Yar bana bi eğlence

Geleneksel kültürümüzün, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan o en renkli iki boyutlu gölge oyunu: Karagöz ve Hacivat… Perdenin arkasındaki o hayal dünyasını canlandırana “Karagöz oynatıcısı” ya da “hayalî” denir; onun yükünü sırtlayan çırak, yardak, dayrezen ve sandıkkarlar ise bu kadim geleneğin görünmez kahramanlarıdır.

Peki, kimdir bu perdenin asıl sahipleri? Gerçekten yaşayıp yaşamadıkları, yaşadıysalar da o hayatı nasıl tükettikleri net bilinmez. Ancak anlatılan o meşhur rivayete göre; Hacı İvaz Ağa (Hacivat) ile Trakya’nın Samakol köyünden gelen demirci ustası Karagöz, Orhan Gazi devrinde Bursa’da cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadığı gibi, nüktedan sohbetleriyle diğer işçileri de meşgul ederler. Caminin mimarı, Orhan Gazi’nin “Cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” tehdidinin stresiyle, gecikmeden bu iki kafadarı sorumlu tutar. Ne yazık ki Karagöz ve Hacivat, başları kesilerek idam edilir. Onları çok seven ve ölümlerine kahrolan Şeyh Küşteri ise bu acıyı dindirmek, onların hatırasını yaşatmak için kuklalarını yapar ve bir perdenin arkasından oynatmaya başlar. İşte o günden bugüne yankılanan en bilindik repliktir: “Yar bana bi eğlence!”

Gelin, bu bayram sabahında o eski perdenin tozunu yutalım ve ikilinin bitmek bilmeyen neşeli didişmelerine konuk olalım..

Hacivat’ımız Kurban bayramının heyecanıyla sabaha kadar uyuyamayınca, gecenin bir yarısında sabah namazına doğru, Karagözün evine doğru yola çıktı. Karagözün evine gelince, yine kapıyı hızlı hızlı yumruklayarak çalmaya başladı. Gecenin en derin uykusuna dalmış olan Karagöz bir hışımla korku içinde sıçrayarak kalktı, hanımına seslenerek.

-Kalk hanım kalk deprem oluyor çabuk kalk.

Hanımı uyanarak…

-Ne depremi Karagöz, kapı çalınıyor, bu gelen Hacivat galiba.

Karagöz hışımla…

-Uy Hacivat canın çıkmasın, Allah seni bildiği gibi yapsın…

Pencerenin pervazını açarak aşağıda bekleyen Hacivat’a bağırdı.

-Ne istiyorsun yine alacaklı gibi kapıyı yerinden sökerek.

-Uyandın mı Karagöz’üm?

-Yok, uyanmadım yatıyorum!

-Yatan Karagöz ise sen kimsin?

-Ben ebenin kocasıyım!

-Uy ben yanlış eve mi geldim?

-Evet, mezarlığa geldin.

-Ben mezarlıktan korkarım.

-Tamam, korkma ben Karagöz’üm, şimdi bayılırsın, gecenin bu vaktinde doktoru rahatsız etmeyelim.

Karagöz elinde gaz lambası ile aşağıya inerek kapıyı açtı.

-Ne istiyorsun gecenin bu yarısında?

-Uyuyamadım kurban bayramının sevincinde Karagöz’üm, sabah namazına az kaldı, beraber sabah namazını kılar, sonra bayram namazını kılarak kurbanlarımızı kesmeye gideriz dedim.

-Bayram sabahı gezmeye mi gidilir?

-Kurban kesmeye dedim.

-Ne ezmeye?

-Kurban kesmeye dedim.

-Şimdi toprak mı ezilir ne ezmesi, sen aklını mı kaçırdın, ezme gezme!

-Tamam, Karagözüm sen yine hırsını benden çıkaracaksın.

-Hırsızı evden mi çıkaracağız kimin evinde?

-Sizin evinizde.

-Bizim evde hırsız mı var?

-Hırsız yok da sen gibi hır çıkaran var.

-Ben hırlıyor muyum köpek miyim?

-Yok, Karagöz’üm parlayan demek istedim.

-Kimmiş ağlayan?

-Neden üzgünsün Hacivat’ım? Kurbanlık koçu mu kaybettin?

-Kaybettim evet, senin koçu benim kurban niyetiyle kesmeye geldim.

-Sen ne diyorsun, senin canın dayak istiyor, al sana al sana…

-Aman Karagöz’üm az yavaş vursana, gözümü çıkaracaksın!

Ben de oturdum güncel bir Karagöz Hacivat oyunu yazdım. Umarım beğenirsiniz

Mutlak Butlan ile görevden alınan Parti Genel Başkanı kente gelmiştir. Halka hitaben konuşması sonrası çalışmayı kendine vazife telakki eden kentin Şehremini ile Ak Pak İl Başkanı arasında yine Karagöz Hacivat atışması yaşanır. Zaten sık sık da yaşanmaktadır, yaşanacaktır.  

-Şu gördüğün arsa var ya arsa orası bomboş.. Yapsanıza millet bahçesi..

-Biraz daha kafanı kaldır da yalnızca iki yıl gibi kısa sürede tamamladığımız deprem konutlarını gör..

-Körfez ? Kocaeli Körfezi’ni merkezi hükümet temizliyor, İzmir’i temizlemiyor..

-Sana sağlanan imkânları doğru kullansana.. Körfezin kirlenmesini engelleyecek arıtma tesisleri karınca misali ilerliyor..

-Yapacağım da kaynak yetersiz..Krediler de onaylanmıyor..

-Daha önce defalarca anlattık, yine anlatıyoruz ama nafile. 130 milyar TL kaynak verdik sana.. Plansız personel politikalarına ve bankamatik anlayışına harcıyorsun.. Karşıyaka iskele önüne bir geçit yapmaktan acizsin.

-Sen ne diyorsun, senin canın dayak istiyor, al sana al sana…

-Aman Tugay’ım az yavaş vursana, gözümü çıkaracaksın!

Geçmiş ve günümüz..

Haydi, sabah ezanı okunuyor geç kalmayalım, daha sonra da bayram namazını kılalım, kurbanlarımızı Allah rızası için keselim, fakir fukaraya dağıtalım.

Yıkmadık perdeyi kapattık..

Sürçü lisan ettikse af ola, bayramınız mübarek ola.

Erkan Sevinç

 

 

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu