Çifte Sarmal

Son yılların en büyük sorunları; intihar ve cinayetler.
Yaşantımızı alt üst eden ‘çifte sarmal’..
Ne kadar konuşsakta  çözemediğimiz; iki büyük sorun.
İki dert, acı..
Artan rakamlar..
İntihar ve cinayetle dolu gazete sayfaları, TV haberleri, kahve, ev sohbetleri..
Bir türlü yanıtı bulunamayan ‘ Neden?’ sorusu!

O kadar yaygınlaştı ki..
Hemen her gün barış dünyamıza sıkılan kursunlar..
Cinayet.. Çoğu acımasızca.. Bir, iki değil; 15-20 kurşun..Bir , iki değil; 50-60 bıçak darbesi..
Bazen gerekçesizlik, bazen çatışma..
Sokaklarda, evlerde kan gölleri..
Vahşet, felaket..
Büyük acılar..

Ben hiç bir ‘hafifletici ‘ gerekçeyi duymak istemiyorum.
Vahşete yaratılan kılıfa ‘hayır’ diyorum.
Cinayetler furyasında ‘kadına şiddetin son halkası ‘.
Kadın cinayetleri..
Kadına bıçak, balta, tabanca, pompalı tüfek..

Varilde yakılan Pınar Gültekin’i nasıl unuturuz?
Unutmamalıyız da..
Allah’ım ne vahşet!
Ölümün en acımasız hali..
Şiddetin en kabul edilmezi..
Hem de ..Sevginin en güzel içeriği kadına..

Eğitim yetersizliği, ekonomik sıkıntılar, baş edilemeyen yalnızlıklar, sosyal yaşam ve medyanın sancıları, zaman zaman film ve TV dizileri furyasından taşan sapmalar, aile kurumundaki çatlaklar, toplumları sarıp sarmalayan şiddet psikolojisi, mafyalaşma, kabalaşma..
Daha onlarca neden..
Ve ne olursa olsun; artan cinayet istatistikleri..

Ve bu istatistiğe yansıyan vahşet..
Bir kurşundan defalarca bıçaklayıp, kesip, sonra da bir varil içinde yakmaya dek uzanan ‘insanlıktan çıkış’..
Suça sürüklenen çocuklar..
15-16 yaşındaki katiller..
Felaket!

Küçücük bir çocuk; Mattia Ahmet  Minguzzi cinayetindeki acı hala büyük.
Onu öldüren çocuklar ; bu ölümü kışkırtan ve destekleyenler olması daha büyük acı!

Neyse ki yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sözleri umut verici:
‘Kaygı verici bir durum. Suça sürüklenen çocuklar konusunu ciddi bir şekilde ele alıyoruz. Bu konuda yaptırım ve cezalar arttırılacak’.

Evet; bir adım. Yasalarda düzenleme çabası..Cezaları ağırlaştırma..
Sonuç? İstendiği gibi değil..

Ve intihar vakaları..
Çaresizlik dünyasının acı gerçekliği; intihar.
Bıkmışlığın ve tükenmişliğin son noktası..
Kısır bir döngü içinde yalnızlaşan insanlar!
Bir şekilde zehirlenmiş bir hayat.
Çözümsüzlük, hep kaos ve mutsuzluk girdabında mücadele..
Psikolojik çıkmaz..
Aşk,umut, özlem değil; varoluşun bir türlü aşılamayan boşluğu..
Nereden bakarsanız bakın; zor bir durum; üstelik acı verici.
Yorumlaması kolay gibi görünse de zor.
Eskiden bu kadar yaygın olmadığı kesin! İntihar da, cinayet de.,
Zaten istatistikler de bunu doğruluyor.

Toplumsal çürüme..Yaşanan darboğazlar..Duygu yüklenmeleri..
İç karamsarlık..Bir türlü sorunların üstesinden gelememe..Özgüven yetersizliği.
Boşluklar, hissizlik, amaçsızlık..Aile ve çevre baskısı..Eğitim eksikliği..
Anksiyete, depresyon, bipolar bozukluk..Madde bağımlılığı..Kayıplar..
Daha bir çok neden..

İntiharlar artıyor ..Bir furya adeta.. Kadında, erkekte..
Çok iyi hatırlıyorum; tarihe ilk sosyal medya intiharı olarak yansıyan vaka 2016’da bir Paris banliyösünde yaşanmıştı.Genç kız daha 18 yaşındaydı. 1,5 saatte anlata anlata canına kıymıştı.Ölümleri görmüş, boş ilişkilerden sıkılmış, sigaraya sığınmış, bir işe yaramadığını anlamış, eziyet ve kötülükler, hatta erkek arkadaş tecavüzü yaşamıştı, ‘Beni hiç bir şeyin mutlu etmediğini anladım’ diyordu.Kendisinden hep uzak olmuş ailesini sevmiyor; babasından nefret ediyordu.

İntihar furyası..
Yaşam yerine yoklukta huzur arayışı..
Derin umutsuzluk..Acımasız cinayetler..

Çifte sarmaldan çıkmak zorundayız!
İntihar ve cinayetleri azaltmak..
Toplumsal çürüme ve yıpranmayı önlemek..
Bunun için daha etkin bir eğitim sistemi..
Daha iyi yetişmiş, saygın ve bilgili öğretmenler..
Ruh sağlığı bilimine özen..
Rehberlik eğitimine de..
Ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için ortak mücadele..
Gelenek ve göreneklere, aile kurumuna daha çok sahip çıkma..
Karanlık değil; aydınlığın savunuculuğu..
Kötülük değil; iyiliğin..
Siyasetten başlayarak kavga ve çatışma dili yerine ‘sevgi egemenliği ’..
Savaş değil; barış..

Ancak bunlar kötüyü yıkıp; iyiye ulaşmanın yolu..
Bunlar intihar ve cinayet sarmalından sıyrılıp güzelliğe koşmanın yolu..
Bir denesek.. Biraz istesek..
Yıllar önce şu dizeleri yazmıştı Küçük İskender; ders alınası türden:
‘Öyle doluydu ki/ hayallerle içim/ İntihar etsem/ ölüm ruhuma düşmezdi’.
Hep olumluya yolculuk..

İyiliğe, güzelliğe..Kısa  bir süre önce vefat eden ‘aykırı’ ve farklı yazar, biliminsanı Prof. Yalçın Küçük de, şunları söylemişti:
‘Ölüm, son derece teoriktir. İntihar, eylemsiz ölümdür’.

Lütfen savunalım; iyilik, güzellik, yaşam, barış ve umudu..

Ya geçen ay okullarda yaşanan ‘öğrenci terörü’ne ne demeli?
Amerika’daki benzeri yaşananlar gibi..
Ne vahşet! Ne acımasızlık!
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş ‘taki acı örnekler doğru irdelenmeli..
Doğru teşhis ve tedavi! Neden sonuç ilişkisi!
Hem cinayet, hem intihar!
Çifte sarmal..
Bu iş okullara kadar indiyse ‘Biz nerde hata yaptık’ diye sormanın tam zamanı!
İş işten geçmeden..

Melike Toprak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu