Siyasetin saygın ismi Dr.Hakan Tartan’la politika, ekonomi ve toplumsal gelecek üzerine…

2026 umutlarla karşılandı; barış, huzur, sağlıklı bir ekonomi dileğinde bulunuldu; ama olmadı. Ciddi ekonomik krizler, dalgalı bir piyasa, savaş bulutları, kadına yönelik şiddet ve uyuşturucunun yaygınlaşması..Birçok sıkıntı. Siyasete de güven giderek azalıyor.

Bu süreçte ekonomik, politik ve sosyolojik gelişmeleri Türk siyasetinin saygın ve duayen isimlerinden Dr. Hakan Tartan’la değerlendirdik.

Kolay değil; Bülent Ecevit, Erdal İnönü, Aydın Güven Gürkan, İsmail Cem, Deniz Baykal ve Süleyman Demirel gibi önemli devlet adamları ile siyaset yapmış, derin dostluklar yaşamış. Onlardan ‘el almak’ değerli.

Bakanlık döneminde ilk kez işçiye check up uygulamasını ve ‘yerli ilaç sanayi’ hamlesini başlatmış, SSK / Bağ – Kur ve Emekli Sandığı entegrasyonu ile sağlık hizmetlerinin yaygınlaşmasını sağlamış, Bulgaristan göçmeni soydaşlarımızın özlük haklarını Türkiye ‘ye taşıyarak emekli olmaları konusunu çözmüş. İlk maaşları eliyle dağıtmış.

Belediye Başkanı olarak kente eğitim, sağlık ve kültürde sevgi elini uzatmış. Çevreci ve hayvansever bir başkan.Üniversite’de Hoca olarak gençlerin sevgilisi.Konferans, toplantı ve panellere katılarak bıkmadan ‘mutlu ve huzurlu Türkiye için’ neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

  1. Cumhuriyet Hükümeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 1992’de CHP kurucularından, İzmir’in kalbi Konak’ın geçmiş dönem Belediye Başkanı ve İzmir’in saygın sivil toplum kuruluşu İzmir Platformu’nun Genel Başkanı Dr. Hakan Tartan’la ekonomi, siyaset, yeni ve eski Türkiye ‘yi, toplumsal gelişmeleri konuştuk.

Siyaset nereye gidiyor? Erken seçim olur mu?

Siyaset hep toplumla kopuş içinde olduğu için erken seçim tartışmaları bitmez, biz de. Ben seçimlerin normal süresinden önce 2027 Ekim ya da kasım ayında yapılacağını düşünüyorum. Toplumsal baskı ve ekonomik sorunlar devam ettiği sürece iktidar da bu sese kulak vermek zorunda kalacaktır. Asıl soru şu; muhalefet bu sürece hazır mı? Çok net söylüyorum; halk siyasetin önünde. Çok iyi muhalefet yapıyor. Anketlere bakınca şaşırıyorum; kararsız seçmen yüzde 35. Büyük bir oran. Siyaset yapanlar bunu iyi irdelemeli. Mevlana’nın dediği gibi; yeni şeyler söylemek lazım cancağızım da, yeniyi keşfeden yok.

İktidar ve muhalefet partilerinin performansını nasıl buluyorsunuz genel anlamda?

Tayyip Bey (Erdoğan) ve Devlet Bey’in (Bahçeli) avantajları deneyim. Eksiler ise hayat pahalılığı ve yılların yıpranmışlığı. Milliyetçi partiler (İYİ, Anahtar ve Zafer) birlik olursa oy oranları yüzde 15’e ulaşır. CHP’de ise Özgür Özel’in yükselen bir grafiği var. Çok çalışkan ve istekli. Başarılı buluyorum.

Olumsuz nokta ise parti içi çatışmalar. CHP’de örgüt hep önemli ve değerlidir. Eğer örgütün sesine kulak verilmeye devam edilir, üye bazlı önseçim yapılırsa yüzde 30’un çok üzerine çıkılır. Tabi yarın ne gösterir bilinmez. Malum siyasette 24 saat bile çok uzun bir süre.

Bir de tabi vurgulamam gerek; başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere çok sayıda Belediye Başkanı ve bürokrat tutuklu. Kaçma şüphesi olmayan bu yöneticiler ve sanıklar için doğru karar; evrensel hukukun gereği tutuksuz yargılamadır. Bu gelişme toplumsal gerginliği de azaltır.

Temel sorunumuz ne?

Paylaşımcı bir ekonomi ve adalet. Evet, adalet devletin dinidir. Adalet olursa ekonomi de düzelir. Ekonomi sadece işçinin, memurun ve isteyen işverenin vergi verdiği bir anlayıştan çıkarılmalı. Rant ekonomisi dönüştürülmeli. Çok kazanan elbette çok vergi vermeli.

Dünyada savaş rüzgarları? Ekonomik kriz? Türkiye için çıkış nedir?

ABD Başkanı Trump’ın her canı sıkıldığında bir gerginlik yaratacağı anlaşıldı. Kendisini destekleyen kitleyi böyle canlı tutuyor. Ama dünyadaki gelişmeler pek de ABD lehine değil. Özellikle Çin’deki yükseliş ve planlama doğru okunmalı. Türkiye; Rusya ve Çin odaklı yeni bir ekonomik ve stratejik gelişimi daha derin ele almalı, tartışmalı. Etrafımız ateş çemberi; bu tabi ki rahatsızlık verici. ABD İran’da rejimi  değiştirmek istiyor. Bizim açımızdan olumsuz bir gelişme. Şunu söylemeliyim; özellikle bölgemiz açısından toprak bütünlüğü bozulan ülkelerde istikrar olmuyor. Savaşlar ve kaos ortada.  O zaman tehdit bize. Maalesef önümüzdeki 3-5 yıl hep çatışma ve savaş rüzgarları esecek.

Tarım zorda. Emekliler patlama noktasında? Çözüm var mı?

Tarımda yeni bir planlama ihtiyacı var. Üreten kesim desteklenmeli. Ama gerçekten üreten. Devlet destekliyor diye çiftçi olanlar var, onlarla olmaz. Gençler tarımdan kopuyor; bu önlenmeli. Çiftçi aileleri ve özellikle çocukları teşvik edilmeli. Örneğin, bu gençler üretim sürdürme taahhüdü ile yurtdışına eğitime gönderilmeli. Bu kadar önemli. Tarımsal üretim planlaması şart. Bir de kooperatifçilik geliştirilerek üretimin Türkiye ‘nin her yerinde devlet desteği ile doğru pazarlanması.

Emeklilere gelince; zorda oldukları ortada. Devlet emeklisini mutlu etmezse toplum da mutlu olmaz. Bir kere; en düşük emekli maaşı asgari ücrete eşitlenmeli. Sonrasında artışlar kademeli olmalı. Az maaş alana daha çok; çok maaş alana daha az. Bir de yılda iki kez verilen ikramiye var. Karar doğru, uygulama yanlış. Bu ikramiye değil, destek olmalı. İlk uygulandığı yıl 1600 asgari ücrete 1000 tl ikramiye vardı. Şimdi aynı gerekçe ile emekli desteği en az 17 bin 500 tl olmalı.

Ama.. Evet ama’sı var. Herkese emekli desteği olmaz. Destek ihtiyacı olan emekliye gerçekten katkı verecek kadar olmalı. Emekli milletvekili de, emekli general de, vali de destek alıyor; olmaz. İki evi, işyeri, yüksek maaşı olanlar destek almamalı. Zor mu; değil.

Ya çalışma yaşamı? Giderek kopan aileler? Uyuşturucu kullanımı?Sizin konularınız? Nereye gidiyoruz?

Maalesef büyük sorun. Eğitim sistemi tepeden tırnağa değişmeli. Zeka değil; akıl egemen olmalı. Akıl olursa vicdan da olur çünkü. Gençleri geleceğe hazırlayan, mesleki eğitim, el sanatlarını güçlendiren bir eğitim sistemi. Ezberci değil, öğretici.

Aile bağları zayıflıyor mu; evet. Kadına şiddet, toplumsal şiddet ve uyuşturucu kullanımı artıyor mu; evet. Temelinde eğitimdeki plansızlık yatıyor. Düzeltilebilir. Ayrıca ekonomik uçurumlar toplumsal huzursuzluğu besliyor. Türkiye ortadireği yeniden kazanmalı. Tüm ekonomik planlar ona göre yapılmalı. İnsanlar fakirleştikçe yasadışı yollara yöneliyor, mafya, yolsuzluk, hırsızlık büyüyor. Onun için hakça bölüşüm.

Kulakları çınlasın büyük devlet adamı Ecevit ‘in. Bir de benim eski bir Bakan olarak önerim; 4 gün çalışma. Haftada 4 gün. Dünyada örnekleri var ve başarılı. Verimliliği azaltmıyor, arttırıyor. Bu çalışma düzeni işverene de ekonomik artı olacaktır. Tabi sektörel ayrışmalar olabilir. İddia ediyorum; 4 gün çalışma düzeni aile bağlarını güçlendirir. Kopan aileleri birleştirir. Sevgiyi büyütür. Kimse kimseye zaman ayıramıyor, ayırsa da paylaşmıyor. Oysa 4 gün çalışma sistemi ile aileler de birbirine kavuşur.

Araç muayene istasyonu ve öldürülen polis?

Polis de öldürülüyorsa.. Kabul edilir bir şey değil; araç muayenesinde ‘polis katli’.Nereden bakarsan; ‘rezillik’.
Gencecik bir polis, dövülüyor, linç ediliyor, yaşamdan koparılıyor.Polis de göz göre öldürülüyorsa; ‘pes’.. Şimdi soruşturma; ‘hep sonradan gelir aklımız başımıza; hep sonradan’..
Ah Ahmet Kaya! 3-5 dakikalık kontrollerle ‘devletin kesesinden milyarlarca lira alan bu kuruma’ ihtiyaç var mı? Eskiden devlet kurumu yapardı; sorunsuzdu.
Şimdi devletin milyarlarca liralık kaybı var.
Hem para kazan; hem devletin polisini öldür!Oh ne ala! Bu sistem yeniden irdelenmeli.
Bu işi devlet yapsın; milyarlar boşa gitmesin!

Bektaş Türk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu