Meyhane mi dediniz?
Meyhane denilince muhtemelen çoğumuzun hakkında romanlar yazacağımız veya torunlarımıza bile aktaracağımız bazen gülerek bazen üzülerek hatta bazen anlatmaya bile utanacağımız anılarımız canlanır gözlerimizde . Çünkü Meyhane bir kültürdür. Bazen de eğitim yeri bile diyebiliriz. İçilir , sohbet edilir. Muhabbetin , gecenin sonunda kalkıp gitmenin bile bir adabı bir kuralı vardır. Meyhane sahiplerinin bile görevleri söz konusu. Öyle herkes mekan işletemez. Herkes müsterilerin sorunlarına duyarlı olamaz. Adam gelmiştir ama cebinde beş kuruşu yoktur ama derdi boyunu aşmıştır meyhaneci hemen durumu anlar o andan itibaren o müşteri meyhanecinin misafiridir. Meyhaneci herkesin ağır abisidir.
Meyhane kültürü aslında sadece “ içki içilen yer “ değil; başlı başına bir yaşam biçimi , sohbet geleneği ve kültürel ortamdır. Bu kültür geçmişten bugüne ciddi bir dönüşüm geçirdi.
Meyhaneler Osmanlı dönemlerinden beri vardı ve özellikle Galata , Beyoğlu gibi liman bölgelerinde yaygındı. Sadece içki içilen yer değil; şairlerin, yazarların, sanatçıların buluştuğu entelektüel ortamlardı. Akşamcı denilen müdavimler olurdu, herkes birbirini tanırdı. Mekanlar genelde salaş, samimi ve küçüktü..
Meyhanelerin kalbi mezelerdi. Elbette ki başrolde rakı olurdu yanında beyaz peynir , kavun, haydari,cacık,humus,fava, lakerda duruma göre ahtapot, kalamar, midye ve olmazsa olmazımız ızgara balık. Bakmayın şimdilerde herkese ayrı servis açıldığına önceden herkes aynı tabaktan alırdı. Bu kültür “ben yiyeyim” değil “ biz yiyelim” anlayışına dayanır.
Ülkemizde özellikle İstanbul merkezli meyhaneler revaçtaydı. İzmir’de ise meyhane kültürü daha çok Ege Mutfağı ve deniz ürünleri ile öne çıkardı, çıkıyor. Önceden bu meyhaneler “Kültür Mekanı”ydı şimdi ise çoğu restoran/bar formatına döndü ; müdavim kültürü azaldı yerini rezervasyon – masa döndürme sistemi aldı. Eskiden fasıl hakimdi şimdi ise dj,pop müzik,yüksek sesle eğlence gibi şeyler başladı.
Artık eski meyhane kültürü kalmadı diyebiliriz. Arz talep meselesi. Kimseyi suçlamamak lazım. Popüler kültür dediğimiz şey artık hayatımızın her alanında kendini gösteriyor. Ben bu yazımda günümüzün bir meyhanesinden bahsedeceğim . Eski meyhane kültürü ile bugünü yaşamayı çabalayan bir mekandan, Kalabalık Meyhane’den.. Geçmiş ile gelecek meyhane kültürü arasında iyi şeyler yapmaya çalışan başarılı bir işletmeden ve bu işletmenin sahibi Beşir’den..
Siz bir eğlence mekanını hiç gözlemlediniz mi ya da tek kişilik masada tahta sandalyede kalabalığı izlediniz mi ? Bir an müziğin kapalı olduğunu ama mekanda bulunanların müşterilerin oynadığını dans ettiğini kıvrak figürlerle gülen yüzlerle sağa sola ritmik hareketlerde bulunduğunu düşünün. O an insanların mutlu olduğunu en yalın bir şekilde görüyorsunuz. Ekonomik zorlukları , eş veya çocuk problemleri, patron veya iş arkadaşı sorunları kayboluyor. Belki de insanın olmak istediği en güzel zaman. Bazen müziği duymasan bile , yan masada kimler olduğunu düşünmeden kendini o ritme bırakmak istiyorsun . Her saniye daha çok rahatlama hissediyorsun. Gözlerini kapatıp seninle gelen sorunlardan arınmak istiyorsun.
Geçmişin meyhane havasını veren böyle bir mekanda güvenle oturuyorsunuz; aklınıza yan masadan rahatsızlık verecek birilerinin varlığı aklınıza gelmiyor bilakis yan masa ile kadehler paylaşılıyor ,sohbet paylaşılıyor eski meyhanelerde olduğu gibi. Raks ederken acaba diye düşünmüyorsunuz. Çay kahve molası vermek istiyorsunuz. Gülen yüzüyle Abidin hemen yanınızda bitiyor. Beşir hemen sizi izliyor. “Benlik bir şey var mı?” diye yardıma hazır.

Para konusuna girmiyorum bile . “Bir dahaki sefer geldiğinde verirsin.”diyor Beşir. Sürekli gülen yüzüyle Mardin Midyatlı Beşir Erol.Alsancak Kıbrıs Şehitleri’nde “Kalabalık Meyhane”yi açmış. İnsanlar eğlenirse .mekandan mutlu ayrılırsa O da mutlu oluyor. Eski meyhane kültürünü de biliyor ama değişen o kadar çok şey var ki. O da değişime ayak uyduramadan ayakta kalmanın imkansız olduğunun farkında ama yine de meyhane kültürünü yaşatmaya gayret ediyor. Mezeleri çok farklı. Girit mezesini özellikle tavsiye ediyorum. Müziği Hicaz veya Nihavent makamında değil ama kimseyi de rahatsız etmiyor.
Yani sevgili dostlar bizler elbette eski meyhane ortamlarını özlüyoruz ama yeni kuşak bunları kitaplardan okuyarak ya da büyüklerinden dinleyerek biliyor.

Eskiyi bulmak mümkün değil ama “Kalabalık Meyhane”yi bulduğuma da sevindim . O eski meyhane kültürünü günümüze uyarlamaya çalışan sevgili Beşir ve başta Abidin olmak üzere tüm çalışanları gönülden kutluyorum .
Umarım o eski meyhane kültürünü sonsuza kadar yaşatırlar. Ben Beşir’e güveniyorum ……
Mehmet Aksaç


