Bir hikaye yazmamız gerekiyor
Turizm, insanların dinlenme, eğlenme, yeni yerler görme ve farklı kültürleri tanıma amacıyla yaptıkları seyahatları kapsayan önemli bir ekonomik ve sosyal faaliyetlerdir.Türkiye sahip olduğu tarihi miras, doğal güzellikler ve kültürel zenginlikler sayesinde dünyanın önde gelen Turizm ülkelerinden biridir. Bu nedenle Turizm sektörü, ülke ekonomisi ve toplum hayatı açısından büyük önem taşımaktadır.
Turizm, Türkiye ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Ülkeye gelen yabancı turistler, konaklama, ulaşım, yeme-içme ve alışveriş gibi alanlarda harcama yaparak döviz girdisi oluştururlar. Ayrıca Turizm sektörü, otellerden restoranlara , seyahat acentelerinden ulaşım sektörüne kadar bir çok işletmenin gelişmesine olanak tanır. Turizm sektörü doğrudan ve dolaylı olarak milyonlarca kişiye iş imkanı sunar. Otellerde restorantlarda, tur şirketlerinde, rehberlik hizmetlerinde ve ulaşım sektöründe çalışan bir çok kişi geçimini turizm sayesinde sağlamaktadır. Özellikle turistik bölgelerde yaşayanlar için turizm önemli bir gelir kaynağıdır.
Turizm , farklı kültürlerin birbirini tanımasına ve kültürel etkileşimin artmasına yardımcı olur. Ayrıca ülkemiz tarihi eserleri, doğal güzellikleri, deniz turizmi ve kış turizmi gibi birçok alanda büyük bir potansiyele sahiptir. İstanbul , Antalya , izmir, Kapadokya , Pamukkale ve Efes gibi önemli turizm merkezleri her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlamaktadır.
İzmir , Ege bölgesinin en önemli şehirlerinden biri.. Şehir , deniz turizmi, kültür turizmi , sağlık turizmi ve gastronomi turizmi gibi farklı alanlarda gelişmiş bir yapıya sahip bir kent.. Özellikle Çeşme, Alaçatı , Foça, Seferihisar ve Dikili gibi önemli destinasyonlar var. Bu bölgeler , temiz plajları , doğal güzellikleri ve turistik tesisleriyle her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist ağırlamaktadır. Şehir aynı zamanda tarihi zenginlikleriyle de dikkat çekmektedir. Efes antik kenti ,Bergama antik kenti, Agora ve Kadifekale gibi önemli miras alanları İzmir’in kültür turizmine büyük katkı sağlamaktadır. İzmir’in Kruvaziyer limanı , deniz yoluyla gelen turistlerin şehri ziyaret etmesine olanak veriyor. Yine İzmir termal tesisler ve İzmir mutfağı , zeytinyağlı yemekleri , deniz ürünleri ve yöresel lezzetleriyle gastronomi turizmi açısından önemli bir merkezdir.
İzmir… Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan, ticaretle, kültürle , hoşgörüyle anılan bir şehir. Egenin özgür ruhunu taşıyan, deniziyle, rüzgarıyla, insanıyla hafızalara kazınan bir kent. Ama bugün dürüstçe sormamız gerekiyor. Bu büyük potansiyeli turizmde gerçekten değerlendirebiliyor muyuz. ?
Antik çağlardan beri medeniyetlerin buluşma noktası olan bu coğrafyada, yalnızca deniz, kum, güneş üçgenine sıkışmış bir turizm anlayışı yeterli midir?
UNESCO mirası olan Efes antik kenti’ne sahip bir kent neden dünya turizm liginde daha üst sıralarda değil. Ege kıyılarına , yani ege denizinin o eşsiz maviliğine komşu olan bu kent, neden sezonu yalnızca birkaç aya sığdırmak zorunda kalıyor?
*Sezonun kısalığı
*Uluslar arası tanıtım eksikliği
*Kruvaziyer turizminin arzu edilen seviyeye ulaşamaması
*Altyapı sorunları
*Fiyat rekabeti
*Markalaşma eksikliği
*Yerel halkın turizmden yeterince pay alamaması….
Tüm bunlar birer başlık değil ; aslında birbirine bağlı zincirlerdir. Turizm bir bütüncül ekosistemdir. Eğer bir halka zayıfsa , tüm sistem etkilenir. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ; İzmir’in sorunu potansiyel eksiklik değildir. İzmir’in sorunu koordinasyon eksikliğidir. Parça parça yapılan çok iyi işler var fakat ortak bir stratejiye bağlanmadığında etkisi sınırlı kalıyor.
Turizm artık yalnızca yatak kapasitesi demek değildir.
Turizm artık yalnızca uçuş sayısı demek değildir.
Turizm artık sadece otel doluluk oranı demek değildir.
Turizm deneyim demektir.
Turizm hikaye demektir
Turizm sürdürülebilirlik demektir.
Turizm yerel halkın refahı demektir.
Bugün dünya turizmine baktığımızda şunu görüyoruz ; Başarılı destinasyonlar bir kimlik oluşturmuş şehirlerdir. İnsanlar artık sadece tatil yapmaya gitmiyor ; bir ruhu deneyimlemeye gidiyor. Peki İzmir’in turizm kimliği nedir?
Bir Gastronomi şehri mi?
Bir kültür rotası mı?
Bir kruvaziyer merkezi mi?
Bir sağlık turizm üssü mü?
Bir spor turizmi destinasyonu mu?
Bir kırsal ve ekoturizm merkezi mi?
Aslında cevap çok net. İzmir bunların hepsi olabilir. Ama bunun için parçalı değil , entegre bir stratejiye ihtiyacımız var.
Eğer biz turizmi yalnızca yaz aylarına sıkıştırırsak , yatırımcı kazanamaz, esnaf sürdürülebilir gelir elde edemez, istihdam kalıcı olmaz. Oysa İzmir’in iklimi , kültürel zenginliği ve coğrafi konumu 12 ay turizme son derece elverişlidir.
*Kongre turizmi
*Sağlık turizmi
*Gastronomi festivalleri
*Kültür – Sanat etkinlikleri
*Spor organizasyonları..
Bunlar yalnızca bir fikir değil; planlandığında gerçek dönüşüm araçlarıdır.
Bir diğer önemli başlık ta sürdürülebilirliktir
Turizm büyürken doğayı kaybedersek, aslında kendi geleceğimizi tüketmiş oluruz. Plansız yapılaşma, kıyıların betonlaşması, doğal alanların kontrolsüz kullanımı kısa vadede kazanç , uzun vadede kayıptır.Turizm kalkınma aracıdır ; ama doğru yönetilmezse yıpratıcı da olabilir.
Bu noktada yerel halkın rolü çok kritik. Eğer bir şehirde yaşayan insanlar turizmden fayda sağlamıyorsa , turizm o şehirde kalıcı olamaz. Kooperatifler, yerel üreticiler, kadın girişimciler, küçük esnaf vb turizmin içine mutlaka dahil edilmelidir. Çünkü turizm sadece turist için değil , şehir için yapılır..
Artık Dijital Çağ’dayız. Destinasyon algısı sosyal medya üzerinden şekilleniyor. İzmir’in uluslararası arenada daha güçlü bir marka dili oluşturması gerekiyor. Ortak bir hikaye , ortak bir görsel kimlik, ortak bir iletişim stratejisi şart!
Rakip destinasyonlar yalnızca coğrafi değil ; stratejik olarak ta yarışıyor. Yunan adaları ile fiyat ve deneyim karşılaştırmaları yapılırken, bizim farklılaşmamız gerekiyor. Fiyatla değil değerle rekabet etmeliyiz,
Değer nedir ?
Değer , özgünlük demektir.
Değer kültür demektir
Değer misafirperverlik demektir.
Değer kalite demektir.
İhtiyacımız olan ortak akıldır.Kamu temsilcileri ,Akademisyenler,Sektör paydaşları, Sivil toplum kuruluşları elele vermelidir.
İzmir geçmişiyle güçlü bir şehir. Ama biz geçmişle değil gelecek vizyonuyla konuşmalıyız. Eğer 2030 yılına kadar net hedefler koyarsak ; Turist sayısı. geceleme süresi gibi göstergelerde ölçülebilir ilerleme sağlayabiliriz.
Turizm tesadüflerle büyümez
Turizm planla büyür.
Turizm işbirliği ile büyür.
Turizm güvenle büyür. Ve en önemlisi turizm inançla büyür.
İzmir bir fırsatlar şehridir.
İzmir bir potansiyel şehridir.
İzmir bir hikaye şehridir
Bu hikayeyi yazmak ve dünyaya anlatmak bizim sorumluluğumuzdur.
Mehmet Aksaç




