Savunmasını şarkı söyleyerek yapan avukat:Yücelay Sal

. Sal Türküola plak etiketiyle yayınlanan ilk teklisi “Unuttum”un gördüğü ilgi üzerine şimdilerde besteci ve yorumcu olarak müzik dünyasına adım atmaya hazırlanıyor

Yücelay Sal 1957 İzmir Bornova doğumlu ama Bayraklı’da büyümüş. Anne baba da İzmir doğumlu . Bütün tahsilini çalıştığı için akşam okudu. Namık Kemal Lisesi sonrası Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir dönem Yapı Kredi Bankası’nın avukatı olarak çalıştı,halen serbest avukatlık yapıyor. Bir koltukta birkaç karpuz taşıyanlardan. İlk şiiri 1985’te Milliyet Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’ne değer görülen şiirlerden oluşan “J” dosyası 1997’de görücüye çıktı. “J” kitabı, ilk baskısından 22 yıl sonra yeni baskısını yaptı. Sal Türküola plak etiketiyle yayınlanan ilk teklisi “Unuttum”un gördüğü ilgi üzerine şimdilerde besteci ve yorumcu olarak müzik dünyasına adım atmaya hazırlanıyor. Bu çok yönlü müthiş adamla Çeşme’de bir araya geldik.

 

“Doktorlardan çok müzisyen çıkıyor ama avukatlar daha ziyade siyasetin içinde”

 

“Evet. Doktorlardan daha çok müzisyen çıkıyor. Avukatlık daha durgun, durağan statik bir meslek. Benim müzisyenliğim hukukçuluğumdan da eski. Hukuk Fakültesi’nde orkestralarda çıkardım.Sahneye  mola verdiğimizde kenarda ben hukuk dersi çalışırdım.”

 

“Bu renkli öykünü senin ağzından dinleyelim”

 

“Şiir ile uğraşım çocuk yaşlara uzanıyor. En eski uğraşımın şiir olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Daha ilkokula başlamadan abilerime, ablamlarıma özenerek küçücük not defterlerime şiirler yazardım. Okuma yazmayı da daha okula gitmeden sökmüştüm. Bu arada matematiği de halletmeye çalıştım. Daha 4 yaşındayken 4 işlem yapıyordum. 6 yaşıma gelip okula yazdırdıklarında herşeyi bildiğim için ilkokul 1 sınıfı okumadım ve okulu 4 yılda bitirdim.İlkokula giderken müziğe olan ilgim de ortaya çıktı. Okulda çocuk korosunun başkanı olmuştum. Mandolin dersleri alıyordum.10 yaşında ortaokula başladığımda bu sefer gitar başladı. Yıl 1975 e geldiğinde ve amatörler sesler yarışmasında dereceye girince stüdyoya girip bir bant doldurdum. Radyo ve tv da yayınlandı bu bant. İlk tv programımda yanımda Nazan Öncel ve Suat Özerdem vardı. O programda ben Melike Demirağ’ın “hadi canım sende” şarkısını söyledim .Buradan besteciliğime geçmek istiyorum.Beni besteci yapan, besteciliğe yönlendiren Ali Kocatepe’dir. O tv programından sonra şarkıcı olmaya karar verdim ve Kocatepe’ye bir mektup yazdım. Sağolsun ilgilendi,  adının verildiği sokaktaki evinde randevulaştık. “hadi söyle bakalım” deyince “Yarınlar Bizim” ve “Yazık oldu yarınlara” yı söyledim,çok beğendi. Onun 1 numara plak firması vardı.Bana” Şu an İskender Doğan en rahat sanatçım,yapıyor bestelerini getiriyor plak yapıyoruz.keşke sen de sözler yazan şarkılar besteleyen bir adam olsaydın, bu kadar yoğunlukta sana zaman ayırmak zorunda kalmasaydım çok iyi olurdu” deyince “Tamam ali ağabey ben de besteler yapmaya çalışacağım”dedim. Bu besteler çoğalınca tekrar Ali abiyi aradım. Buluştuk, besteleri dinledi, “Bir 45lik yapalım işte a yüzüne bunu b yüzüne bunu koyalım ama bir ay bekleyeceğiz. Unkapanı’nda plak satışları birden düştü”dedi..O bir ay benim için geçmek bilmedi heyecanla bekledim.Bir ay sonra aradı dedi ki “bu kriz kalıcı bir kriz oldu insanlar artık 45 lik plak almamaya başladılar.Bir kaset alıyorlar a yüzüne 10, b yüzüne 10 şarkıyı bedavaya doldurtuyorlar.” Böylece plak planımız yattı.ancak Ali abinin hayata yönelik önerileri oldu. Ve şiir ve müziğin geri planda kaldığı bir dönem başladı benim için. Bu arada bir beste fabrikasına dönmüştüm .Çok sayıda bestem vardı gün ışığına çıkmamış. Söz ve müziğin birlikte ortaya çıktığı besteler yaptım. Sadece kendi sözlerimden değil ünlü şairlerin şiirlerinden de.”

“Yıllar sonra bir karar aldın”

“Çok yakın bir avukat arkadaşım kalp krizi ile bu dünyadan göçünce kafama dank etti Kafamda yazmayı planladığım onlarca şiir ,bestelemeyi düşündüğüm bir yığın beste var. Bunları yapıp gerekirse başka sanatçılara verip hayata geçirmeyi planladım. Müzik piyasasındaki dostlarım “niye kendin okumuyorsun bu eserleri” diye baskı yapınca şarkıları okuyup insanlara ulaştırmaya karar verdim.Şarkılar gün yüzüne çıktıkça bu coğrafyadaki insanlara kültürel anlamda katkıda bulunacağıma inanıyorum”

“Nasıl bir yol haritası çizdin?”

“Şu anda stüdyo kaydını tamamladığım 4 -5 şarkı mastering masasında duruyor. Ardından bunları hızlı bir şeklide dinleyenlere uğraştırmak gibi bir projemiz var.Bu arada konserlerimiz olacak,klip çekimlerimiz olacak.Beni renkli ve eğlenceli günlerin beklediğini düşünüyorum.Yorulacağız belki ama keyifli yorgunluklar olacak .İyi ve güzel yerlere geleceğimize ekip olarak inanıyoruz.Bir yandan şiir yazmalarım da devam ediyor.  Bunları da kitaplar şeklinde okurlarıma ulaştırmaya devam edeceğim”

“Hukuk,edebiyat,müzik..Başka nelerle ilgilenirsin?”

 

“İlgi alanları çok değişik ve yaygın insanlardan biriyim . Tiyatroculuk yönüm var. Son dönemlerde chef mastera ilgim var. Yemek yapmayı da yemeyi de çok severim..Okurum bol bol. Borges demiş ya “yaşamadım okudum” O şekil de..”

 

“Senin bir ünvanın var ondan da söz eder misin?”

“Savunmasını şarkı söyleyerek yapan avukat .. Bu ünvanı bana veren Türk şiirinin önemli isimlerinden Küçük İskender’dir. Bir kitabında şairlere bir takım sıfatlar yakıştırmıştı. Orada bana verilen sıfattır. Hatta bir sıfat ta daha ekledi; Fareli Köyün Fedaisi.”

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu