52 ye 48 ceddi de tatilde

Al sana temmuz. İran karpuzu denize düşeli üç ay oldu; bize nerdeee!
Adana, Diyarbakır karpuzunu bekledik; o da yoklarda!
‘Tarım bitti’ filan diye de başlamayın; tatil modundayım! Ali Ekber kardeşim (Yıldırım) sabah akşam anlatıyor zaten..

Deniz zamanı deniz. Şöyle bir serinleme, ferahlık, serinlik. Sahillerdeki kalabalık, 150 liraya sandviç, 300 liraya lahmacun, 2000 liralık rakı – balık filan muhabbetiyle canımı da sıkmayın!

Biz değiştirecek değiliz ya memleketi! Alan memnun, veren memnun ki; her yer full!
Yahya Kemal Beyatlı’nın  efsane ‘sessiz gemi’  şiirindeki gibi:
‘Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden/ bir çok seneler geçti/ dönen yok seferinden..’.
Giden gidiyor, yiyen yiyor; hepsi bu..

Melahat Abla’nın da, Mehmet Bey Amca’nın da dolduruşuna gelmek yok; güya hepsi batacakmış, yok kara para aklanıyormuş filan..
Tatil yapacağım kardeşim tatil..
Bir Ağustos arada, sonra ‘Eylül’de gel’..
İşe güce, karmaşaya..
Doğalgaz desteği de bittiğine göre ‘soğuğa’, kara kışa!
Yılmak yok ; 3 seçimdir ‘yüzde 52’ye karşı yüzde 48’e demir atmış ceddin yılmaz  neferleriyiz biz!
Tatil dedikse tatil. Güneş dedikse güneş.

.
Ne ‘güneş yağları bile olmuş 300 kaat ‘ diyenleri dinliyorum, ne ‘plajlarda bir karış yer yok. Beach’lerde ateş pahası, bir aylık ev kirası’ değişmez şarkısını terennüm edenleri.Hayat tatil yapana güzel. Ben de ‘o güzelliklere katılmak istiyorum ‘Ben de.. Ben de..

Tutan mı var! Biliyorum ki; bazen bize engel yine biziz!
O zaman Cengiz Aytmatov Baba; ‘kopar zincirlerini gülsarı ‘..
Ahalideki muhalif sesler her dem devam..
Her zaman.. Her yerde..
Melahat Abla bu susar mı? Buldu mu ahaliyi; ha babam, de babam.,
Yok sahiller işgal  altındaymışta, yok pahalılık almış başını gidiyormuşta..
Sözler aynı, mekan farklı..
Vallahi bu Z kuşağı felaket; taşı gediğine koydu:
‘Ya teyzeciğim, iyi söylüyorsun, hoş söylüyorsun da, nerde sizinkiler? Biz koroya alıştık’.
Bak sen şu velede! Lafa bak lafa!
Muhalif locadan Altılı, 8’li, sonradan 9’lu masaya laf sokuyor da…
Ayıp mı ediyor ne!
Tam Melahat Abla ‘bütün tatil adrenali’ ile yüklenecekti ki; dinlemedi ‘fırlama’; son volüm Eypio açtı, mırıldana mırıldana tüydü..

Ne mi çalıyordu bangır bangır; ne bileyim; diken mi, gül mü; günah benim mi?; öyle şeyler işte!

Bana kalsa başka telden çalardım; biraz da Özkan Ağabeye (Uğur ) ‘evrenden güzel yansımalar gönderme’ arzusu ile MFÖ’den ‘peki peki anladık ‘ mesela..
Ya da ‘Vak the rock, vak vak the rock’..Bol bol vak vaklayarak..

Hal – i pür melalimizi daha iyi anlatmaz mıydı?

Dr.Hakan Tartan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu