Umudu kesme yurdumdan!

Yaşadığımız toplumsal sorunlar,deprem ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle, heyecanını tam anlamıyla duyumsayamasak ve coşkusunu yeterince yaşayamasak da yeni bir yıla girdik. Yeni bir yıla girerken umudu canlandırmak ve yaşam sevincini diri tutmak gelenektir. Bu sade ve masum gelenekte, insanın hayata tutunmasının ve geleceğe yönelmesinin ipuçları ve izdüşümleri vardır!..

Hayatın güçlüklerine, sıkıntılarına ve zorluklarına karşı; bir anlamda güç toplama ve direnç yenilemedir bu güzel / anlamlı gelenekler… İnsanı dirençli kılar, yaşama bağlar ve geleceğe taşır.

‘Bir ışık parlar yeniden’

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, bu yıl da büyük ölçüde öyle olacak. Tüm haksızlıkların, adaletsizliklerin ve kötülüklerin, biten yılla birlikte geride kalmasını isteyeceğiz, dileyeceğiz… Çoğunlukla öyle olmayacağını, bu işin o kadar da kolay olmadığını bile bile, bu dileklerimizi bilincimizden ve yüreğimizden geçireceğiz.

Elbette yeni yılla birlikte, hayatın acı gerçekleri tüm acımasızlığıyla devam ediyor olacak. Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen olumsuz haberler, yine yüreklerimizi dağlayacak. Ancak biz yine de her şeye karşın, halkımızdan ve insanlıktan umudumuzu kesmeyeceğiz. Yürek tellerimizde, değerli sanatçımız Zülfü Livaneli’nin o ünlü ve güzelim bestesinin tınıları ses bulacak:

“Nasıl başlarsa fırtına / Öyle diner birdenbire / Bir ışık parlar yeniden / Karanlıklar arasından / Umudu kesme yurdundan…”

Kitleler ayakta ve alanlarda

Merhaba’nın sürekli ve dikkatli okurları, daha önce yayımlanan yazımızda (Önce ekmekler küçüldü!.. – Mehmet Şakir Örs / Merhaba Sayı:20 – Aralık 2022); dünyada ve ülkemizde gelir adaletsizliğinin büyüdüğüne, bölüşüm sorunlarının arttığına ve bunların da otoriterliği güçlendirdiğine dikkat çektiğimizi anımsayacaklardır. Aynı yazımızda, geçtiğimiz 2022 yılının küresel ve ülkesel düzeyde ‘adaletsizlik ve eşitsizlik yılı’ olduğunu vurgulamıştık.

Bu durum, birçok ülkede ve ülkemizde, toplumsal tepkilere ve yeni arayışlara da neden oluyor. Başta emekçiler ve yoksullar olmak üzere, ekonomik ve sosyal sorunların burgacında kıvranan toplumsal kesimler; birçok Avrupa ülkesinde alanlara çıkıyorlar ve tepkilerini ortaya koyuyorlar.

Cumhuriyetin 100’üncü yılı

2023 yılının ülkemiz ve halkımız açısından bir başka önemli yönü; Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yaşının, yıl boyu sürecek etkinliklerle kutlanacak olması. Elbette bu etkinlikler ve kutlamalar, 100’üncü yılın tepe noktası olacak 29 Ekim 2023 tarihine doğru daha da yoğunlaşacak.

İçinde bulunduğumuz ekonomik, sosyal ve siyasal koşullar, Cumhuriyetin 100’üncü yaşında ülkemiz için yeni bir değerlendirmeyi ve yapılanmayı zorunlu kılıyor. Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracak ve demokrasinin evrensel değerleriyle buluşturacak yeni bir siyasal ve toplumsal yaklaşım gündemdedir.

100’üncü yılda tarihi seçim

Cumhuriyetin ikinci yüzyılına damgasını vuracak bu yeni yaklaşımın ve yapılanmanın yolu, önümüzdeki seçimde demokrasi güçlerinin ve demokrasiden yana olanların başarısından geçmektedir.

Türkiye’nin ilerici, yurtsever ve demokrat güçleri, 2023’ün ilk yarısında yapılacak bu seçimden başarılı çıkabilmek için iş ve güç birliği yapmak zorundadır. Ülkemizde halen uygulanan sistem gereği özellikle büyük önem taşıyan cumhurbaşkanlığı seçiminde, ortak bir aday çevresinde güçlerini ve enerjilerini birleştirmelidir. TBMM seçiminde de muhalefetin ortak hedefi haline gelen ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’e geçişi sağlayacak milletvekili çoğunluğunu kazanmayı hedeflemelidir.

EYT başarısı, toplumun umudu oldu

Yıllardır hak mücadelesi veren Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT), uzun mücadeleler sonucu ve tam da seçim öncesinde, haklılıklarını kabul ettirerek elde ettikleri başarı, tüm kesimler için umut ışığı oldu. Toplumsal ve siyasal hakların ancak mücadele edilerek kazanılacağı gerçeği, hayatın içinde bir kez daha doğrulandı ve kanıtlandı.

EYT’lilerin uzun erimli bir mücadele sonucu elde ettikleri bu toplumsal başarı, birçok toplumsal kesim için örnek oluşturuyor. Bu mücadele süreci, yalnızca ülkemiz için değil diğer ülkelerdeki benzeri toplumsal mücadele süreçlerine de esin kaynağı ve moral oluyor.

Demokrasi / değişim / dönüşüm için, en geniş birliktelik

Bugünlerde gündemde önemli yer tutan bir başka önemli konu da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik cezalandırma ve siyaset yasağı hamleleridir. İmamoğlu ve muhalefet, Saraçhane’den verilen tepkiyi, şimdi tüm ülkeye yaygınlaştırmak istiyor. İstanbul belediyesine ve diğer muhalif belediyelere yönelik hamleler, başta o kentlerde yaşayanlar olmak üzere vatandaşın büyük çoğunluğundan tepki topluyor.

Unutulmamalıdır ki bütün bu olumsuzluklar, ancak demokrasi temelinde iş ve güç birliği yapılarak aşılabilir. Muhalefetin en geniş kesimleri, demokrasi / değişim / dönüşüm için tüm çabalarını ortaklaştırmalı ve en geniş birlikteliği sağlamalıdır. 6’lı Masa’nın son toplantısında alınan kararlar da bu yaklaşımı güçlendiriyor. Muhalefetin ortak adayının da büyük olasılıkla ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacağı, Ankara kulislerinde konuşuluyor. Sözün özü, şimdi muhalefetin tüm kesimleriyle ortaklaşıp, umudu büyütmesi ve körüklemesi gerekiyor.

Mehmet Şakir Örs

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu