Bayramlara bayramlar eklesek mi?
Patlamaya hazır bomba gibiydi millet.Vallahi bayram ilaç gibi geldi.
Reis , ‘9 gün’ diyene kadar tetik üzerindeki millet derin bir ‘oh’ çekti!
Seviyoruz; seviyoruz; bayramı seyranı..
Yahu partiler ; iki ileri bir geri; aynı hikayeleri konuşacaklarına; biri çıkıp dese ya; ‘Bayramlara bayram katacağız’.
Neden olmasın?
İstersek olur! Biraz gevşedik!
Sadece yan gelip yatmakta iyi geldi..
Yüksek uçak biletleri, pahalı otobüs yolculukları tamam da; yakın coğrafyalar da doldu taştı.
Yarı limoni, yarı ılıman hava sinirleri biraz gevşetti; teşhisim net..
Gençliğin durumu parlak değil!
Herkesin dilinde muhteşem yorumcu Leman Sam’ın ‘İlla illa’ şarkısı.. ‘İlla illa yurtdışı’.
İyi güzel de zor!
Mehmet Bey Amca’dan harçlık dilenmekten yorulan Onur; ‘NEET’sin bu gençlik’ deyip duruyor.
‘NEET’sin bu gençlik’ korosu..Uzun süre anlamadım! Sonra fısıldadılar; meğer ‘mecburen eve bağlı, evde oturan internet gençliği’ vurgusuymuş dediği.
‘Ne bilirdim ki, nerden bilirdim ki’.
Şarkı ama gerçek bu!Sayıları neredeyse 7 milyon..Yaşları 25-30.
Ne eğitimdeler, ne iş- güçleri var! NEET’sinler!
Biz NEEDek!
Pazarlarda tablo aynı; alıştık mı ne?
Domates 100 lira bantının üstünde; kabak – patlıcan idare eder 50-80, can erik iyisi 250 lira.
Karpuzda çıkmış; kilosu 70-80 lira.
Kabuklar artık daha mı kalın?
Ben de Neriman Abla’laştım mı ne!
Emekliler ciddi muhalefet! Her yerdeler!
Vallahi iyi bir zam koparmazlarsa iktidarın işi zor..
Çarşıda fiyatlar karışık; kahvede, çay ocaklarında kafalar..
Bakın çay ocakları diyorum; çoğaldı..
Çoğalsın..
Taburede hizmet ama çay 15 lira.
Saat uygulamasına geçip ölü saatlerde 10 liraya damping yapan da var.
Çağ böyle bir çağ!
Dedim ya kafalar karışık!
Bir yandan Ak Partili ‘hali vakti yerinde’ vekilin ‘eşine fakir kağıdı ‘ muhabbeti , yargıda bitmek bilmeyen ‘adalet isyanları’, diğer yanda Antalya, Uşak, Bolu ‘çanta dolusu paralar’. CHP’de mutlak butlanla gelen karmaşa..
İşler tatsız o ‘mutlak’ta; butlanı bilemem!
Büyükler bilir! O cenah; bu cenah!
İsyan, kavga, çatışma!
Vur abalıya da; abalı kim; vurulan kim belli değil!
‘Memleket elden gitti ’ diyenlere de katılıyorum; ‘Ahlak sükut etti ‘ diye haykıranlara da..
Siyaset tatsız! Sadece tatsız olsa; bir de güvensiz! İtibar diplerde!
‘Üç maymun’ oynansa da gerçek bu!
İyi de suçlu kim?
Biz ne ara böyle olduk?
Derin sosyolojik analizlere girecek halim yok; efsane hocamız Prof. Doğu Ergil tatlı tatlı anlatıyor; tabi anlayana:
‘Demokrasi yalnızca anayasa değil, yarışmadır . Siyasette kişilikler, programlar , fikirler ve kadrolar yarışır. Yarış bir kültürdür ; bazen kazanılır, bazen kaybedilir . Türkiye’de siyaset , genellikle iktidarı paylaşma değil, iktidarı ele geçirme ve bırakmama mantığı ile işledi, Muhalefet iktidarı düşman, iktidar muhalefeti tehdit olarak gördü. Bu yüzden her seçim neredeyse rejim krizine dönüştü ‘.
Vah ki ne vah! Politika da güven kayıp! Politikacıların çoğu da..
Yoksa.. Söyleyecek sözleri mi kalmadı!
Bilmem!
Politika içeriği poli – ticos; yani çok oyun!
Çok oyun da; milletin oyun izleyecek hali kalmadı; biline!
Bir oyun çevirirler mi; bilemem; ama inşallah! Hayırlısı!
Çarşıda – pazarda herkeste bir ‘arınma isteği’’Temiz politika! Yalan – dolana son!
Vallahi de billahi de ‘dürüst Ecevit ‘, beyefendi İsmail Cem, halk adamı Demirel, özü – sözü bir Türkeş/ Erbakan, farklı vizyonu ile Özal!
Olur mu olur!
Sevdiğim yazarlardan Tezer Özlü yıllar önce ne güzel söylemiş:
‘Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum’.
Ben de, ben de!
Evin yolu bin adım.,
Kahveden de, pazardan da.
‘Sağlıkta güvenilir liman’ Osman Hoca’nın( Müftüoğlu) bize bir gün bu ‘5 bin adım, 8 bin adım’ akıllarını vereceğini biliyordum; o yüzden ev hem coğrafik; hem jeopolitik!
Hem her yere yakın; hem 5 bin adım ; hem ‘vatan millet Sakarya’nın içinde, hem de dedikodu ve gıybetin tam ortasında!
Elde ne var; vallahi domates, biber, patlıcan.,Bir de can erik, salatalık, semizotu..
Biraz kilo da aldım da!
Dr.Hakan Tartan



