemeleridir.

Deneyden 3 farklı sonuç elde edilmiş; öznel beyan, zaman faktörü ve EEG sonuçları.

  1. Öznel beyan sonuçlarına göre; itaat eden kişi, yaptığı eylemden dolayı kendisinin daha az sorumlu olduğunu söylüyor.
  2. İtaat eden kişi, yaptığı eylemin neticesinden sonra sesi duyması esnasına kadar olan sürecin daha uzun olduğunu söylüyor. Kendi özgür iradesi ile şok tuşuna basıyor olmasından sonra geçen sürenin, psikolojik zamanın geçişiyle ilgili bir his olarak, daha kısa süreli olduğunu düşünüyor. Kişinin kendi kendine kurduğu nedensellik ilişkisine göre, aradan geçen zaman hissi, sanki yapılan eylemin faili biz değilmişiz gibi bir algıya dönüşüyor olabilir. Zaman değişkeni, faillik hissinin azalmasıyla doğru orantılı gibi görünüyor.
  3. EEG sonuçlarına göre ise; asistan eğer kendi rızasıyla deneğe şok vermişse, bu durum beyinde daha fazla aktivasyona sebebiyet veriyor. İtaat altında ise daha düşük aktivasyon gerçekleşiyor.

Güven, üstün bir yargılama gücü, disiplin uygulama yeteneği ve korku uyandırma kapasitesi; bunlar bir otoritede bulunan niteliklerdir.

Gamze Cantürk

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu